NİZİP

 KÜLLİYATI

 

http://www.vesiletunnecat.com/vesiletun/arsiv-kitap-oku/kulliyatlar/salihozbey/star%201183.JPG

 

 

Hazırlayan

Salih ÖZBEY

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İÇİNDEKİLER

 

Nizip Neresi –Okuma Parçası-

Nizip Adı ve Tarihi

Nizip Atasözleri

Nizip Bedesten

Nizip Caddeleri

Nizip Camiler

Nizip Coğrafi Konumu

Nizip Dua ve Bedduaları

Nizip Eğitim

Nizip Ekonomi

Nizip Fıstık

Nizip Folklorü

Nizip (Tarihi) Evler

Nizip Hamamları

Nizip Höyükleri

Nizip İz Bırakanlar

Nizip Kavşakları

Nizip Kilise

Nizip Köprüleri

Nizip Köyleri

Nizip Kültürü

Nizip Kütüphaneleri

Nizip Mahalle ve Sokakları

Nizip Nüfusu

Nizip Otelleri

Nizip Park ve Mesire Yerleri

Nizip Sabunhaneler

Nizip Sağlık

Nizip Sit Alanlar

Nizip Şivesi

Nizip Turizm

Nizip Türbeler

Nizip Türküleri

Nizip Ulaşım

Nizip Yöresel Yemekleri

Nizip Zeytin

Nizip Zeugma

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GİRİŞ

 

NİZİP NERESİ

 

–Okuma Parçası-

 

NİZİP Anadolu insanının kendisidir

 

Herkes bir yerden göçüp gelmiştir Nizip’e...  Belkıs mahallesinde oturuyorsa Ş.Urfa tarafından, Hafızpaşa tarafında oturuyorsa, Barak tarafından, sebze hali tarafında oturuyorsa dereköy tarafından göçüp gelmiş demektir. Nizipli iki kişi birbiriyle tanışırken adını sorduktan sonra, nerede oturuyorsun demezse mecbur hangi köydensin der. Nizip’te Nizip’in yerlisini bulmak İstanbul da İstanbulluyu bulmaktan zordur.

 

Yaşar ustayı herkes bilir. ‘Ayakkabıcı Yaşar ’Küçükken patlak lastik toplarımızı götürürdük ispirto ocağında ısıttığı yassı demirleri vardı. El tutulan yerlerine çaput bezler sarılı ,kızgın demirlerle, kalın siyah makasla kestiği lastik yamalarla kaynak yapardı. Altı tırtırlı siyah lastik top ayakkabılarının arkası hemen yırtılırdı da, onu da Yaşar ustaya kaynak ettirmeye götürürdük.işte o Yaşar ustanın Nizipli olduğunu söylerlerdi. Sarı saçlı, renkli gözlü, kısa sayılacak orta boylu , güler yüzlü ,çarşıda yürürken yolu üzerindeki her esnafa uğrar selam verir hayırlı işler dilerdi.

 

Nizipli köyden gelmiştir, amma köyü de beraberinde getirmiştir. Herkesin köyünde çiti çubuğu vardır. Yazları, hafta sonları bir fiil köye taşınılır çüt sürülür budam yapılır, ekin ekilir. Köyün işi Nizip’ten takip edilir. Babalar yeni yetişen evlatlarına kızar, malının içine gitmek istemiyorlar ,tarlasının, fıstığının başına götürsem tahımını (tarlanın sınırı) gösteremezler der.Sehre (Piknik) gibi gidin malınızın içine kebabınızı edin, yiyin için diye nasihat eder.Evlatlar ise haftada bir pazar günümüz var , onda da bizi köye götürüyorsunuz deyip bin bir bahanelerle yan çizerler.

 

 Köyde pek malı mülkü olmayanlar iki koyunuyla, bir keçisinide   getirmiştir. Alabilmişse köyüne gidebilecek yola yakın yerden, akrabalarının, köylülerinin yakınından, bodrum katlı, ambarlı, sıvasız bir ev alır köylüsünün oturduğu mahallenin haricinde ev alan la ilişkilere mesafe konur, köylüsünü beğenmedi, ta evi şehirli mahallesinden tuttu denerek kınanır, gerekmedikçe de onlara gidilmez, köyden ziyarete gelenler ilkin bütün akrabalarını oturduğu mahalleye gelir. Akrabaları geldiğini duyunca başına birikir, yakın akrabaların evinde birer gece misafir olur, en son olarak ta köylüsünden uzak oturana, eğer yakın akrabaysa haber salınır, filanın evindeyim gel diye .

 

Köyünden gelip Nizip de yerleşen ilkin davarlarını ambara yerleştirir. Önlerine akere(yemlik) koyar evimde ağanın eksim olmasın der. Komşular kokudan rahatsız olsa da kimse bir şey söylemez, katlanır yerine göre süt, yoğurt ağızla gönülleri alınır

 

( Hattı zatında Nizip’te kurban bayramı gelmeden önce herkes kurbanlığını alır, evimde iki üç ay arpa ile besleyeyim de besili olsun der.)

 

 İkinci iş olarak ta evin damına bir göz oda yapar, içine topraktan ocak yapıp betonla sıvayıp sağlam bir ekmek ocağı kondurur. Ocağın kondurulduğu yer ocaklık, ocaklığı olan evler, kışın açıkta ev ekmeği yapılamayacağı için komşular tarafından sevilen evler dir . Ev ekmeği Niziplinin vazgeçilmezidir. sabah kahvaltı hariç her öğün , ev ekmeği ile yenilecek yemekler yapılır. Yapılmasa bile sofrada baş köşeye yine ev ekmeği konur. Sırf ev ekmeği çabuk bitmesin diye fırından birkaç ekmek alınır, kışın alınan ekmekler tırnaklı, yazınsa ev ekmeği gibi kolay dürüm olması için açık(lavaş) ekmek alınır.

 

Fırınlar Nizip mutfağını neredeyse merkezini oluşturur. Gerçek Nizip li nerdeyse yemeklerinin tamamına yakınını fırında pişirir her evde beş altı tane fırın tepsisi olarak kullanılan hamadan vardır. Hamadanın kenarında kime ait olduğunu gösteren isim yazılır .Fırına gidip gelmede kıdemli hamadanların kenarında isim yazmaz. Kabaca ,küçük bir boya çalınır fırında boyu yetmediği için briket üzerinde, hamur yumaklarını tahtadan alıp tartmak ve uçundan bir parçasını koparmakla görevli çırağın bir görevi de fırına gelen tepsinin kimin tepsisi olduğuna bakmak, hangi yemeği getirdiğini akılda tutmak, bu hafızada tutmayı garantilemek için, kibrit kutusunun ön yüzünün yarısı kadar bir karton parçasına tepsiyi getireninin veya kime aitse onun adını yazıp iki ye katlayarak yemekle tepsinin arasına sığıştırır. Birde yemeği getirene ne zaman gelip almasını gerektiğini söyler.

 

Mahalle fırınları patlıcan kebabına kırk beş dakika derken, çarşı dakiler otuz dakika der. Hepsi lahmacun yapılması için gelen tepsileri sıraya koyar ama hangisinin sahibi erken gelirse ondan başlarlar yapmaya, herkeste bunu bildiği için lahmacunun ne zaman çıkmasını istiyorsa o zaman fırına gider.

 

Hiçbir fırında tepsi pişirme parası alınmaz. Fırıncılar derneği her sene tarife yazıp gönderdiğinde tepsi parası almak mecburidir derse de   kimse pişirme parası isteyemez, böyle olunca da fırının ocağında bazen tepsilerden ekmek pişirmeye yer kalmaz. Hele yaz olup ta ,patlıcan çıkınca ,fırında ocakçı ın da canı çıkar, her öğlen ve akşamda onlarca biber, patlıcan ,domates fırına getirilir. Ocakçı hiç bir şey demeden ,ek bir ücret istemeden pişirir. Patlıcanlar çok fazla olduğu için, tepsi dayanmaz, poşetle fırına gönderilir. Tartıcı bunları sayarak şişe saplar yada tavaya dizer tabi bazen (sıklıkla )patlıcanlar karışır. Üçer beşer paylaşılır, tepsilerin karıştı gıda olur tepsi karıştığında ilk fark eden fırıncıyı uyarır, fırıncı tartıcıya kızar, tartıcı hemen olası tepsinin benzerini kim tarafından götürüldüyse onun evine koşar, yemek yemeden yetişirse tepsiler değişir, yoksa herkes elindeki tepsiye razı olur.Yarın boş tepsiler fırına gönderilir , tepsiler fırıncı tarafından değiştirilip sahiplerine tartıcı ile iade edilir.

 

    Fırının yanında bir kasap ,önünde de bir nohutçu olur ama her nohutçunun nohudu yenmez .Kahvaltısında kemikle pişmiş nohudu eksik etmeyenler nohudu iyi yapandan, ekmeği de mahallesinin fırınından alır. Kimsede buna gocunmaz. Evde kahvaltı yapmayan Nizipli işe giderken bir nohut dürümü alırda gider. Hele kimi vardır ki üşenmez en iyi nohutçu kimse sabah motorla ta ona gider (tercihe göre ya eski postanenin oraya yada kütüphanenin eski yerinin önündeki fırının) oradan alır.

 

Nizip kütüphanesi gezici kütüphaneler kadar hareketlidir .Hareketi geleninin gideninin çokluğundan değildir. Zaten gelmek için önce bir kimliğinizin olması gerekir. Nizipli bir çocuk hayatında ilk kez nüfus cüzdanıyla kütüphane sayesinde tanışır. Öğretmen ;şu ödevi kütüphanede araştıracaksınız dedikten sonra, giderken yanınızda kimliğinizi de götürmeyi unutmayın diye ünler. Öğretmen Nizipli değilse, öğrenci beraber gideceği arkadaşı yada abisin den kimliğin gerektiğini öğrenir. Annesinden kendi kimliğini ister, annesi kimliği de ne yapacaksın diye sorduğunda, o an büyümüş, biri edasıyla kütüphaneye gideceğim der. Kütüphane sözü anneyi ikna etmiştir. Hemen televizyon büfesinin üzerindeki camlı sandığı özenle aşağı indirir, kilit yerinde olmasına rağmen hiç kimsenin kilitlemediği bu camlı sandığı acar. Çocukta bu gizemli sandıkçığın içini yakından görme fırsatı bulmuş olur, üsteki renkli birkaç kumaş ve kenarı özel olarak işletilmiş yazmalar kaldırıldıktan sonra altından sıra sıra kimliklerden biri seçilerek çocuğa verilir.Böylece çocuğun kimliği ile ilk karşılaşması gerçekleşmiş olur.

 

Çocuk bir kimlik sahibi olmuştur. Kütüphaneye giderken kimliği döş cebinde gururla taşır, kütüphaneden içeri girer girmez daha kimse bir şey demeden kimliğini gösterir, istenilen yere kimliğini bırakır kütüphane tarihindeki kalabalık günlerinden birini yaşar. Ödev arama sezonunun haricinde ise kütüphane farklı bir işlev kazanır. ÖSYM sınavına hazırlanmak için sıcak ve sessiz bir yer arayanlar ile okuldaki kızlarla buluşa bilmek için masum ve sosyal bir yer arayan çocukların ilk gençlik arkadaşlarının, aşkların filizlendiği yerdir Nizip kütüphanesi. Her ne kadar kütüphaneci başka yerde buluşun diye bozulsa da çocuklar ödevimiz var deyip, kalınından iki kitap masaya açarak kütüphaneciyi savuştururlar

 

Kütüphaneciler, kütüphaneye pek gelinsin istemezler sanki, bu yüzden kütüphaneye birkaç kez gitmiş her Niziplinin kütüphaneden kovulma anısı vardır.

 

Benimde var tabi; birincisi ilk okul yılarında o zaman kütüphane Ali Alkan ın arka tarafındaki bodrum katından çıkmış, şimdiki iki nolu sağlık ocağının milli eğitim tarafındaki kapısının bulunduğu kısımdaydı. Yaz tatilinde sık sık kütüphaneye, ciltlenmiş çocuk dergilerini okumaya giderdim. Oradaki görevli kütüphanenin tek müdavimi olan benden sıkıldı .(O zamanlar kütüphaneciye ya ödevini söylerdin yada okuyacağın kitabı söylerdin, oda arka taraflardan bir yerden kitabı alır getirirdi.) Her gün her gün ne bu yeter artık sana kitap mitap yok yürü bakalım dedi. Bende yürüyüp gittim.

 

 İlk olarak turistik otelin arka tarafındaki, bodrum katında tanıştığım kütüphaneden beş yüz metre yukarısından, benim bildiğim üçüncü yerinden kovuldum. Kütüphane şimdiki özel idare iş hanının doğusundaki küçük parkın yerindeki, kaymakam lojmanından, ziraat bankın arka tarafına taşınana kadar eski kitap satan bir iki dükkandan teksas, tomkis kiralayarak okuma serüvenime okumayı seven her Nizipli çocuk gibi devam ettim. Göz uçuyla baktığım kütüphanede, Bozan abi oradaysa hemen dalardım. Bozan abi gerçek bir kütüphaneciydi, güler yüzünü kimseden esirgemezdi, çocuklardan bile, hatta bu güler yüzünden cesaret alıp, masasına gidip, masasının önündeki sandalye oturup, sehpadaki gazeteyi, o,masada otururken okuduğum bile olmuştur. Büyüdüğümüzde bazen bizimle konuşurdu bile, kütüphaneye yıllar sonra en son uğradığımda kütüphane eczanenin üstündeki otelin karşısına taşınmıştı.

 

 Tek gitmeyi cesaret edemediğim için (Bozan abi emekli olmuştu) bir arkadaşa birlikte çıkalım dedim. Çıktık görevlimi, görevlinin yanında oturan birimi? Giremeziniz. Şu an,kapalıyız, öğle arası dedi. Duvardaki devlet demir yoları saati 11:50,yi gösteriyordu. Çıktık tabi, yine kovulmuştuk.

 

Nizip de yaşam pek değişmez her yerden aniden çıkan motosikletler, esnaf kahvelerinin önünde sıra sıra dizilir. O kahvenin etrafındaki esnaflar, ikinci el motor ve nokya telefon alıp satarlar.

 

Niziplinin kendine has değerleri vardır. Delileri gibi Nizip delilerini sever onlara kıymet verir, bu yüzden çevreden bazen deli getirip Nizip’e bırakıp gidenlerde olur.Yazın pakta ,çay bahçesinde otururken deli kanlının biri yanağınıza buse kondurup, seni seviyorum derse,çay içiyorsanız çay ,yoksa sigara ikram etmeniz gerekir.Yada elinizi kalbinize koyup eyvallah derseniz onunda gönlü hoş olur. Meczup fırıncıdan ekmek ister, alır ,  kebapçıya içi boş ekmeği gösterir içine kavurma koyarlar ,kahveye giderse, çay isterse çay ,sigara isterse sigara verirler ,sala duyduğunda mevtanın başında kabire kadar gider,mevtanın sahipleri de deliye harçlığını verir. Nizip delisinin kıymetini bilir.Rahmetli deli Erdal kocaman bedeniyle ,gövdesini zor kuşatan şalvarıyla adeta Nizip’in nazar boncuğuydu. Bebekleri görünce sevinci yüzünün tüm kaslarını harekete geçirirdi. Nizipli saymadığı birine Almancı gömlek gömlek derdi. Kimsede hatırını kırmaz,(çok)renkli bir gömlek alırdı Erdal’a öldüğünde bin kadar gömleğinin olduğunu söylüyorlardı .Nur içinde yatsın .

 

Niziplinin kendi değerleri vardır.Doğan görünümlü şahin, güneye bakan, köşe başı ev, beyaz renk, yerli otomobil, nokya cep telefonu gibi bunlar diğerlerinden her zaman ayırt edilen kıymet verilen özelliklerdir.

 

 Nizip’te motorlar yaşam biçiminin göstergesidir. Ön ve arka çamurluğu çıkarılmış ,yan kapağı sökülmüş, ince bisiklet tekeri takılmış ise motorun sahibi deli kanlı, yarış tutkunu demek tir. Bitmeyen otobanda pazar günleri parasına yarışa gidiliyordur, eğer motorun silindiri elden geçirilip benzin tüketimini artırmak için eğeleme çalışmasından geçirilmişse, (farklıysa) muhtemelen bu motor kazanamadığı ilk yarıştan sonra, genç tarafından yakılacak olan deposunun bir tarafında liselim, diğer tarafında çatla emi yazan motordur . Motor normal , yan kapakları takılı, bakımlı temiz ise, sahibi olgunlaşma sürecinde , ailesinin sözünü dinleyen , askerliği yakın veya askerden yeni gelmiş mümtaz bir deli kanlıdır. Bunlar genelde motoru kilitlerken hortum takılmış zincir ile kilitlemeyi değil de, direksiyonunu arasındaki demir parçasıyla kilitlemeyi tercih ederler. Eğer motorun üzerinde kilimden bir heybe var ise işte geçek motor kullanıcıları bunlardır.

 

Bunlar evine ailesine düşkün Niziplilerdir ve aynı zamanda motor hakimiyeti mükemmel olan insanlardır. Motoru üreten firmalar motorun bu şekilde kullanıla bileceğini! Tahmin etmiş değillerdir.

 

 Evin reisi motosiklete biner, hemen önüne ilk okula gitmekte olan çocuğu oturtur, onun önüne, deponun üzerine, daha küçük çocuğu oturtur. Hanım arkada, sandalyede oturur gibi yan oturur, sağ eliyle kocasını belinden kavrarken diğer eliyle kucağındaki bebeğini tutar. Bu düzende, en ünlü motor akrobatlarının yapamayacağı hareketleri Nizip trafiğin içinde, engelli, çukurlu yolarda, sanki piknikte, kırda gezi yormuş gibi serin kanlılıkla sergiler. Nizip’te motor o kadar yaygındır ki nerdeyse herkesin motoru vardır , hele arabası olanın kesin birde motoru vardır.

 

Nizip’in içinde gerekmedikçe arabayı kullanmaz, motorla dolaşır yağmur yağmadıkça da motor dan inmez.

 

Nizip’te yağmur daha çok baharları yağar. Köylünün yağıştan memnun olduğu hiç görülmemiştir. Yağışın çok olduğu senelerden birinde, yağış bu sene çok oldu diyen köylülere ne çoğu yav televizyonda görmediniz mi Trakya yı nasıl sel götürdü diyen, beş dönemdir muhtar olan, yaşlı köy muhtarıyla aynı köy dolmuşu içinde ben de vardım. Her ne kadar yağmur az yağdı diye şikayetçi olsa da gök yüzü biraz bulutlarla kapansa,gökte güneşi göremese Niziplinin morali bozulur , her yeri karamsarlık sarar, yüzler asılır ,canlar sıkılır insanlar erkenden çarşılardan çekilir.

 

Nizip’in yazı sıcaktır,ama sıcaklık 40 dereceyi geçmeyene kadar kimse sıcak oldu demez. 40 dereceyi geçince ,öğle saatlerinde dışarı çıkma yasağı konmuş gibi ,mecbur kalanların haricindeki herkes öğle uykusuna yatmıştır . Dışarıdakiler ise gölge yerlerde, duvar diplerinde hizalanarak güneşten saklana saklana yürümeye çalışırlar.

 

İkindi serinliği ile birlikte hayatı (iç avlusu) olmayan yeni evlerinde yaşam kapı ününde devam eder. İç etmek için fıstıkçılardan alınan fıstıklar kapı önünde, briketlerin üzerine höyüklenerek yığılıp çoluk çocukla, demir eğelerle kırılır.

 

Yaşlılar küçük yer minderlerinde yada sandalyede gölge kaldırımlarda sohbet eder.

 

Yaz Nizip için çalışma demektir. Amelenin ele geçmediği zamandır. Arpalar, buğdaylar biçilir, mercimekler Nizip’te ki mercimek fabrikalarına işlenmeye verilir. Üzümler kesilir, pekmezler çıkarılar fıstıklar kırılır. Her eve iyi kötü üzüm girer, boz yada ben fıstık girer.. Üzümler sepet sepet eşe dosta gönderilir, kalanı bağ bozumunda batoslu suda yıkanır, cıvık hamurla birbirine ulanmış gazetelerin yahut yeni çıkan kevgir gibi çadırların üzerin ne serilip kurumaya terk edilir. Kimi ağız tatına düşkün olan üzümün birazını evine götürüp curunlarda ( üzüm ezme havuzu) yoksa büyükçe bir leğenin içine üzüm dolu çuvalı koyup tepeleyerek suyunu çıkarır . Çıkan suyun içine elenmiş toprak katarak , koca bir kazanın içinde elde edilen topraklanmış üzüm suyu kaynarken, ne büyük ne küçük orta karar yeşil bir incir dalı batırılır, birkaç aşırı kaynatılan şire süzülerek geniş kaplarda güneşe konur. Güneşte olgunlaşmasıyla Niziplinin gün pekmezi olur

 

 Bağlarda üzüm kalmayıp ta hünüsüler bir başlarına tiğyeğin de terk edildiğinde Niziplinin damda dolmalık patlıcan ,biber kurutma mevsimi başlar. Biberler damdaki tellerde kızarırken, sebze haline kamyon kamyon gelen etli kırmızı tatlı biberle, tombul acı biber kalkan at arabaların ardından, türeyen kayıklı motorlarla çuval çuval evlere çekilir. Bir güzel yıkanıp naylon eldiven takılı ellerle özenle temizlenip ,kapı önüne gelen kayıklı motorun kayık kısmına monte edilmiş, kocaman et çekme makinesinin kablosu uçuna takılı fişi kimin biberi çekiliyorsa onun evine takılır, makine biberi çektikçe biber salçasıda kovalarla dama çekilmeye başlar. Kovalar biberi çekene aittir. Çekilen biberlerin ölçüsü taşınan kovaların adedinde saklıdır. Çekilen biberler damda kah bidonların kah mahraların üzerine yerleştirilen sinilerde çekişe çekişe olgunlaşmaya bırakılır. Her geçen gün içinde güneşin ateşten parmaklarının sığaması ile evin hanımının tahta kaşıkla ikide bir karıştırıp, kaptan kapa aktarıp, bir iki hazır domates salçasıda günde bekletildikten sonrada aynı kabın içinde, bir tene ve bir tada kavuştuktan sonra, varsa eski yeşil bir turşu küpünün içine doldurulur yoksa beş kilogramlık ay çiçek yağı kaplarına konur. Artan biber göpçüklerinin de, içine sonradan kurutulan acı kırmızı biber çekilerek toz haline getirilip yağ ile tuz katılıp son bir güneşlendirildikten sonra ev yapımı pul biber ile birlikte kışa hazırlanılır. Çeltik odunları çuvallarla, arabalarla evlere taşırken daha Nizip’e kış gelmez ama gelince de çarçabuk geçer Nizip’ten.[1]

 

Nizip böyle anlatılmakla bitmez, çünkü Nizip Anadolu insanın kendisidir.

Şimdi bu girişten sonra gelin beraber şu ömür gibi kısa olan kitapçıkta NİZİP’e gezintiye çıkalım… 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GAZİANTEP NİZİP İLÇESİ

 

http://www.istanbul-rehber.com/harita/resim/sehir/Gaziantep-haritasi.jpg

Gaziantep Nizip Resimleri

http://www.almina.net/albums/turkiye/gaziantep/Gaziantep-Nizip.jpg

http://okulweb.meb.gov.tr/27/05/494725/images/nizip.jpg

 

Eski Nizip Resmi Zeytin Toplarken Resimleri resmi

Uzun Çarşı Resimleri resmi

 

Nizip Adı ve Geçmişi

Bölgemizin kültür ve tarihi devirlerini Kalkolitik, Paleotilik, Demir, Hitit (Eti), Mitani, Asur, Iran, İskender, Roma, Bizans, İslam-Arap ve Türk-Islam devirleri olarak sıralayabiliriz ve bu devirlere ait kalıntılara rastlanmaktadır.

 

Nizip ilçesi, çok eski sehir harabelerinden biridir. Nizip'in en ünlü sehir harabelerinden biride Karkamış'dır. Bugün Suriye siniri üzerinde bulunan Karkamış, M.Ö. III. ve II. asırda Etilerin bas şehri idi.

 

Fırat nehri kenarındaki Belkıs harabeleride (bu gün sular altında kalmak üzeredir.) tarihi bakımdan çok önemlidir. Nizip yollar üzerinde olması sebebiyle, birçok defalar istila ordularının uğrak yeri olmuş ve topraklarında önemli savaşlar olmuştur. Fravun Ramsessin Mısır orduları, Firikyalılar M.Ö VII ci asırda Iran orduları, daha sonra Yunan ve Doğu Roma orduları bu bölgede görülmüştür.

 

Nizip ve yöresi Eski Hitit zamanında (M.Ö.18.yüzyilda) I.Mursil, imparatorluk Hititleri zamanında (M.Ö.13.yüzyilda) Suppilulluima tarafından Hitit devletine bağlanmıştır. Son Hititler zamanında (M.Ö.12.yüzyilda) bölge Hititlerin merkezi haline gelmistir Nizip ve çevresi Hititlerden sonra Asurlara, Metlerin, Büyük İskenderin, Romalıların ve Bizansların, Roma imparatorluğunun idaresinde kalmıştır.

 

Hititler devrinde dini bir önemi bulunan bölge, Bizanslar zamanında askeri yönden de önem kazanmıştır. Nizip'in kuzey doğusunda ve Nizip'e 8 km. uzaklıkta bulunan Belkıs Harabeleri (Zeugma ve daha sonra Seleucia ad Euphrates) Bizanslılardan kalmıştır.

 

İlçe merkezinde ise yine Bizanslılardan kalma bir Kilise binası mevcuttur. Ayrıca Orul (Sekili), Mızar (Uluyatır) ve Çardak köylerinde Bizans döneminden kalma eserlere rastlamaktayız.

 

639 yılında bölge Arap devletine bağlanmıştır. Dört Halife devrinden sonra Emevi idaresine geçmiş ve İslam devleti içinde başlayan ayaklanma ve iç savaşlar karsısında Bizanslılar geri almışlardır.

 

Abbasiler 780 yilinda bölgeyi tekrar almışlardır ve bir dönem (925-1013) Handaniler'in eline geçmiş fakat Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.

 

Abbasiler devrinde Nizip çok gelişmiştir. Bu devirde Gaziantep dahi Nizip'e bağlı idi. M.S. I. asırdan itibaren bu civara türk oymakları yerleşmeye başlamıştır.Misir Memlük idaresini Dülkadirogullari hakimiyeti takip etmiştir.

 

Türkler'in bölgemizde görülmesi 11.yüzyılın yarısındadır. 1098'de Edez Kontlugu çevreyi egemenliği altına almıştır. 1150 yılında Selçuklulara, bir dönem Fatimilere, son Haçlı seferleri sırasında Hiristiyanlara, 1187 yılında Eyyubi topraklarına katılmıştır.

 

Bölgemize Memluklular hakim olunca XII. yüzyılın ortaları, bölgemiz için bir kalkınma çağı olmuştur. Memluklular devri zaman zaman bazı istila ve işgallerle kesintiye uğramıştır.

 

1515 yılına kadar Dulkadiroğullarına ve sonraları Mısırlılar almışlarsa da 1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır.

 

Nizip'te 29 Haziran 1839 'da Osmanlı ordusu ile Mısır valisi Mehmet Ali pasa arasında Nizip savası gerçekleşmiştir.

 

 

NİZİP ATASÖZLERİ

Nizipliler çok güzel kadın ya da yakışıklı erkek için "lahmacun kimi, fıstık kimi" benzetmesi yapar.Kadın ya da erkek çirkinse benzetme "Eti dökülmüş lahmacun"a dönüşür. Uzun boylu kişi için 'Hırsız süllümü"(merdiven) halsiz görünümlü kişi için "pirpirim" (semiz otu) benzetmesini kullanır. Sağlıksız görünen kişi "Cenaze kimi yüzü, suratı" diye tanımlanırken yüzü al kırmızı yanıyorsa "Temotos" (domates), dimdik yürüyorsa "Tokdmir serperesi", genç kişiler "Fidan gibi, hıtta acırı, çiçeği burnunda acır" biçiminde ifade edilir.
Bıyığını kesen erkeğe "Hamam oğlanı ya da tüysüz şeftali", beyaz tenli şişmanca kadına da "Hamur topağı" benzetmesi yapılır.

 

Suratsız bir adam için "Suratı mahkeme duvarı kimi", iri yarı kişiler için "Zom kimi", zayıf çelimsiz kişiler için "Bakteniz kimi" (maydonoz) benzetmeleri yapılır. 

 

 

 

NİZİP BEDESTEN

bedesten1 

 

Bedestenin kimin tarafından ve ne zaman inşa edildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, plan ve mimari üslup bakımından son dönem Osmanlı eseri olduğu tahmin edilmektedir. Sayınlar ailesinden İbrahim Halil Sayın bedestenin dedeleri tarafından yerli bir ustaya inşa ettirildiği belirtilmiştir. Bedesten yıkılana kadar büyük bölümü kullanılmıştır. Bedesten sahibi tarafından 1986 yılında yıktırılmıştır.

Bedesten Nizip ilçe merkezinde, Pazar Cami mahallesinde, merkez Çarşı Camii’nin hemen kuzeyinde yer almaktaydı.

 

 

NİZİP CADDELERİ

 

Nizip Merkez Caddesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nizip Parkı

 

 

 

 

 

 

NİZİP CAMİLERİ

 

Uluyatır Kasabası Merkez Camii

http://img.webme.com/pic/u/uluyatir/uluyatirr.jpg

harman.jpg 

 

 

Salkım Kasabası Adaklı Camii

adaklı köyü fotoğrafını mouse ile zoomlayabilirsiniz

 

 

 

 

Uluyatır Kasabası Yalnız Minare

 

Tam boyutlu görseli göster

Nizip’in Uluyatır(Mızar) Kasabasında gökyüzüne süzülen yalnız bir minare 30 yıldır camisiz ayakta duruyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından birinci derecede koruma altına alınan minare, camisi ile birlikte III.Selim döneminde yapıldığı tahmin ediliyor.Sanat eserleri uzmanı Halil Eker’in yerinde yapmış olduğu incelemelerde minare yapısında herhangi bir kitabe bulunamadığı ve yapılış tarihi ile ilgili kesin bir teşhisin konulamayacağı tespit edildi.Ancak Sanat tarihi uzmanı Halil Eker,Minarenin mimarisi ve köy sakinlerinin aktardıklarını gözönünde bulundurarak bu minarenin 1700 ila 1750 yıllarında yapıldığı sonucuna vardı.

Tipik bir tanzimat dönemi mimarisi ile yapılmış olan camii ve minaresi 1975 yılına kadar ayakta durabilmiş. Sultan Abdülmecid döneminde Nizip Kilisesinin restorasyonu ve camiye dönüştürülmesi çalışması sırasında Uluyatır’da Selçuklu döneminden kalma bir caminin de bu külliye ile birlikte restorasyon edildiği tahmin edilmektedir.Minare yapısının sert kayalardan yapılmış olması günümüze kadar ayakta kalmasını sağlamıştır.Ancak Bu minarenin kerpiçten yapılma camisi 1900 yıllarından itibaren tahrip olmuş ve harebe haline gelmiştir.Uzun bir müddet camii olarak kullanılamayan harebe yapı 1975-76 yıllarında Uluyatır imar düzenleme çalışmaları kapsamında yıktırılmıştır.Cadde genişletmesine kurban giden camii’nin kalan arsası halen boştur. Dıştan sade bir görünüme sahip olan minare ise Nizip ilçesinin güney batısında Uluyatır kasabasının hemen girişinde Belediye binasının karşısında yer almaktadır.Minare, doğu batı yönünde meyilli bir arazide inşa edilmiştir. Minarenin tamamında düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Minareye doğu cephedeki basık kemerli bir kapı ile girilmektedir.

Sözkonusu minarenin hemen 100 metre ilerisinde köy sakinlerinin kullandıkları bir caminin olması yıkılan caminin yeniden yapılmasını zaruru kılacak bir durum oluşturmadığı için uzun yıllar yalnız ve camisiz kalmaya mahkum olmuştur.Vakıflar Genel Müdürlüğünün restorasyon palanına dahil ettiği bu tarihi minareye sembolik de olsa küçük bir caminin yapılıp yapılmayacağı ise merak konusu olmuştur.Hem arsası hem de minaresi ile dokunulmaz bir konumu olan tarihi yapıya Uluyatır sakinleri kendi imkamları ile cami yapmak isteseler bile Vakıflar Bölge Müdürlüğünün onayı ve izni gerekiyor.Gönül arzuluyorki bu camii en kısa zamanda camisine kavuşsun.

 

 

 

Nizip Tahtani- Leylek Camii

Camii1

Tahtani camisi olarakda bilinen bu cami, Nizip'in en eski camisidir. Zaman içerisinde çok kez onarım geçirmiştir. Bu bilgilere tarih kitaplarından ve Alman Generali Moltke'nin anılrından ulaşmak mümkündür.

Nizip, Mekke’nin fetih tarihi olan M.S. 630 yılında Hz. Ali ve Bilal-ı Habeş’in vaki davetleri üzerine İslamiyet’i kabul etmiştir. Nizip’te ilk Ezan-ı Muhammediye Taşbaş Dağı’nda güzel sesli Bilal-ı Habeş tarafından okunmuştur. Peygamber Efendimizin sevdiği büyük İslam kumandanı Halit Bin Velit, Irak’ta Bizans ordularını yendikten sonra beraberindeki zevatla birlikte Nizip’e uğramış, Leylek Camii’nde istirahat etmişlerdir.

 

İslam halifesi Halit Bin Velit, çok sevdiği Hasan Medeni hazretlerini bu camiye imam tayin etmiştir. Büyük zat İmam Hasan Medeni’nin türbesi bu camii bahçesindedir. O zamana ait olan camii binası yıkılmış,1761 yılında tekrar yapılmıştır.

 

Bahçe duvarlarını 1956 yılında Hayırsever Cemiyeti tamir ettirmiştir. Leylek Camii denmesinin sebebi, ilkbaharda leyleklerin geldiğinde bu caminin üstünde (şerefesinde) yuva yapmalarındandır. Bahsedilen tarihi minarenin yerinde bugün Küçük Ahmet Yakar’ın, mahalle halkının ve Hayırsever Cemiyeti’nin yardımı ile vücut bulmuş yepyeni bir minare yükselmektedir. Yapıcısı Cafer Altınbıçak’tır 1956.

 

 

 

Turlu Köyü Camii

trl1

 

Tatlıcak Kasabası Merkez Camii

ttlı2

 

 

 

Nizip Şıhlar Camii

Şıhlar Camii Kubbesi fotoğrafını mouse ile zoomlayabilirsiniz

Bu isim mahallenin adına izafen verilmiştir. Şıhlar Camii mahalle büyüklerinin teşebbüsü ve aynı zamanda Şıh Davutlar Ailesi’nin çalışması ile meydana gelmiştir. 1292 yılında inşa edilmiş olup içerisi 350 kişi almaktadır.

 

Salkım Kasabası Merkez Camii

Panorama1

 

 

Nizip Molla Ahmed Camii

http://www.nizip.com/gallery/displayimage.php?imageid=4558

Bulunduğu Yer: Fevkani Mahallesi Yukarıoba Sokak’ta yer almaktadır.

Arapça’da “toplanmak” manasına gelen “Cem”i den gelen cami kelimesi, Müslümanların topluca ibadet ettikleri yer anlamına gelmektedir. Camiye önceleri “Mescidü’l-Cuma” denilmiş, sonraları büyük olan ve Cuma namazı kılınan ibadet yerlerine cami, Cuma namazı kılınmayan küçük ibadet mekanlarına da mescid denilmiştir. Nizip’teki bu ibadet mekanlarından biri de molla Ahmed camiidir.

Tarihçesi:

Harime girişi sağlayan kapı üzerindeki dört satırlık Osmanlıca kitabesine göre 1320/1903 tarihinde Molla Ahmed oğlu denen zat tarafından yöresel bir ustaya yaptırılmıştır.

 

 

Nizip Çarşı Camii

http://www.nizip.com/gallery/files/1-IMG_8857_dznel_blur_thumb.jpg

Çarşı Camii, 1326 (1904 yılları) senelerinde yapılmıştır. Molla Ahmed efendi bir cami daha yaptırmak istemiş fakat mali yetersizlikler nedeni ile inşaatı yarım kalmıştır. 1905 yılında yarım olarakda ibadete açılan camiyi tamamlatmak için Mısırlıoğullarından H.Müslüm ŞENER girişimlerde bulunmuş ama onunda ömrü kafi gelmemiştir. Minaresi ibadette olan camiyi 1955 yılında hayırsever vatandaşlardan birisi (Akçakentli Büyük H.Mustafa Akpek) Antepli Ökkeş ustaya minaresini yaptırmıştır. Gün geçtikçe diğer hayırseverler tarafından güzelleştirmeye devam edilerek bazı ilaveler yapılmıştır. Yine Kıymık taşlardan örülü caminin abdesthanesi zaman içerisinde, iç avluya alınmıştır.

 

 

Akçakent Köyü Aşağıoba Camii

http://img03.blogcu.com/images/v/e/n/venizip/akcakent_genel3_1240597219.jpg

 

 

 Çanakçı Köyü Camii

 

oba2

 

 

 

NİZİP BELDELERİ

 

Kocatepe

http://img2.blogcu.com/images/u/n/s/unsal27/ilhan776.jpg

Gaziantep İli Nizip İlçesine Bağlı Olan Kocatepe Beldesi Nizipe 10 Gaziantepe 34 Km Mesafedededir

1993 Yılında Kasaba Olan Kocatepe Kasabasının Eski Adı Tilfardır Kasabamızda 1 İlköğretim Okulu 2 Cami , Sağlık Ocağı , Kuran Kursu ve Birde Kooperatif Bulunmaktadır Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu Kasabamız Yakınından Geçmektedir Ve Yoldan Kasabamız Net Olarak Görülmktedir Kasabamız Sınırları İçinde Olan Birde Karababa Adlı 938 Rakımda Bulunan Birde Ziyaret Yeri Bulunmaktadır Kasabaya Ulaşım Nizipten Gelenler Asfalt Köy Yolumuz Bulunmaktadır Gaziantepten Gelenler İçinde Gaziantep - Nizip E-90 Karayolundan Orul(Sekili) Kavşağından Sola Tali Yoldan Girerek 7 Kilomerte Giderek Kasabamıza Ve Karababa Ziyaret Yerine Ulaşılmaktadır.

 

 

Salkım

HIYAM (salkım)

Salkım Kasabası’nın eski adı Hıyam’dır. Gaziantep’e uzaklığı 40 km. Nizip’e uzaklığı 28 km. dir. Geçim Kaynağı fıstık, zeytin, nane, hayvancılık ve zahter’dir.1968 yılında belediyelik olmuştur. Belediyeye ait 20 tane lojman bulunmaktadır.

 

Tarihi:

Üzerinde herhangi bir kitabe bulunmayan köprünün kimin tarafından ve ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Ancak kasabalıların ifadelerine ve yapının mimari özelliklerine bakılarak, köprünün Memluklu Dönemi eseri olduğu düşünülmektedir.

 

Taş Köprü:

http://www.nizipdenge.com/uploadresimler/haberler/r_20080726125313_salkim.jpg

 

Köprü Nizip ilçesinin kuzeybatısında, kasabanın batı tarafından kasabaya girişte Nizip Çayı üzerinde kurulmuştur.

 

Sivri kemerli üç gözlü köprü, ortada büyük kemer gözü, yanlarda daha küçük ölçülerde tutulmuş iki boşaltma kemeri ile ana gözlü köprüler grubuna girmektedir. Her iki kıyıdan orta kemere doğru yükselen eğimli bir yola sahip olan köprünün yan korkulukları bulunmamaktadır. Ana kemerin menba cephesinde selyaran denilen payandalar yer almaktadır.

Kesme taşla inşa edilmiş olan köprünün bazı yerlerinde moloz taş malzeme kullanılmıştır.

Bu tip köprüler özellikle büyük savaşlar öncesi yol güzergahlarındaki engelleri çabuk aşmak için Ordu bünyesinde bulunan köprü uzmanı mimarlarının yaptığı eserlerdir.Genelde köyler bu tip köprülerin etraflarında sonradan kurulmaya başlamıştır.Yukarıdaki köprü Yavuz Sultan Selim'in 1517 yılındaki Mısır seferi sırasında ordu birliklerinin inşaa ettigi bir köprüdür.Bu sefer sırasında Yavuz Sultan Selim Memlük devletini de tarihten silmiştir. Zaten Memlüklerin bu tip eserleri yok denecek kadar azdır. Genelde han ve türbe türü mimari eserleri vardır. Osmanlı devletinin köprü ustalığı tamamen bir savaş silahıdır. Yetiştirdigi mimarların %80 ni köprü uzmanıdır. Zaten bu yüzden seferler ve savaşlardan hep başarı elde etmiştir.

Salkım Adaklı (köyü) Mahallesi

Gaziantep'in Nizip ilçesine bağlı köy Daha önce Keret olan köyün adı Adaklı olarak değiştirilmiştir. Bunun nedeni 1984 te Türkiye genelinde başlayan terör olaylarından sonra devletin Türkleştirme politikaları sonucu Keret adının iyi araştırılmadan köye Adaklı adının verilmesidir. Keret ismi Gagauz Türkçesinde (defalarca) tekraralamak anlamına gelmektedir. Macarcada (hungary) da rastlanmaktadır. Ayrıca köyde kullanılan Türkçe nin Divan-ı Lüğati't Türk'teki kelimelere uygunluğu gayet açıktır. Köyün kuruluşu kesin olarak bilinmemektedir. Kesin olmamakla birlikte Abbasiler zamanında henüz yeni İslamiyeti kabul etmiş Türk boyu olarak Bizans sınırına yerleştirilmiştir. Köyde bulunan evlerde mağaraların bulunması ayrıca 2 caminin altında bulunan mağaraların camii olarak kullanılması delil olarak kabul edilir.Anlaşılacağı gibi bir Türk köyüdür.

Genel Bilgiler:

Köy 2006 yılında yapılan halk oylamasıyla 2 km yakında bulunan Salkım Belediyesine bağlanarak mahalle olmuştur.İlçe merkezine uzaklığı 25 km. Nüfusu 2000 yılı nüfüs sayımına göre 1327 dir. Köy (Mahalle) muhtarı Hasan Deniz 3. Dönemdir muhtarlık yapmaktadır. Sağlık Evi var ve faal , sağlık ocağı yok, ilköğretim okulu var ve faal taşımalı eğitim yapılıyor, PTT Şubesi var, PTT Acentası yok, su şebekesi var, elektrik var, ilçe ve il merkezine bağlanan yollar asvalt, kanalizasyon var.

Tarihi ve Turistik Yerler:

Tarihi yerlerin başında köyün kuzeyinden girişteki iki gözlü Paşa Köprüsü, 1.5 km uzaklıktaki Mamalanda bulunan Şehr-i Mamalan yerleşim kalıntıları, Köyün aşağı camisinde bulunan minaresinin Selçuklu mimari sanatını yansıttığı kaydedilmektedir. Turistik yer olarakta Akpınar Mesire Alanını sayılabilir.

Ekonomi:

Ekonomi büyük ölçüde Antep fıstığı Üreticiliği ve baklava imalatcılığına dayanmaktadır. Baklava imalatcılığı köyde yapılmamakta aksine her aileden en az bir kişi İstanbul başta olmak üzere batıdaki çeşitli illerde baklava imalatcılığı yapmaktadır. Bunuun yanında köyde yetişen çeşitli tarım ürünleri ve büyükbaş ahır besiciliği başlıca geçim kaynağıdır.

Coğrafi Özellikleri:

Köyün: Doğusunda Salkım Belediyesi,batısında Tokdemir ve Boyluca, Kuzeydoğusunda Dayıdağı, Güneyinde ise Oguzlar köyü bulunmaktadır. Başlıca dağları:Ballıkaya, Kilise tepesi, Çakmak, Mamalan, Karahöbür, Hömük tepesi ve Dayıdağı dır. Başlıca Ovaları: Peşke , Kilise ve yamaçtır.Akarsu kaynakları bakımından bölgenin en zengin alanıdır. Nizp çayı Peşke ve Akpınar mevkiinden doğmaktadır. Üzerinde bulundurduğu sayısız sulama bentleriyle bir çok alanın sulanmasını sağlamaktadır.

 

 

Sekili

SEKİLİ (ORUL) KASABASI

 

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1261689271-sekili.jpg

Sekili kasabası 500 yılı aşkın bir yerleşim yeridir.1968 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuş olup iki mahalleden oluşmaktadır. Kasabanın geniş arazilerinde zeytin(%70),Antep Fıstık’ı, Üzüm Bağları, Sulu arazide Hurma-Elma-Nar-Ceviz bahçeleri bulunmaktadır. Ayrıca sebze yetiştirilmektedir. Şekili idari yönetim olarak Nizip ilçesine baglı olup E 24 karayolu üzerinde bulunmaktadır, Nizip’e 13 km, Gaziantep’e 30 km dir. Kasabada İlköğretim Okulu, Sağlık Ocağı, Fırın, Kasap, Bakkal, Berber Mevcuttur.

 

 

Tatlıcak

TATLICAK(CAGIT) BELDESİ NİZİP/G.ANTEP

Tatlıcak köyü iken 1999 yılında belediye olma hakkını kazanmıştır. Beldede bir belediye binası, bir ilköğretim okulu ve bir sağlık evi bulunmaktadır. Belde ismini narlarının tatlı olmasından almıştır. Halkın geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Fıstık , zeytin, nar ve nane en çok yetiştirilen ürünlerdir.

Çıkarılan bir yasa ile 1145 belediyenin kapısına kilit vurulmasına ilişkin yasanın iptal işlemi, Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen kabul edildi.

Köye dönüştürülecek 862 belde belediyesi kapatılmaktan kurtulurken, 283 ilk kademe belediyesi kapanacak. Hükümet hazırladığı bir tasarının TBMM tarafından benimsemesi ile bu yılın Mart ayında nüfusu 2 bin'in altına düşen 862 belde belediyesi ile 283 ilk kademe belediyesini kapatmıştı. yoplam 1145 belediyenin kapanması anlamına gelen bu yasayı CHP Anayasa Mahkemesine götürmüş Anayasa Mahkemesi yasayı kısmen kabul ederek 862 belde belediyesinin kapatılmasına karar verdi.

Nizip'e bağlı Tatlıcak belde belediyesi de kapatılmaktan kurtulan 862 belde belediyesinin arasında. Yine Gaziantep Şahinbey belediyesine bağlı Cevizli belde belediyeside kapatılmaktan kurtuldu. Nizip Tatlıcak belde belediyesi ve Gaziantep Şahinbey'e bağlı Cevizli belde belediyesi 29 Mart seçimlerinde belediye olarak seçimlere girecek.

Bu konuda görüşlerini sorduğumuz Tatlıcak belde belediye başkanı Mustafa Demirbaş,"Karardan mutluyuz, çalışmalarımız aksamadan devam edecek. Tatlıcak belediyesinin işçisine, memuruna, devlete hiçbir borcu yok. Kararın milletimize ve memeleketimize hayırlı olmasını temenni ediyorum"dedi.

 

 

 

Uluyatır

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_album/foto1155_2829.jpg

Tören Alany

Uluyatır, Gaziantep ilinin Nizip ilçesine bağlı, eski adı Mizar olan bir beldedir.

 

Tarihi:

Tarihi olayların cereyan ettiği II. Mahmut zamanında Nizip Savaşı, 6 ayrı mezarlığı bulunan, büyük savaşlara sahne olmuş ve Ehlibeytten Ali torunlarından Hacıdede oğlu Hacı Ömer Şah 'ın mezarının bulunduğu bir beldedir.

Kuruluş tarihiyle ilgili olarak kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Sadece minaresi kalan beldenin en eski camisinin Selçuklu mimarisi tarzında yapıldığı bilinmektedir.

1958 yılından beri belde olan Uluyatır, yaklaşık 4000 nüfusa sahiptir.

 

Ekonomi:

Başlıca geçim kaynağı zeytincilik,nar,fıstık ve kendine has ismiyle anılan havuç (Mızar Havucu)üretimidir.

 

Beldede yetişmiş gönül ve muhabbet insanı Mızarlı Aşık Mehmet YILMAZ' da dünyanın her tarafında bilinen halk ozanıdır.

 

Coğrafya:

Uluyatır Nizip ilçesine 10 km, Gaziantep'e ise 30 km mesafededir.

 

 

NİZİP COĞRAFİ KONUMU

Gaziantep ilinin en büyük çevre ilçesi Nizip'tir. Nizip'in doğusunda Şanlıurfa (Birecik), güneyinde Karkamış, kuzeyinde Yavuzeli, Batısında Gaziantep ve Oğuzeli bulunur. 36°28' doğu boylamları ve 36°38' kuzey enlemleri arasında yer alan Nizip'in deniz seviyesinden yüksekliği 400-500m. arasındadır. Fırat Irmağı havzasında yer alan Nizip genel olarak doğuya doğru açılan bir plato ve güneyde ise bir ova özelliği gösterir. Fazla bir engebenin olmadığı sade bir yapıya sahiptir.

 

 İklimi :

Akdeniz ve karasal iklim özellikleri arasında geçiş bölgesinde yer alan Nizip'te yıllık yağış miktarı 440 mm. civarındadır. Yağışın büyük çoğunluğu kış ve ilkbahardadır. Yaz mevsimi tamamen kuraktır. Türkiye'de yaz kuraklığının en fazla olduğu yerlerden biridir. Sıcak ve kurak geçen yazlara karşılık kış mevsimi nispeten soğuk ve yağışlıdır. Hakim rüzgar yönü güney ve batıdır. Yazın güneyden esen sıcak ve kuru rüzgârların etkisi ile yaz kuraklığı daha da artar.

 

Bitki Örtüsü :

Yörenin iklim şartlarına bağlı olarak bitki örtüsü bozkır olmakla birlikte, zeytin, antepfıstığı, asma gibi kültür bitkileri de yaygın olarak yetişmektedir.

 

Nüfusu:

İl/ilçe merkezleri  Belde/köyler  Toplam 

Gaziantep  Toplam  Erkek  Kadın  Toplam  Erkek  Kadın  Toplam  Erkek  Kadın 

Nizip   93.101   46.165   46.936   38.917   19.021   19.896   132.018   65.186   66.832 

Toplam   93.101   46.165   46.936   38.917   19.021   19.896   132.018   65.186   66.832 

 

 

 

NİZİP DUA VE BEDDUALARI

 

Nizipli, gördüğü bir yardım, hoş bir davranış yada bir iyilik karşısında bunu yapan kişiyi  hayır duasız bırakmaz. Nizip'lilerin en yaygın olarak kullandığı hayır duaları şunlardır.

Ömrün uzun ola; Ömrün uzun ola düğünün güzün ola; Su gibi murazın (bahtın) ola; Allah razı ola; Tuttuğun altın ola; Toprak diye pençelediğin altın ola; Uşağının (çocuğunun) gününü göresin; Külfetinin (ailenin) hayrını gör; Düşünde ağ tüy bite; Sakalın ağara; Anan baban gününü göre; Düşmanına zabınlık (zayıflık) vere; Herifinin (kocanın) hayrını göresin; Allah seni yormıya, eline sağlık; Babana rahmet; Atana rahmet; Anana rahmet, Allah seni ocağına bağışlıya,Geçmişine rahmet.

 

Nizip'te Beddualar

 

   Kurşunlara gelesin.

   Kan kusasın.

   Ocağın söne.

   Yere batasın (ölüp gömülesin)

   Yiğitken yıkılasın

   Kanın içine aka

   Gözün önüne aka

    İçin dışına çıka

   Delik delik olasın

   Sarı suyun (irin, cerrahat) aka sarat süzek olasın

   Allah bir dert versin nereden geldiğini bileme

   Evin başına yıkıla, Hanan haraba kala.

   Allahtan bulasın, Yurdun yuvan dağıla.

   Namusundan bulasın

   Bedenin hayrını görmeyesin

   Kabir kabir gezesin (ölün rahat etmesin)

   Allah kaldırmaya, töremeyesin.

   Zıbararsın (ölesin)

   Codar (kötürüm) olasın

   Elin ayağın kırıla

   Bedenin yerde çürüye

   Mıraz (murat) almayasın mırazın karnında kala

 

 

NİZİP EĞİTİM

http://www.nizipdenge.com/uploadresimler/haberler/r_20071114153153_yuksek_okul_discepe.jpg

Nizip Meslek Yüksek Okulu

Nizip Meslek Yüksekokulu (NMYO) 1997 yılında kuruldu. Özellikle bölgenin ihtiyaç ve talebine göre belirlenen (8) ayrı programda eğitim ve öğretime devam edilmektedir.

 

            Nizip Meslek Yüksekokulu bölge ve ülke genelinde ihtiyaç duyulan kalifiye ara elemanları yetiştirmektedir. Bölgenin gıda, yağ, antep fıstığı, organik tarıma yöneliş ve işletme potansiyeli göz önüne alınarak belirlenen  bu programlardan mezun olan öğrenciler, teknik-idari eleman olarak iş bulabilmektelerdir.

 

            Nizip yerleşkesine bağlı Samandöken Köyü civarında bulunan Meslek Yüksekokulu Kampüs Alanında öğretim, uygulama ağırlıklı olarak 45 ve 70 kişilik derslik ve laboratuarlarda gerçekleştirilmektedir. Yüksekokulumuzda bulunan bilgisayar, kimya, mikrobiyoloji laboratuarlarında öğrencilerin alanlarına yönelik daha iyi bilgi sahibi olmalarını sağlamak amacıyla uygulamalar yaptırılmaktadır. Birinci ve ikinci sınıf sonundaki yaz dönemlerinde zorunlu olarak 30'ar iş günü olmak üzere Endüstriye Dayalı Öğretim kapsamında staj yaptırılmaktadır.

 

 

 

Nizip Eğitim Fakültesi

http://www.nizipdenge.com/uploadresimler/haberler/r_20081203123057_egitim_fak_altinbas.jpg

 

Nizip Eğitim fakültesinin kurulduğu ve öğrenci alımına sınavdan sonra başlayacağı, öğrencilerin tercih edebileceği Gaziantep Milletvekilimiz Mehmet SARI tarafından az önce duyuruldu.

Bir süredir bu konuda yoğun bir çalışma yürütülüyordu. Çalışmalar ve birlikte hareket etmek iyi neticeler verdi ve Gaziantep üniversitesine bağlı olarak Nizip Eğitim Fakültesi Bakanlar kurulunda da onaylanarak resmen kurulmuş oldu. Emeği geçen tüm yetkililere teşekkür eder, ilçemize de hayırlı olmasını temenni ederiz.

 

Bakanlar Kurulu Kararı:

26 Şubat 2010 CUMA

Resmî Gazete Sayı : 27505

Karar Sayısı : 2010 /103

Ekli listede yer alan fakülte, enstitü ve yüksekokulların karşılarında belirtilen yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak kurulması; Millî Eğitim Bakanlığının teklif yazıları üzerine, 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanunun ek 30 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 1/2/2010 tarihinde kararlaştırılmıştır.

 

Nizip Eğitim fakültesi Bakanlar kurulunda onaylanıp, resmi gazetede yayınlanarak kurulmuş oldu.

Bu yıl ilk öğrenci kayıtlarını alacaktır.

 

 

 

Meslek Liseleri

http://okulweb.meb.gov.tr/27/05/150448/images/okul.jpg

 

Okulun yapımı için ilk çalışmalar 1970 yılında Sayın FİKRET ALKAN' ın başkanlığında kurulan Nizip Erkek Sanat Enstitüsü Yaptırma ve Yaşatma Derneği ile başlatılmış, Okulun arsası Sayın H.Hatice Yaşar hanımefendinin mülkiyetinde bulunan 17.485 metrekarelik zeytin bahçesi ile yine dernek mülkiyetindeki 8.994 metrekarelik iki arsanın okul yaptırmak için hazineye devredilmesiyle başlatılmıştır. Okulun inşaatına 1972 yılında başlanmış olup aradan 10 yıl geçmesine rağmen inşaat bir türlü bitirilememiş ancak 1983 yılında atelye binası yapılarak geçici kabulü yapılmıştır.1983-1984 öğretim yılında tesviye ve kimya bölümlerinin açılmasıile eğitim ve öğretime başlayan okulumuzda 1984 yılında ELEKTRİK, 1986 yılında ELEKTRONİK bölümleri, 1995-1996 öğretim yılında TEKNİK LİSE BİLGİSAYAR bölümü açılmıştır.1992-1993 öğretim yılında inşaatı biten pansiyon hizmete açılmış olup 130 öğrenciye hizmet vermektedir.2005-2006 öğretim yılında Anadolu Meslek Lisesi açılarak Bilgisayar bölümünde 20 öğrenci ile eğitime başlamıştır.

 

 

Nizip Ticaret Lisesi

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1261689377-ticbor.jpg

Nizip Ticaret Lisesi 1982–1983 eğitim ve öğretim yılında Nizip Ortaokulunun üst katında öğretime açılmıştır. 19 Ekim 1983 tarihinde kendisine geçici olarak tahsis edilen  6 derslikli Birecik yolu üzerindeki binasına taşınmıştır.

 

    Kendi binasına 01 Temmuz 1987 tarihinde taşınmıştır. Aynı sene okul 3308 Sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu kapsamına alınmıştır. Okulumuz 14.08.2001 tarihinde Mimar Sinan Mahallesi Lise Cad. Bayraktar Sokaktaki Nizip Lisesi’ nden geçici onayla devraldığı  yeni binasına taşınarak; 2001- 2002 öğretim yılından itibaren eğitim öğretimini bu binada sürdürmektedir.

    Okulumuz bünyesinde 2006–2007 öğretim yılında Anadolu Ticaret Meslek Lisesi açılmış ve bu öğretim yılında 60 öğrenci ön kayıt yoluyla Anadolu Ticaret Meslek Lisesi’ne kayıt yaptırmıştır.

 

 

İmamHatip Lisesi

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174412630-150485-imam-hatip-lisesi.jpg

 

Nizip İmam Hatip Lisesi 1976-1977 Öğretim yılı itibarı ile 11.Ekim 1976 tarihinde 77 öğrenci ile 2 sınıf halinde İlçe Müftülüğü binasının ikinci katında öğrenimine başlamıştır.Nizip’lilerin ilçelerine bir İmam Hatip Lisesi kazandırmak Nizip İmam Hatip Lisesi Yaptırma ve Yaşatma Derneğini kurmuşlar ve gayretli çalışmaları ile 1-H.Mehmet ÖZBERK 7800 m2 lik arsasını 2-Fatma ÖZPOLAT 4.000 m2 lik arsasını İmam Hatip Lisesini yaptırmak üzere bağışlamışlardır.İlçe halkının yapmış olduğu yardımlar ile Tip projeye göre binanın yapımına başlanmış,idari kısmı ve 7 derslik yapımı gerçekleştirilerek öğrenime hazır hale getirilmiştir.Daha sonra 1986 yılında M.E.B.yardımı ile ek bina inşaatı yaptırılarak okul 18 derslik bir vaziyete getirilmiştir. Dernek 18 Ocak 1978 tarih ve 532 sayılı Noter senedi ile M.E.B.’na devir edilmiştir.Halen okulumuz şu an üç katlı olup, beş (5) idari oda, On sekiz (18) derslik,bir (1) kütüphane,Bir (1) öğretmenler odası,bir (1) tatbikat mescidi,bir (1) fizik,kimya,biyoloji laboratuarı,bir (1) çok amaçlı salon,bir (1) bilgisayar laboratuarı,bir (1) dil laboratuarı,bir (1) arşiv,bir (1) gece bekçisi odası,bir adet Hibe yoluyla Ford Marka Minibüs,2005 yılında Nizip Belediyesinin katkısı ile öğrencilerin dinlenebileceği güzel bir okul bahçesi,Futbol,voleybol ve basketbol oyun sahası ile alt yapı ile çevre düzenlemesi yapılmıştır.Okulumuz;bir Müdür,Bir Müdür Başyardımcısı,İki Müdür Yardımcısı,on dokuz öğretmen,iki memur ile eğitim öğretime devam etmektedir.

 

 

 

Hasan Çapan Anadolu Lisesi

http://www.gaziantep.com/files/images/Gaziantep%20Nizip%20Hasan%20Çapan%20Anadolu%20Lisesi.JPG

Okulumuz 15.09.1989 tarihin de hayır sever Hasan Çapan tarafından Nizip şehrimize hediye edilmiştir. Okulumuz Kıbrıs mahallesi dede efendi sokakta 30000 metre kare arsa üzerinde yapılmıştır. Nizipli hayırsever hasan çapan tarafından 1986 tarihin de yapımına başlanan okulumuz önce ilk öğretim okulu olarak açılmıştır. 1989 yılında yapımı bittiğin de velilerimizin teklifi ve sonucun da bakanlığımızın onayı ile 1989-1990 tarihinde açılmıştır.Okulumuz E-24 karayolun da 500 metre,şehir merkezine ise 1500 metre mesafedir. Okul arsası üzerinde daha sonra Hüseyin Yalçın Lisesi ve 200 öğrenci kapasiteli bir pansiyon yapılmıştır.

 

Okulumuz 16 derslikli 15 şubeli ve 347 öğrenci 2 idareci 25 öğretmeni ve normal kadrosuyla milletimize hizmet vermektedir. Okulumuz da ayrıca bilgisayar laboratuarı ,fen laboratuarı ve açık spor sahası ile öğrencilerimize ekstra olanaklar sağlamaktadır.

 

Okulumuz faaliyet olarak ; fizik, matematik, biyoloji olimpiyatlarına hazırlanma masa tenisi ilçe il birincilikleri ve satranç çalışmaları gibi etkinlikler sağlanmaktadır.

 

 

 

NİZİP EKONOMİ

 

Nizip'te geniş alanda ziraatı yapılan Antep fıstığı, Zeytin, Mercimek, Buğday,Arpa ve Bağcılık faaliyetleri üzerine kurulu çeşitli sanayi kuruluşları ilçeyi ekonomik yönden canlı tutar.

 

Nizip'te bulunan Hancağız Barajı'nın kurulması ile tarıma büyük katkılar sağlanmıştır.

 

İlçemizde tarım ve hayvancılık, büyük ve küçük baş hayvan besiciliği yapılmaktadır. İlçenin kuzey köylerinin geçim kaynağı hayvancılık üzerinedir. İlçe merkezinde yapı kooperatifleri çalışmaları devam etmektedir. Yaklaşık 3500 daire, yapı kooperatifleri tarafından bitirilmiştir. İlçede; Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifi, Tarım Kredi Kooperatifi, Çukobirlik, T.M. Ofisi Kurumları ile 6 adet banka hizmet vermektedir.

 

Nizip Fıstık

f_st_k.jpg

 

http://3.bp.blogspot.com/_FkbVLmoERYg/SMJNC7z7W7I/AAAAAAAACk8/-lXjdeaOMKs/S1600-R/16082008110.jpg

İlçemiz ekonomisi genelde tarım ve tarıma dayalı sanayiye dayanmaktadır. En önemli tarımsal ürünlerimiz Antep fıstığı ve Zeytin’dir. İlçemizde 4 milyon zeytin ağacı, 6.5 milyon da Antep fıstığı ağacı bulunmaktadır. Bu haliyle ilçemiz zeytinyağında Türkiye üretiminin yüzde 9’unu ve Antep fıstığının ise % 30’unu üretmektedir. Bunların yanı sıra arpa, buğday, nohut mercimek gibi bakliyat grubu ürünleri ve sulu tarım yöntemiyle bölgede; ayçekirdeği, mısır ve pamuk tarımı yapılmaktadır.

 

 

NİZİP FOLKLORÜ

 

Nizip'imizde Halk Oyunları

http://img2.blogcu.com/images/v/e/n/venizip/nizip-halkoyunu).jpg 

http://www.nizip.bel.tr/file/folklor.jpg

 

Ağır Havalar

Hama Kabası

Ağır Kava

Karakuyu (Halay)

Karıştırma Şirvanı (Düz Oynanır)

Arapoğlu

Dümbüllü

Mısri

Elah yama

Birecik kabası

Halfeti kabası

Hürşitin halayı

Garibin halayı

Nahseni

Galata

Ölen

Senem havası

Arabi

Gürsel

Derviş ali

Çifte kamış

Çatal kamış

Barazi

Şirvan düzü

Terezi

Hasan dağlı

 

http://www.nizip.bel.tr/file/folklor2.jpg

Oynak Havaları

Zikir                           uçurdum

Yağlık kenarı              çamur döken

Rişko                         deriko

Lorki                         havuş

Mermere                    kereboz

Maney                       valde

Kuseyri                     şamatya

 

http://www.nizip.bel.tr/file/halkoyun.jpg

Mizansenli Oyunlar

Karaçor                 Kız oyunu

Tura                          Halburcu

Bahdeniz bacı       Mıho

Kılıç                          Habit

 

 

NİZİP TARİHİ EVLER

 

Nizip’imizin birçok noktasında eski yapılar görürsünüz. Bir çoğumuz bu eski yapıları luzumsuz harebe sanırız. Halbuki tarihe şahitlik etmiş bu dokular çok önemli yapılardır. Ben bu yapılardan görebildiklerimin fotografını çektim. Göremediklerinim ise ya yeni bir bina ile yer degişmiş ya da cadde-sokak düzenlemesi olarak hizmete girmiştir. Bir ülkeyi ayakta tutan tarihidir, bir şehri de ayakta tutan ise tarihi dokusudur. Onun için bu eski yapıları korumalı ve harabe olanları da onarmalıyız. Nizip ile özdeşleşmiş olan çarşı içindeki eski bedesten şu anda ayakta durmuş olsaydı kimbilir Nizip’e ne kadar deger katardı. Ve eminim onu yıkanlar şu anda çok büyük pişmanlık içerisindedirler. İlçemizin yakın tarihinde tarihi bedestenin yıkımı gibi birkaç yıkım daha gerçekşeşti. Belki zorunlu nedenlerden dolayı bel ki de sahipleri öyle istedi ama bunlar olmamalı artık.Yıkılan yıkıldı keşke yıkılmasaydı şuan yapacağımız eskiden olan yanlışlara takılmayıp hala ayakta duran bakımsız tarihi değeri olan yapıtların restore edilmesini sağlamak olmalı. Nizip’in çeşitli yerlerinde başta Şıhlar mahallesi olmak üzere çarşının içinde bulunan tarihi mekanları tekrar gün yüzüne çıkarıp şehrimizin şuan yok olamaya bırakılmış tarihi dokusunu canlandırmalıyız.

 

ev 11

Yukarıda gördüğünüz ev Uzun çarşının tam ortasında ve atıl bir durumda. Bu evin arka bahçesi baya geniş. İç mimari ahşap tavanı ise Tahta direklerle yapılmıştır. Eskiden zabit evi olarak kullandığı söyleniyor. Ancak şuan yıkılmayı yada yakılmaya bekliyor. Niçin bu ev restore edilip bir kültür evi olarak gelen turistlere ve Nizipli gençlerin bahçesinde çay içip tarihin o güzel havasını koklayarak yaşayacağı bir yer haline getirilmiyor?Eskiden bu evin karşında çok hoş bir tarihi dokusu yok olmamış bir ev vardı. Altında toptancı Necip abi ve demirci imam demir döverdi : ( ama şuan yok ancak karşısındaki ev hala ayakta ve bakıma ihtiyacı var. Ve tekrar eski günlerdeki gibi dimdik ihtişamıyla Niziplilere ve gelen turistlere içinde sergilenecek Nizip’e özgü eşyaları sergilemek istiyor. Kulak verin bu eve!!!

 

Başka bir tarihi evimiz ;

ev 22

 

Yukarıdaki ev gördüğünüz gibi nerdeyse yıkılma oktasında. Sonrada yapılan briketlerin yardımıyla ayakta. Bu ev tarihi dokusu bozulmadan restore edilemez miydi?

 

Eve biraz yakından bakalım;

 

ev33

 

Eskiden evin girişi olan kapı nerdeyse yıkılacak durumda. Tarihimize ne kadar önem verildiği gün gibi ortada.



http://img520.imageshack.us/img520/6238/asams8.jpg

 

Evin diğer kapısında bulunan Arapça yazı ortadan ikiye ayrılmış vaziyette. Nizip’in en işlek caddelerinden biri olan bu caddede böyle bir evin atıl durumda olması beni çok üzüyor. Sizleri de üzmüyor mu sevgili hemşerilerim? Sabancılar çarşısındaki yıkık bitap evi bilmeyen Nizipli çok azdır hatırlamayanlar alttaki fotoğrafı görünce hatırlayacağınıza eminim.

ev11

 

Bu evimiz yıllar önce çıkan Nizip’i anlatan bir kitap’ın kapağıydı Ancak Nizip’i anlatan bu kitaba kapak olması bile onu restore edilmeye yetememiş! Kapısına dikkat edin Nizip’te böyle sütunlu kaç evimiz kaldı? Bence hiç!!!

Bu evin Nizip’in ikinci çarşısı sayılan sabancılar çarşısında bu haliyle atıl durumda olması yetkililerin hiç mi yüreklerini sızlatmıyor?

 

Nizip’e her gidişimde inşallah bir restorasyon yapılmıştır umut ile çarşıya çıkıp bu evin ve diğer evlerin eski halinde hatta gün geçtikçe daha da yok olmaya bırakıldıklarını görmek bir Nizipli bir genç olarak beni çok üzüyor…

Ve çarşının ortasında atıl bir durumda bir virane;

 

ev22

 

Nizipli olup da bu yeri görmeyen çok azdır. Cumhuriyet okulunun arkasında bulunan bu yer Başbakanlığa bağlı olan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı olan kurumdan yıkılması gerek emri çıkmadığı için hala yıkılmıyor ve Restore edilmiyor. Etrafında bulunan insanlara duvarlarının yıkılması ihtimalinden dolayı tehlike saçıyor. Yıkılmıyorsa bu yerin restorasyonu yapılmalı değil mi?

Örnekleri çoğaltabiliriz...

 

Nizipli hemşerilerim şehrimizde gerçekten eski yıkımlara rağmen hala bir tarih yatıyor. Lütfen tarihimizin daha da yok olmasına izin vermeyelim. Nizip’imizin tarihini tekrar canlanması için yetkililere sesimizi duyurmaya çalışalım.

 

 

 

NİZİP HAMAMLARI

 

Nizipte 1820-1830 arasında çok eskiden kalma yıkık bir hamam vardı ama kullanılacak durumda değildi. O zamanlar halk gusul ihtiyacını cullugun pınarına giderek karşılarmış. Rivayete göre o zamanlar bir mutasarrıflık olan Nizip’e gelen bir ust duzey bir devlet görevlisi pazaryeri tihnanin hanında konaklar. Sabah namazından önce hancıyı çağırarak yıkanmak ihtiyacında olduğunu söyler. Ama cullugun pınarından baska yıkanacak yer yoktur. Bunun uzerine konuk; tez bana buranın en büyük idarecisi kimse bana çağırın’’ der haci hafız bu durumdan çok mahcup olur. Hemen atini hazırlayarak birecik’e gider ve işlemleri tamamlayarak büyük hamamı satın alır hamam icin gerekli olan malzemeleri halep’ten getirir. 1930’lu yillarda hamam restore edilerek zenginlere paralı, yoksullara hayrına isletilmeye başlanır. (büyük hamamın bulunduğu yer simdi cocuk oyun parki halindedir.) Büyük hamamın 1968 yılında tam 72 mirasçısı vardı. Hiçbiri hamama sahip çıkmadığından daha sonra bakımsızlıktan kubbeler çoktu. Belediye de burayı düzenleyip park yapti.

-küçük hamam-

Daha sonraları 1900lu yillarda esekci seher kahvesi olarak kullanılan kucuk hamam binası çarşı Camisi’nin yakınlarındaydı. Kahve, daha sonraki yıllarda ihtiyaç doğunca hamama cevrildi. O tarihte Nizip’te büyük hamam olduğundan bu hamama da küçük hamamdandı. Hamamin suyu bir kuyudan karşılanırdı suyu pek bol olan bu kuyu baharda ağzına kadar suyla dolardi. Bu kucuk hamamı (hamamcı İsmail lakaplı) ismail ozalici isletirdi ve daha sonraları oglu (hamamci hayri lakaplı) hayri ozaliciisletmeye devam etti. (Nizip’te onceleri ve simdi de insanlar lakaplarına göre söylenir ve tanınırdı/tanınır) bu hamamın kulhanini kor affen yakardı. Bu hamam şimdiki cumhuriyet alani düzenlemeleri sırasında yıkıldı ve yerine otopark yapildi.

 

 

Nizip Höyükleri

Hayatta kalabilme mücadelesi veren birçok eski uygarlık kendilerinden daha güçlü topluluklar ile savaşabilmek ve ayakta durabilmek için birçok savaş stratejileri geliştirmişlerdir.Bunlardan en önemlileri yerleşim birimi olarak seçilen höyüklerdir.Savaş zamanlarında dağlık bölgeler genelde toplumları koruyan en önemli yerler olmuştur.Bu yüzden yüksek tepelere kurulan kaleler çok zor fethedilmiştir.Dağlık arazinin bulunmadığı ova ve düzlüklerde ise kalelerin yerini höyükler almaktadır.Höyükler iki şekilde karşımıza çıkmaktadır.Tekil höyükler ve toplu höyükler.Genel manada sadece bir aile için yapılan küçük höyüklere tekil höyük adı verilmiştir.Harran evlerine benzeyen ve nispeten bu evlerden daha büyük olan tekil höyükler zengin çiftçilerin mallarını saldırı ve talandan korumak için yaptırdıkları güçlü bir sığınak şeklindedir.Toplu yerleşim höyükleri ise yine saldırılara karşı koruma amaçlı yapılan tepeciklerden oluşur.Bu tepecikler kanallar ile birbirine bağlanır ve tüm tepecikler tek tepe olacak şekilde yüksekçe bir dağı andıran bir yapıya dönüştürülür.Uzaktan bakıldığında küçük bir dağı andıran bu köy höyükleri en az kaleler kadar dayanıklı ve güvenlidir.Yabancı istila güçleri çoğu zaman bu höyüklerin yanından geçerken bu tepeciklerde insanların oturabileceklerini hayal bile edemezlerdi.Aslında başlı başına bir teknoloji olan ve Pramitlerin yapısını andıran höyükler içinde çok profesyonel yerleşim alanları da kurulmuştur.

hyk1

 

 

Tarih boyunca Fırat havzası ve su kaynaklarına yakın olan bölgemiz,höyükler açısından zengin bir tarih mirasına sahiptir.Kuzey Suriye ve doğu-batı bölgelerinin Anadoluya geçiş noktasında bulunan bölgemizde höyük nitelgi taşıyan 250 kadar tepecik tespit edilmiştir.Bunların tamamı birçok hazine ve gömü avcısına karşı yasal koruma altındadır.Arkeolojik olarak araştırma yapılan ve turizme kazandırılmaya çalışılan birçok höyük açık hava müzesi konumundadır.Neolitik çağdan başlayarak aynı yerde yerleşilmesi sonucu birikerek yükselmiş kültür ve mimari katmanlardan oluşan höyüklerin her biri bir köy veya yerleşim birimi olarak kabul edilmiştir.Bölgemizde Hitit, Geç Hitit, Pers, Hellenistik ve Roma çağlarının da yoğun olarak yaşandığı tarihi kayıtlardan bilinmektedir.Bölgemiz, Bizans ile birlikte İslâmi dönemler ve özellikle Orta çağda Haçlı seferleri sırasında, jeopolitik konumundan dolayı çok önemli tarihi olaylara da tanıklık etmiştir..

hyük2

Bölgemizdeki höyükler ile ilgili ilk çalışma 1944 yılında başlatılmıştır.Gaziantep Müzesinin kurulmasıyla başlayan bu süreç halen müze kontrolünde değişik araştırmalar ile devam etmektedir. Gaziantep Müzesi öncülüğünde bölgemizdeki höyükler,münferit olarak veya yerli-yabancı bilim kurumlarının katılımı ile araştırma ve kazılar yapılmaktadır. Bunlar; Leylit Höyük kazısı (1986-87),Nizip Kumla/Yarımtepe Höyük (1996), Oğuzeli/Tilbaşar Höyüğü (1995-1997), Karkamış-Ayyıldız Höyüğü,Nizip’in Aşağı çardak köyündeki Horum Höyük(1996) ve Nizip Dazhöyük köyü höyüğü(1982-83),Nizip Hacı Mehmet Höyük (Kalkolitik çağ yerleşmesine sahne olan bu höyük, maalesef fıstık tarlası için bilinçsizce düzlenerek tamamen yok edilmiştir. Üzerinde 20-30 senelik fıstık ağaçlarının yer aldığı alanda, çevreye dağılmış çanak çömlek parçaları görülmüştür),Nizip Kefre Köyü höyüğü (Nehir suyu altında kalmış olan höyüğün doğusu, yaklaşık 10 m yüksekliğinde bir yar görünümünü alacak biçimde Fırat tarafından kesilmiştir.),Islahiye Kırışkal höyüğü ( Üzerinde su deposu bulunan, tüm etekleri ciddi bir biçimde teraslanmış ve köy evleri inşa edilmiş olan höyük İlk Tunç Çağı´na aittir. Köy höyüğün tepesine kadar yürümüş, eteklerinden toprak çekilmiş ve yer yer höyüğün altındaki anakaya ortaya çıkmıştır.)

höyk3 

 

Nizip Aşağı Çardak köyü Horum Höyüğü,Birecik’in kuş uçuşu 15 km.kuzeybatısında, Fırat’ın batı kıyısında yer alır.Bugün tümüyle sular altında kalan arkeolojik alan,nehir seviyesinde 35m.yükseklikte bir höyükten ve onu çevreleyen bir aşağı kentten oluşmaktadır.Höyük yaklaşık 64 hektarlık bir yüzölçümüne sahipti.Ancak,orijinal höyüğün yarıya yakın bir bölümü,son iki bin yıl içinde Fıratın kabaran sel suları tarafından sürüklenerek götürülmüştür.Horum höyük,Chiago Üniversitesi’nin Birecik ve Karkamış Barajları suları altında kalacak yerleşme yerlerini ve kalıntılarını saptamak amacıyla G.Algaze başkanlığında yapılan 1989 yılı yüzey araştırmasında saptanmıştır.Fransız Arkeoloji Enstitüsü’nden A.Tibet ve C.Marro’nun bilimsel yönetiminde,Gaziantep Müzesi başkanlığında,1996 yılından itibaren bu höyükte kazılar yapılmıştır.höyüğün yamaçlarında ve ayrıca üst kesiminde açılan 11 açmada gerçekleştirilen kazılarda,Geç Halaf,Son Kalkolitik,İTÇ ve OTÇ,Erken Demir Çağı,Hellenistik-Roma ve Orta Çağ’a ait kültür katlarına ve buluntularına rastlanılmıştır.

hacmehmet1

Kısa Adı TAY olan Türkiye Arkeolojik Yapılar Merkezinin 2001 yılında yapmış olduğu bir araştırma raporunda bölgemizdeki höyükler üzerindeki en yoğun tahribat türü olarak yapılaşma, ardında tarımsal faaliyetlerin geldiği görülmektedir.Ülkemizin en önemli akarsuyunun yer aldığı bölgemizde, gerek baraj yapımı ve gerekse şiddetli sel baskınları sonucu bugüne kadar bilinen 64 arkeolojik yerleşme tamamen tahrip olmuştur.Bunun haricinde höyükler üzerindeki diğer bir gözden kaçırılmaması gereken tehdit edici unsur yapılaşma (höyük üzeri çağdaş yerleşim, yol, alt yapı çalışmaları vs.) ve tarım tahribatı gelmektedir.TAY’ın raporuna göre 194 yerleşmeden, baraj dışında kalan 174´ünde bu tür tahribat belgelenmiştir. Durum tespit raporları verilerinden elde edilen genel istatistiki bir sonuç, arkeolojik yerleşmelerde rastlanan tahribatta %22 oranında yapılaşmanın, %19 oranında ise tarımsal faaliyetlerin etken olduğudur. Bunlara erozyon, vd. doğal etkenler ve definecilik eklendiğinde, %72 oranına ulaşılır.Bölgemizdeki barajların (ve çevresinin) arkeolojik kalıntılara verdiği zarar oranı %28´dir.

1844-dazhykkk1

 

 

 

NİZİP İZ BIRAKANLAR

 

1-Dine Hizmet Edenler

 

M.Salih İlhan hoca efendi

http://img257.imageshack.us/img257/8127/dsc01174lymi0.jpg

(Emekli müftümüz)

Hocamız 1336 (1920)yılında Bitlis-Hizan ilçesi çökek yazı köyünde dünyaya geldi.7 yaşında köyün imamından kur’an dersleri aldı.14 yaşında Siirt ili Şirvan ilçesi matlit köyünde molla reşit hoca efendiden Arapça derslerini ve 4 yıl süreyle fıkıh dersleri aldı.Daha sonra Bitlis ili nurşin ilçesi Ağdat köyünde bulunan Şeyh Alaaddin efendiden Hadis ve usulül hadis derslerini aldı.Akabinde şeyh Alaaddinin vefatından sonra onun oğlu olan Şeyh Mazhar efendiden,sırasıyla:

Mantık,

Münazara,

Vad’,

İstiare,

Beyan,

Usulül fıkıh,

Cebir,

Akaid ve Tefsir dersleri aldı.

 

 

 

Hafız Hamo yani Mehmet Çevik

hafzhamo

İri cüssesi, kemikli yapısı, heybetli duruşu, tebessümle hüzün arası duran yüz hattı, elinde asası, sırtında veya omzunda çantasıyla bana nedense Abdullah b. Ümmü Mektum’u hatırlatır.

Otuz yıl kuru ekmek toplayıp sattı. 1992’de vefat etti.

 

 

Hafızalarımızda Yer Edenler: Kadir Hoca

1991 yılında bir sabah namazı vakti uyanır hoca. Tüm çocuklarına teker teker uğrar, onları okşar, sever. Daha namaza çok vakit vardır. Her zamanki gibi cüzünü okumaya başlar ve dalar bir uykuya. Ama bu uyku ahirete açılan bir pencere olur kendisi için. Vefat etmiştir.

 

Yusuf Hoca

1844-YUSUFHOCA1

Nizip’te son kırk yılını geçirmiş olup da, birazcık cami-cemaatle bağlantısı olanlar bu ismi hemen hatırlayacaklardır. Sadece hatırlamakla yetinmeyecek, hafif bir tebessüm de dudaklarına yayılacaktır.

Çünkü Yusuf Hoca, Nizip’te bir dönem, din ve İHL çevresi başta olmak üzere büyük bir kesimin sevdiği ve latifelerini andığı bir kimsedir.

 

Salih İlhan

Yeni nesil onu pek tanımaz. Çoğu değerini bilmediği, tanımadığı gibi.

Ama o bir derya. İlim deryası.

Gerçek bir âlim, âlim değil allâme…

Sadece âlim değil, mütevazı hayatıyla sade yaşayan, samimi, bildikleriyle amel etmeye çalışan bir âlim.

Öğrendikleri onu asla kibir ve gurura sevk etmemiş. Tam bir tevazu abidesi.

Herkesle konuşan, herkesi dinleyen, çocuk olsun yaşlı olsun değer veren, gençlerle iletişim kurmada sorunsuz bir âlim.

Ömrünün en verimli, bereketli dönemini Nizip’imize adayan bir âlim.

Müftülük yaptığı yıllar boyunca sadece masa başında oturmayan halkın içinde olan, pek çok şehir ve köy camisinin yapılmasına destek olan, talebe faaliyetlerine önem veren, ders veren, Nizip İmam-Hatip Lisesi’nin gelişmesinde önemli katkıları olan bir âlim.

Bizim fahri hemşerimiz. Emekli olduktan sonra güzel şehrimizden ayrılamayan ve buraya yerleşen, ders okutmaya, sohbetler vermeye, en karışık dini meselelere cevap vermeye, aydınlatmaya çalışan bir âlim.

 

Şıh Dede Osman Aydın (r.aleyh)

Nizibimizde yaşayan büyük veli değerli dinamiğimiz Dede Osman (r.aleyh)'ı acaba hiç duydunuz mu? Kendisi aslen Şanlı Urfalı olup uzun yıllar Nizipte yaşamış değerli bir din adamıdır. Son nefesine kadarda Nizipte müritleri ile yaşamıştır. Rahmetlinin sohbetlerine katılmak kısmet olmadı, ama Dede Osman (r.aleyh)'ın sohbetlerine katılan birçok müritleri Nizipte ve Şanlı urfada yaşamaktadırlar. Bu başlığı okuyan değerli müritleri bizlere, daha kapsamlı ve detaylı bilgi verirlerse seviniriz. Benim bildiğim kadarıyla Dede Osman (r.aleyh) kendisini halkın gözünde şeyh (ŞIH) olduğunu gizlemiş olup, kendisinin keramet sahibi değil, herkes gibi sıradan bir vatandaş görünümde, sade bir fakir derviş yaşantısını tercih etmiştir. Dediğim gibi hakkında fazla bir şey bilmiyorum bildiğim, Dede Osman (r.aleyh) dünyalık işleri terk edip kendini dine ve islama hizmet etmeye adamış büyük bir mutasavvıf adamıdır.

 

1-Nizip Hayırseverleri

 

Maruf Marufoğlu

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=1112&stc=1&d=1188500888

Nizip'li hayırseverlerimizden Av. Maruf Marufoğlu 1942 Nizip doğumlu olup, ilkokulu Cumhuriyet ilkokulunda, orta okulu Ali Alkan Orta Okulu'nda, liseyi Gaziantep Lisesinde okumuştur. Eğitimini Ankara Hukuk Fakültesi'nde sürdürmüş ve 1966 yılında ve Ankara Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. 6 yıl gibi kısa bir zaman avukatlık yapmış ve avukatlığı bırakmıştır. Ve şuna sadece çiftçilikle uğraşmaktadır. Bunun yanında Arap Atı yetiştirmeyi hobi etmiştir.

 

 

Fevzi Pekmez

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=2608&d=1246610918

 

 

Cevdet Alkan

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=2603&d=1246429971

 

3-Nizip Sanat Severleri

 

Karikatürist Musa Gümüş

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=2077&stc=1&d=1227607400

1963 Gaziantep / Nizip doğumlu. Lise yıllarında iken amatör olarak karikatür çizmeye başladı. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesini mezunu.

 

Kemal Cengiz

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=1098&stc=1&d=1188399607

Gazeci Yazar

 

Mustafa Açıkses

mstf1

Sanatçı

 

Eray Özbal

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=2961&d=1264535179

Oyuncu

 

Mehmet Kılıç

Ahmet Kocaaslan´ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Baraklı Halk Ozanı Mahkül

 

4-Ödüllü Sporcu

 

Şakir Şenkalaycı

http://img11.imageshack.us/img11/8483/anaresim.jpg

Bölgemizden çıkan bir şampiyon olan Şakir Şenkalaycı’nın babaannesi Nizipli dedesi Gazianteplidir

 

 

5-Nizip İş Adamları

 

Fıkret Öztürk

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=2133&stc=1&d=1229503383

1949 yilinda Nizip’te dogan Fikret Öztürk, Istanbul Çapa Yüksek Ögretmen Okulu’nu bitirdikten sonra birçok lisede fizik ögretmenligi yapti.

 

Mehmet Yıldırım

http://img526.imageshack.us/img526/903/mehmetyildirimut6.jpg

TÜM Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Başkanı

 

Beşir Özyurt

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=1194&d=1189580741

Aymar Yağ ve Gıda Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

 

Mehmet Aslan

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=1019&stc=1&d=1187164668

1953 yılında Gaziantep Nizip’te doğdu. İlk,orta ve lise tahsilini Nizip'te tamamladı.

 

 

5-Nizip Akademisyenler

 

Yaşar Büyükoğlu

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=2320&d=1235673068

1950 Yılında Nizip’te doğdu. İlk ve orta ögrenimini Nizip’te tamamladı. 1973 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü birincilikle bitirdi.1988 yılında Hacettepe Üniversitesi Atatürk ilkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde Yüksek Lisans ve Doktorasını tamamladı.1989 yılından beri Gaziantep Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevini yapmaktadır. 2003-2004 yıllarında Nizip Meslek Yüksek Okulu Müdürlügü görevini yapan Büyükoğlu, aynı zamanda Gaziantep Üniversitesi Senato Üyeliğini de yapmaktadır. Üniversiteye bağlı çeşitli fakültelerde İnkılap Tarihi derslerini vermekte olan Doc. Dr Yaşar Büyükoğlu halen bu görevini sürdürmekle beraber, Gaziantep Mudafai-Hukuk Derneği Şube Başkanlığı da yapmaktadır.

 

Doç.Dr. Ali KAYGISIZ

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=101&d=1175758517

Adı Soyadı Ali KAYGISIZ

Lisans : Zootekni Bölümü (Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi 1988 )

Yüksek Lisans : Zootekni Anabilim Dalı (Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1991 )

Doktora : Zootekni Anabilim Dalı (Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1993)

Yabancı Dil(ler)i İngilizce

 

Mehmet Görmez

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=2483&d=1242400159

Doğum Yeri ve Tarihi: Nizip 1959

Lisans: 1987

Ahmet Yesevi Üniversitesi (1995-1997), Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi (2001-2003), Anadolu Üniversitesi İlahiyat Ön Lisans

Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı (13.08.2003-..........)

 

Prof.Dr.H.Zerrin ÖZKÖSE

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=1201&stc=1&d=1189678542

Adı :Hatice Zerrin Özköse

Doğum Tarihi :7/4/1963

Doğum Yeri :Nizip/Gaziantep

Medeni Hal :Evli Uyruk :T.C.

 

Hanifi Akın

http://www.gaziantepyazarlar.com/image/yazar/Yazar_1258893289.jpg

İlahiyatçı Mütercim –Yazar TYB Gaziantep Şube Başkanı

 

 

Yr.Doç.Dr.ÖZLEM ERDOĞRUL

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=102&d=1175758604

04.05.1969 yılında Gaziantep’in Nizip ilçesinde doğdu.1975-1980 yıllarında ilkokulu, 1980-1987 yıllarında Liseyi, 1987-1992 yıllarında İ.Ü. Veteriner Hekimliği Fakültesini bitirdi. 1992-1994 yıllarında gıda katkı maddeleri ithal eden İstanbul’da bir şirkette, 1994-1995 yılında et ürünleri imalatı yapan İstanbul’da bir şirkette işletme müdürü olarak çalıştı.1996 ocak ayında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünde öğretim görevlisi olarak hizmet vermeye başladı.1997 Nisan ayında İ.Ü. Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim dalında Türk tipi dana jambonların üretiminde sodyum difosfat ve sodyum kazeinatın çeşitli kombinasyonlarda ürünün bazı fiziksel, kimyasal ve organoleptik özelliklerine etkileri konulu doktora tezimi bitirdi.1998 ekim ayında KSÜ Ziraat Fakültesi Gıda Bilimleri ve Teknolojisi Anabilim dalında Yardımcı Doçent Doktor oldu. Halen 13B-4 ile KSÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünde çalışmaktadır.Evli ve iki çocuk annesi olan ERDOĞRUL 2002 yılında,TUBİTAK’tan B tipi (Milchwissenschaft) dergide yayın için teşvik ödülü , TUBİTAK’tan C tipi (Turkish Journal of Veterinary and Animal Sciences) dergide yayın için teşvik ödülü ve 2003 yılında TUBİTAK’tan C tipi (Pharmaceutical Biology) dergide yayın için teşvik ödülleri aldı.

 

Prof.Dr. Mehmet ÖZASLAN

http://img36.imageshack.us/img36/9248/mehmetozaslan.jpg

24.02.1964 yılında Nizip’te doğdu. Lisans eğitimini 1985 yılında Cukurova Universitesi Bitki Koruma alanında, Yüksek Lisans Eğitimini 1987 IAM-BARI İtalya Molekuler Viroloji, 1988 Çukurova Üniversitesi Fitopatoloji alanında, Doktora Eğitimini 1998 Cukurova Universitesi Viroloji alanında yaptı. Evli, iki çocuk babası.

 

Prof Dr. Ugur ÇEVIKBAS

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=1345&stc=1&d=1193314590

01.01.1941 de Nizip’te doğdu

 

Prof. Dr. Ali Çetin Sarıoğlu

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=107&d=1175759688

1947 Yılında Nizip’te doğdu

 

 

 

7-Belediye Başkanları

 


http://www.nizip.com/gallery/files/1-h_mehmetefendi.jpg
Haci Mehmet Efendi (Sayın)

1320-1326 1902-1908


http://www.nizip.com/gallery/files/1-ali_agaokan.jpg
Ali Ağa Okan

1331-13321913-1914


http://www.nizip.com/gallery/files/1-h_boler.jpg
Habeş Böler

1337-13401919-1920


http://www.nizip.com/gallery/files/1-s_sayin.jpg
Şerif Sayın

1924-1926


http://www.nizip.com/gallery/files/1-a_uygur.jpg
Avni Uygur

1345-13461926-1927


http://www.nizip.com/gallery/files/1-i_oguz.jpg
İzzet Oğuz

1926-1929/...-1946

 
http://www.nizip.com/gallery/files/1-m_sayin.jpg
Muhittin Sayın

1946-1950


http://www.nizip.com/gallery/files/1-m_uygur.jpg
Mahmut Uygur

1950-1954 / 1963-1966

 

http://www.nizip.com/gallery/files/1-k_boler.jpg
Kasım Böler
1954-1960

http://www.nizip.com/gallery/files/1-k_dogan.jpg

Kemal Doğan
(Kaymakam)
1960-1963

 

http://www.nizip.com/gallery/files/1-a_ogut.jpg
Ahmet Öğüt
1966-1968

 

http://www.nizip.com/gallery/files/1-o_sayin.jpg
Osman Sayın
1968-1973
1980-1983

 

http://www.nizip.com/gallery/files/1-h_erbay.jpg

Hüseyin Erbay
1973-1977

 

http://www.nizip.com/gallery/files/1-m_kokmen.jpg
Mustafa Kökmen
1977-1980

 

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_baskan/1984/2349.jpg

Ömer Pekmez
1984-1989

 

http://www.nizip.com/gallery/files/1-i_halilsaygin.jpg
İ. Halil Sayın
1989-1994

http://www.nizip.com/gallery/files/1-c_ozkaya.jpg

Coşkun Özkaya
1994-1999
1999-2002

 

http://www.nizip.com/gallery/files/1-m_sahin.jpg
Mustafa Şahin
2002-2004

 

Hacı Fevzi AKDOĞAN

akdogan2

2004-20…

1965 Nizip doğumlu, İlk ve orta öğrenimini Nizip'te, Üniversite öğrenimini Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünden mezun olarak tamamladı. Askerliğini 213.Kısa dönem Ankara - Etimesgut'ta yaptı. Sanayici ve iş adamı olup, evli ve beş çocuk babasıdır.

 

 

8-Nizip Siyasetçileri

 

Mehmet SARI

sar1

1968 Yılında NİZİP’te doğdu.Gaziantep Milletvekili

 

Celal DOĞAN

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=1021&d=1187171324

Gaziantep Milletvekili

Türkiye siyasetinin renkli ve tanınmış simalarından olan Celal Doğan, 01.08.1943 Yılında Gaziantep’in Nizip ilçesi Çanakçı Köyünde doğdu

 

Emekli Or.General H.Edip BAŞER

http://www.nizip.com/attachment.php?attachmentid=104&d=1175759005

Orgeneral Halit Edip BAŞER 1942 yılında Gaziantep/Nizip'de doğdu.1961 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1963 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1970 yılına kadar Kara Kuvvetlerine bağlı çeşitli birliklerde Takım Komutanlığı ve Bölük Komutanlığı yapan Orgeneral BAŞER, 1972 yılında Kara Harp Akademisi'nden mezun oldu.

 

Prof.Dr. TuğGeneral MUSTAFA KUTLU

???

 

Yüksek Mühendis Tuğgeneral Cemal ALAGÖZ

???

1945 yılında Nizip Alagöz Köyünde doğdu.

 

 

 

 

NİZİP KAVŞAKLARI

 

 

E90 nizip girişi sanayi kavşağı fotoğrafını mouse ile zoomlayabilirsiniz

Otoban dutlu Kavşağı Özyurt Okulu önü fotoğrafını mouse ile zoomlayabilirsiniz

 

 

 

 

NİZİP KİLİSELERİ

 

1-Nizip Adaklı Kilisesi

kls1

Salkim Beldesi Adaklı Mahallesin de Haç planlı olan Kilise, kesme taştan yapılmıştır. Üst örtüsüyle kuzey ve kuzey doğu duvarları tamamen çökmüş olan yapının, batı güney duvarları üst örtülü seviyesinde kurun muştur. Mimari kalıntılardan, bu yapının üst örtüsünün sivri kemerli tonozların birleştirdiği çpraz tonozlu olduğu anlaşılmaktadır. Kilisenin kuzeyinde, geç dönemlerde doğu-batı doğrultusunda yapılmış olan bir mezar bulunmaktadır.

   

 

2-Gümüşgün Kilisesi

kls2

Kilise duvarları üzerinde Süryanica ve Ermenice kitabeler bulunmaktadır. Fakat bu kitabeler okunamamıştır. Nizip İlçesinin kuzeyinde Ehneş köyünde, köye girerken yolun güneyinde yer almaktadır.

Bu Kilise M.S. 4-5 yy’a aittir. Buranın bi-iki kilometre doğusunda Roma dönemine ait taş ocakları bulunmaktadır.

 

 

3-Nizip Fevkani Kilisesi

Nizip Kilisesi Resimleri resmi

 Gaziantep Nizip ilçesi, Şıhlar Mahallesi’nde bulunan bu kilisenin yapım tarihi bilinmemektedir. Bu konuda kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmadığı gibi kitabesi de yoktur. Yapı tarzından XI.-XII.yüzyıllarda Bizans döneminde yapıldığı sanılmaktadır.  Moloz taştan, dikdörtgen planlı olan kilisenin apsidi yarım yuvarlak olarak dışa çıkıntılıdır. İçerisindeki bezeme ve Aziz tasvirleri günümüze gelememiştir.

Kilise işlevini yitirdikten sonra bir süre han olarak kullanılan yapı günümüzde depo olarak kullanılmaktadır.

 

 

NİZİP KÖPRÜLERİ

scannedimageh.jpg

Köprünün ilk yapımı selçuklular zamanına dayanmaktadır.

Osmanlının son zamanında büyük dedemiz rahmetli Ahmet (AKPEK) efendi kiya (1850 li yıllar) bu köprünün üst kısmını tamamen yenilemiştir.

Hikayesi ise ilginçtir.

O zamanlar çimento bilinmediği için dere kumu ve kaynamış kireç kullanlılarak beton yapılıyordu. Köyğün kiyası olan büyük dedemiz köylü tarafından sayılır ve sözü dinlenir bir adamdı . Köprüyü yapması için bir ermeni usta tuttu. Ustaya nekadar odun yeteceğini sordu ve kirecin kaynatılması için günlerce eşeklerle odun çekildi. İşe başlanıldı ve sonuna doğru odunun yetmeyeceğini anlayan ermeni usta kaçtı. Çünkü biliyordu ki Ahmet efendi odun yerine kendisini ateşe atardı. Ustanın kaçtığını anlayan Ahmet efendi, köyde damlarda ne kadar odun varsa acele getirilmesini emretti. Bu sayede kireç kıvamını buldu ve beton dökülebildi. Yaklaşık 4 mt enindeki o beton yapıyı hatırlarım.

Sonrasında 1990 yıllrında köprü tahrip olmuş ve genişletilmesi gerekmişti. İsmini Arif kiyadan öğrendiğim Cindi Ahmet lakaplı hacı amca önderlik ederek para verdi, gerisi köy halkından toplandı ve rahmetli babam işin üstünde bizzat durarak köprünün bu halini ortaya çıkardılar.

Onunda dadiseside şöyleydi. Cindi Ahmet amca birgün bahçede hakkın rahmetine kavuşur. Ev halkı ağlamakta ve yıkanması için suyu kaynatılmaktadır. Kefeni alınmış, mezarı kazılmakta olan Ahmet amca Hakkın izniyle dirilir, yaşadıkları tam bir ölüp geri gelmedir. Gördükleri kendisine sırdır fakat bir inşaatcı olan rahmetli babamın yanına gelerek köye bir yapı hediye etmek istediğini söyledi. Bu kısımlarında bende vardım. Babamın gözleri parladı ve hemen köprüyü genişletelim dedi. Çoğunu Ahmet amca karşıladıysa da köy halkınında gayretleriyle köprü bu günkü halini aldı.

Allah hepsine gani gani rahmet eylesin.

 

Tarihi Taş Köprü

kpr11

Tarihçesi:

Üzerinde herhangi bir kitabe bulunmayan köprünün kimin tarafından ve ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Ancak kasabalıların ifadelerine ve yapının mimari özelliklerine bakılarak, köprünün Memluklu Dönemi eseri olduğu düşünülmektedir.

 

Yapının Tanımı:

Köprü Nizip ilçesinin kuzeybatısında, kasabanın batı tarafından kasabaya girişte Nizip Çayı üzerinde kurulmuştur.

Sivri kemerli üç gözlü köprü, ortada büyük kemer gözü, yanlarda daha küçük ölçülerde tutulmuş iki boşaltma kemeri ile ana gözlü köprüler grubuna girmektedir. (Bkz. Çizim: 41) Her iki kıyıdan orta kemere doğru yükselen eğimli bir yola sahip olan köprünün yan korkulukları bulunmamaktadır. Ana kemerin menba cephesinde selyaran denilen payandalar yer almaktadır.

Kesme taşla inşa edilmiş olan köprünün bazı yerlerinde moloz taş malzeme kullanılmıştır.

 

 

NİZİP KÖYLERİ

 

 

Akçakent

akç1

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000 yılında,  551

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   27 km

 Rakım:   610 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Var / Faal

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Akkuyu

aky2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000 y,  182

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   43 km

 Rakım:   580 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor 

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Alahacı

alhc2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  y,  1172

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   12 km

 Rakım:   720 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Var / Faal

 İlköğretim Okulu Var / Faal

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Altındağ

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipaltindagso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000, y 551

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   27 km

 Rakım:   610 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Var / Faal

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Aşağıbayındır

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174414181-493470-asagibayindir-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  376

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   16 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Aşağıçardak

çrdk1

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  813

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   17 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Var / Faal

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Var

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Bağlıca

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174417113-494571-baglica-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  463

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   7 km

 Rakım:   425 m

 Sağlık Evi Var / Faal

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Bahçeli

http://okulweb.meb.gov.tr/27/05/493577/images/PICT0154.JPG

Demografik Bilgiler:

 Nüfusu:  2000  365

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   8 km

 Rakım:   550 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Ballı

bll2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  373

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   34 km

 Rakım:   520 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Belkıs

http://img03.blogcu.com/images/v/e/n/venizip/akcakent_genel3_1240597219.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  92

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   9 km

 Rakım:   360 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Var

      

Boyluca

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174414087-493433-boyluca-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  451

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   28 km

 Rakım:   770 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Bozalioğlu

???

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000 , 44

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   9 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Çakmaktepe

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174413608-493109-cakmaktepe-ilkogretim-okulu.jpg

1979 yılında şu andaki binada eğitim-öğretime başlamıştır Gaziantep iline 55 km, Nizip ilçesine 10 km uzaklıkta, doğusunda Mercanlı, batısında Yağmuralan köyü, güneyinde Doğrular Köyü vardır. Barak ovasındadır.

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000, y  318

 İle Uzaklığı:   0 km

Rakım:   505 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Çanakçı

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174413725-493205-canakci-ilkogretim-okulu.jpg

Çanakçı Köyü Nizip`e 16 km, Gaziantep`e 37 km uzaklıkta olup yolu asfalttır. Köyün suyu ve elektriği vardır. Köyün geçim kaynaklarıfıstık, zeytin, nar ve nanedir.

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000, y  736

 İle Uzaklığı:   0 km

Rakım:   615 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Var

 

Çatalca

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174414048-493421-saray-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  201

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   15 km

 Rakım:   630 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Dayıdağ

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1182283701-dayidagibyeni1.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  627

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   25 km

 Rakım:   860 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Dazhüyük

hyk2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  255

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   20 km

 Rakım:   475 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Doğrular

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipkocatepeso.jpg

Doğrular Köyü bağlı olduğu sağlık Ocağı…

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  75

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   6 km

 Rakım:   490 m

 Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Duraklı

bizim köye u?rayyn bi cok seveceksiniz özelikle resimdeki yeri tavsiye ederim

Demografik Bilgiler:

 Nüfusu:  2000  746

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   45 km

 Rakım:   610 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Dutlu

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_gonderdikleriniz/39200%20114707873_11_59_14.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  612

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   4 km

 Rakım:   462 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Düzbayır

http://img.turkmedya.tv/image/9595293e4ff1e9e2898ddee87034c592/280/200/

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  215

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   20 km

 Rakım:   520 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Ekinci

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipikizceso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  52

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   18 km

 Rakım:   490 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Var / Faal Değil

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Erenköy

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_gonderdikleriniz/703491_13_21_18.jpg

Demografik Bilgiler: 

Nüfusu:  2000  214

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   27 km

 Rakım:   380 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Eskikonak

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip3noluso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000, 139

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   13 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

KanalizasyonYok

 

Gaziler

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174417577-494845-gaziler-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000, 348

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   35 km

 Rakım:   700 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Gevence

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174417251-494629-gevence-koyu-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  926

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   12 km

 Rakım:   465 m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Gökçeli

http://img.turkmedya.tv/image/a7d901fc744aec7a8545a36bf14d8405/280/200/

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  538

 İle Uzaklığı:   45 km

 İlçeye Uzaklığı:   18 km

 Rakım:   580 m

 Sağlık Evi  Var / Faal

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Güder

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174414773-493793-guder-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  497

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   21 km

 Rakım:   530 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Gülkaya

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174416062-493840-gulkaya-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  231

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   16 km

 Rakım:   370 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Gümüşgün

gmşgn3

Demografik Bilgiler:

 Nüfusu:  2000,  76

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   33 km

 Rakım:   400 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

KanalizasyonYok

 

Günaltı

gnlt2

Demografik Bilgiler:

 Nüfusu:  2000  704

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   7 km

 Rakım:   400 m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Gülbaşak

glbşk3

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  665

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   51 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Güzelköy

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip4noluso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  95

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   9 km

 Rakım:   420 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Hancağız

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174418424-775142-hancagiz-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  230

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   16 km

 Rakım:   390 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Hazımoğlu

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip2noluso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  105

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   4 km

 Rakım:   480 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

İkizce

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_gonderdikleriniz/91200%20115928126_17_34_29.jpg

Demografik Bilgiler:

 Nüfusu:  2000,  1165

 İle Uzaklığı:   45 km

 İlçeye Uzaklığı:   17 km

 Rakım:   530 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Var / Faal

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

 İntepe

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174416687-493960-intepe-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000, 451

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   11 km

 Rakım:   370 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Kaleköy

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip3noluso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  217

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   9 km

 Rakım:   440 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Kamışlı

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174414864-493815-kamisli-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  457

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   42 km

 Rakım:   530 m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Karaburç

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174413569-493099-karaburc-simolar-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  694

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   44 km

 Rakım:   670 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Kayalar

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_gonderdikleriniz/221229_15_49_04.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  263

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   27 km

 Rakım:   720 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

 Keklik

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_gonderdikleriniz/291857_10_59_32.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  256

 İle Uzaklığı:   55 km

 İlçeye Uzaklığı:   10 km

 Rakım:   530 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

  

Kesiktaş

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174418830-959206-kesiktas-ilkogretim-okulu.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  333

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   16 km

 Rakım:   540 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

  

Kıraçgülü

krç2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  87

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   19 km

 Rakım:   505 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

  

Kıratlı

köyümüzden bir görüntü

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  566

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   12 km

Rakım:   570 m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Kızılcakent

29592

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  383

 İle Uzaklığı:   38 km

 İlçeye Uzaklığı:   4 km

 Rakım:   510 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Var

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Kızılin

kyzylin köyünde bir görünüm

Demografik Bilgiler:

 Nüfusu:  2000  355

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   28 km

 Rakım:   590 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Korucak

korucak2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  217

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   29 km

 Rakım:   620 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Köseler

http://www.yerelnet.org.tr/resimler_gonderdikleriniz/71600%20117016048_14_34_53.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  544

 İle Uzaklığı:   55 km

 İlçeye Uzaklığı:   37 km

 Rakım:   660 m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

  

Kumla

KÖYÜMDEN BYR PARÇA

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  853

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   28 km

 Rakım:   350 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Var

 

 

Kurucahüyük

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipikizceso.jpg

Köyün bağlı olduğu sağlık Ocağı…

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  156

 İle Uzaklığı:   45 km

 İlçeye Uzaklığı:   16 km

 Rakım:   555 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Var

 

Mağaracık

http://www.habercumhuriyeti.com/img/oEM3uLyw.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  54

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   5 km

 Rakım:   450 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon  Yok

 

 Mehmetobası

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipsalkimso.jpg

Mehmetobası Köyün Bağlı olduğu sağlık Ocağı...

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  262

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   25 km

 Rakım:   780 m

 Sağlık Evi Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Mercanlı

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip3noluso.jpg

Mercanlı Köyün Bağlı olduğu Sağlık Ocağı...

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  33

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   9 km

 Rakım:   505 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

KanalizasyonYok

 

Mihrap

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174413958-493362-mihrap-ilkogretim-okulu.jpg

Köyümüz Nizip-Karkamış karayolu üzerinden 3 Km. içeride yer almaktadır. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde 33 hane bulunmakta ve nüfusu 250 kişidir.

Demografik Bilgiler:

İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   11 km

 Rakım:   455 m

 Sağlık Evi Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Nahırtepe

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip3noluso.jpg

Köyün Bağlı olduğu Sağlık Ocağı...

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  42

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   13 km

 Rakım:   440 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Özyurt

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174418027-774950-ozyurt-ilkogretim-okulu.jpg

9 yıldan beri kapalı olan Özyurt İlköğretim Okulu.2006-2007 onarım görerek eğitim öğretime açılmıştır.

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  198

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   12 km

 Rakım:   670 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Samandöken

Kerhiz Samandöken fotoğrafını mouse ile zoomlayabilirsiniz

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  249

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   6 km

 Rakım:   410 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Var

 

Samanlı

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipkocatepeso.jpg

Samanlı Köyün Bağlı olduğu sağlık Ocağı…

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  85

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   8 km

 Rakım:   510 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Saray

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip2noluso.jpg

Köyün Bağlı olduğu sağlık Ocağı…

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000  564

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   29 km

 Rakım:   345 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Sarıkoç

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174417978-774494-sarikoc-ilkogretim-okulu.jpg

Köyümüz barak ovasında Nizip-Karkamış karayoluna ayrılarak 2 Km. içeridedir. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  177

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   12 km

 Rakım:   500 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Söğütlü

9141-sogutlu2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000, 171

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   6 km

 Rakım:   625 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Yok

 

Suboyu

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174414563-493648-suboyu-ilkogretim-okulu.jpg

2003-2004 Eğitim-Öğretim yılında yeni binada eğitim verilmeye başlanmıştır. Gaziantep'in Nizip ilçesine bağlı olan köy; ilçeye 17 km uzaklıkta olup,ilçenin güneydoğusunda yer alır.Doğusunda Şanlıurfa'ya bağlı olan Birecik ilçesi(km),kuzeyinde,Birecik'e bağlı Karşıyaka Mahallesi ve Nizip'in Saray Köyü bulunur.Ayrıca E-24 karayolu köyün kuzeyinden geçmektedir.Karayolunun köye uzaklığı 2 km kadardır.Batısında bulunan demiryolu ve Yeşildağ tren istasyonu köye çok yakındır.Köyün ulaşım sorunu yoktur. Köyün 1500 e yakın nüfusu bulunmaktadır. Genelde köylünün geçim kaynakları: Çiftçilik,işçilik,şoförlük,ticaret ve hayvancılıktır.

Demografik Bilgiler:

İle Uzaklığı:   66 km

Rakım:   340 m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Var / Faal Değil

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Var

Kanalizasyon Var

 

Tanır

tnr2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  106

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   16 km

 Rakım:   560 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Toydemir

tydmr2

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  194

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   17 km

 Rakım:   470 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal Değil

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Tuluktaş

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174418270-775046-tuluktas-ilkogretim-okulu.jpg

Köyün kurucusu Akçakale’den gelen Ali ve Kardeşi Mustafa’dır.Fenk Dağı’nın eteklerinde kurulmuştur.Köye ulaşım şose yoldan sağlanmaktadır.Eski Gaziantep-Nizip yolu üzerindeki, Nizip’e 5 kilometre mesafede bulunan Yaşar Kağıt Fabrikası’nın karşısındaki kavşaktan batı istikametine köyün yolu ayrılır. Kızılcakent Köyü’nün içinden geçerek , 8 kilometre mesafedeki Tuluktaş Köyü’ne varılır.

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  219

 İle Uzaklığı:   0 km

Rakım:   640 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Turlu

turlu köyü giri?inden bir görüntü

Demografik Bilgiler:

Nüfusu: 2000,  628

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   7 km

 Rakım:   556 m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Turnalı

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip4noluso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  36

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   10 km

 Rakım:   482 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Yağcılar

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipsekiliso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  90

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   14 km

 Rakım:   800 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

Taşımalı Eğitim Yapılıyor

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Yağmuralan

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174414427-493589-yagmuralan-ilkogretim-okulu.jpg

Yağmuralan köyü Barak Ovası’nda kurulmuştur. Bu sebeple çevrede büyük yükseltiler yoktur. Çevrede ufak tepeler bulunmaktadır. Akarsuyu yoktur. İklimi ılımandır. Çöl ikliminin etkisi görüldüğünden yazları sıcak ve kurak; kışları ılık geçer. TARİHÇESİ: Köy bundan 250 yıl kadar önce şimdiki köyün güneydoğusunda bulunan höyüğün çevresinde Mezar-ı Ayin adı ile kurulmuştur. Köy halkı Orta Asya’dan göç eden Oğuz Türk’lerinin Kayı Boyuna mensup Torun Aşireti’ndendir.

 

Yarımtepe

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174417340-494678-yarimtepe-ilkogretim-okulu.jpg

Köyümüz Nizip ilçesine 15 km uzaklıkta, 45 haneli olup il ve ilçe merkezine ulaşımı kolaydır. Köy halkı fıstık, zeytin ve bağcılık ile geçimini sağlamaktadır. Genelde küçükbaş hayvan yetiştirilmektedir. Köylüler okula çok önem vermektedir. Okulumuzun devamsız öğrencisi yoktur ve köylüler okulun her türlü ihtiyacı ile ilgilenmektedir

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  312

 İle Uzaklığı:   0 km

Rakım:   540 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

KanalizasyonYok

 

Yeniyapan

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizipikizceso.jpg

Demografik Bilgiler:

 Nüfusu:  2000,  147

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   13 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

KanalizasyonYok

 

Yeniyazı

yeniyazi köyü fotoğrafını mouse ile zoomlayabilirsiniz

Köyümüz eski G.Antep yolu üzerinde Nizip'e 12 Km. uzaklıktadır. Köyün temel geçim kaynağı tarımdır.350 hanede 1500 kişi yaşamaktadır.

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  1611

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   11 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

Yolçatı

http://www.gaziantepsaglik.gov.tr/images/kurulus_saglik_ocaklari/nizip/nizip4noluso.jpg

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  146

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   4 km

 Rakım:   465 m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Yok

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

KanalizasyonYok

 

Yukarıbayındır

http://nizip.meb.gov.tr/resimler/sayfa/okulresim-1174416764-494068-yukari-bayindir-ilkogretim-okulu.jpg

Köy Nizip'in güneydoğusundadır. Şanlıurfa sınırı ile köy arasında Fırat Nehri akmaktadır. Şanlıurfa- Gaziantep kara yoluna 6 km uzaklıkta bunmaktadır. Köyde 80 hane bulunmaktadır. Köylüler tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. Köy, Gaziantep başta olmak üzere çeşitli yerlere göç vermektedir.

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  472

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   20 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi  Var / Faal Değil

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

 

Yukarıçardak

çrdk3

Demografik Bilgiler:

Nüfusu:  2000,  283

 İle Uzaklığı:   0 km

 İlçeye Uzaklığı:   26 km

 Rakım:    m

 Sağlık Evi Yok

Sağlık Ocağı Yok

 İlköğretim Okulu Var / Faal

 PTT Şubesi Yok

PTT Acentası Yok

 Su Şebekesi Yok

Kanalizasyon Yok

 

 

 

NİZİP KÜLTÜRÜ

Folklorik değerler; halkın binlerce yıllık yaşayışlarıyla biçimlenen, mutluluğu ve kederiyle ortak bir potada eriyen ve kuşaktan kuşağa miras kalan, bir insanın doğumdan ölümüne kadar hayatının her bölümü toplumun gelenek ve göreneklerine uygun olarak törenle, oyunla, figürle, yemek adetleri ve türkülerle ifade ettiği hayat tarzıdır.

 

Folklor Oyunlarımızdan Bazıları:

Arabi

Zikir

Tura

Kız Oyunu   

Derviş Ali

Deriko

Maney  

 

Nizip´te halk türküleriyle birlikte halk oyunları folklorun en zengin dalıdır. İslam dininde müziğin ayrı bir yeri bulunduğundan, Osmanlılar döneminde dini müzik yanında, düğün ve eğlence yerlerinde söylenen türküler, ölü evinde yakılan ağıtlar, kahramanlık şiirleri bugün bile aynı güzellikte söylenmektedir. Nizip´li ozanların, halk edebiyatçılarının dilden dile aktarılan eserleri günümüze değişmeyerek gelmişlerdir.

 

Amcasının kızı Leyla'yı, kendisine verilmediği için 17 bıçak darbesiyle öldüren genç üzerine düzülen türkü ise şöyledir.

 

Leylam kalk gidelim yolumuz ırak

Yolumuza kurdular demirden tuzak

Başımıza geleni Leylam destana yazsak

Demedim mi sana Leylam sonu ayrılık

Gelin kızlar gelin Leyla yatıyor

Ah ile vah ile canın veriyor

 

Günümüzde, özel günlerde giyilen eski kıyafetler yine kültürel yaşayışa renk katan, zengin bir desen veren öğeler olarak bugüne miras kalmıştır.

 

Ağızdan ağıza söylenerek günümüze kadar gelen ve güncelliğini koruyan Nizip´e özgü atasözlerinin her biri üzerinde ayrı bir araştırma yapabilecek değerde olan anlam ve muhteva genişliğine sahiptirler.

 

Bazı Atasözlerimiz;

Yüzü hedik suyu ile yunmuş. (arsız, utanmaz, yüzü kızarmaz).

Anası ne ki, danası n'ola.

Hırsız süllümü (merdiven) kimi

Meymama masmana kimi: (geniş bir mekan gibi)

Haneği alan verenden uz gerek.

 

 

NİZİP KÜTÜPHANELERİ

 

1-Gaziantep  Nizip    Nizip İlçe Halk Kütüphanesi Müd.  İlçe Halk Kütüphanesi  Saha Mah.Mektep Sok.No : 4 Nizip/GAZİANTEP  (342)518 41 91  

kutuphane

 

 

2-Gaziantep  Nizip  uluyatir  Uluyatır Halk Kütüphanesi  Kasaba Halk Kütüphanesi  PTT Caddesi  0342 525 10 03

 

 

 

 

 

NİZİP MAHALLE VE SOKAKLARI

 

nhl2

 

Nizip’in  bazı mahallelerinin tarihi ve ilginç isimleri vardır.

 

Şıhlar Mahallesi: Bu isim mahallede yaşayan Şıh Davutlar Ailesinin hayırsever davranışlarından dolayı verilmiştir. Nizipin en eski camilerinden olan Şıhlar Camisi 1292 yılında bu aile tarafından inşa edilmiştir.

 

İstasyon Mahallesi: Nizipe demiryolunun ilk ulaştığı ve istasyonun bulunduğu bölge olduğu için bu ad verilmiştir.

Karşıyaka Mahallesi: Nizip Çayının öteki yakasında yer aldığı için bu isim verilmiştir. İlk sıralar derme çatma birkaç evden oluşan bu bölge 1970 yıllarında mahalle olarak anılmaya başlanmıştır.

 

cdd2

Menderes Mahallesi

Fırat mahallesinin

pazarcamii mah

Atatürk Mahallesi

Atatürk Mahallesi

Atatürk Mahallesi

Atatürk Mah. Mahallesi

 Bahçelievler Mahallesi

 Belkıs Mahallesi

 Cumhuriyet Mahallesi

 Fatih Mahallesi

 Fatih Mehmet Mah. Mahallesi

 Fatih Sultan Mahallesi

 Fevkani Mahallesi

 Fevzi Paşa Mahallesi

 Fırat Mahallesi

 Gündoğdu Mahallesi

 Hafız Paşa Mahallesi

 İstasyon Mahallesi

 İstıklal Mahallesi

 Karşıyaka Mahallesi

 Karşıyaka Mahallesi

 Kıbrıs Mahallesi

 Menderes Mahallesi

 Mimar Sinan Mahallesi

 Namık Kemal Mahallesi

Pazarcami Mahallesi

Saglik Mahallesi

Saha Mahallesi

 Şahinbey Mahallesi

 Şıhlar Mahallesi

 Tahtani Mahallesi

 Yeşilevler Mahallesi

 Yeşilevler Mahallesi

 Yunus Emre Mahallesi

 Zeytinlik Mahallesi

 

Cadde/Sokak Adı

Nizip Merkez Caddesi

Alper Sokak

Atay Sokak

Ayar Sokak

Bayar Sokak

Bayraktar sokak

Belkıs caddesi

Beylik sokak

Billur sokak

Cem sokak

Ceyda sokak

Çardak sokak

Damla sokak

Emniyet sokak

Emre sokak

Ender sokak

Engin sokak

Ertunç sokak

Eyüp sokak

Göktaş sokak

Gül sokak

Hasan çapan caddesi

İmam hatip caddesi

İrfan sokak

Kadife sokak

Kanarya sokak

Kanat sokak

Kanuni sultan süleyman bulvarı

Kaplan sokak

Karakoç sokak

Kardelen sokak

Keskin sokak

Köroğlu sokak

Kuyumcu sokak

Lise caddesi

Manolya sokak

Menderes sokak

Merve sokak

Mohaç sokak

Mustafa kökmen bulvarı

Mustafa kökmen zeugma sitesi küme evleri

Niğbolu sokak

Nisa sokak

Osman gazi sokak

Örnek sokak

Özhisar sokak

Öznür sokak

Salih ekmekçi sokak

Saray sokak

Selçuk sokak

Susam sokak

Süzer sokak

Şehit sait kaya sokak

Ulus caddesi

Yazanoğlu sokak

Yunus emre sokak

Yüksel sokak

 

 

NİZİP NÜFUSU

 

2007 Yılı Nüfus Sayımına Göre

    Yerleşim Yeri    Nüfus Sayısı

   Merkez    91.486

   Kocatepe    2.181

   Salkım    2.721

   Sekili   2.445

   Uluyatır   2.575

   Tatlıcak    1.917

   T o p l a m   103.325

 

 

NİZİP OTELLERİ

 

1-Nizip Belediye Hoteli

http://www.nizipbelediyehotel.com/Galeri/003.JPG

Yabancılık çekmeyeceğiniz Kadar Rahat

 

 

 

2-Nizip Hotel

 

 

NİZİP PARK VE MESİRE YERLERİ

Belkıs Mesire Alanı:

blks1

 

İlçemizden yaklaşık 13 km uzaklıkta olan,ve baraj gölünü tepeden seyreden Belkıs mesire alanı,hafta sonlarımızı geçirebileceğimiz uygun piknik alanlarından biridir.

 

Taşbaş Mesire Alanı:

taşbş1

İlçemize yaklaşık 7 km. uzaklıkta Taşbaş dağının tepesinde oksijeni bol ve ilçeye kuşbakışı bakan Taşbaş mesire alanı,doğanın nimetlerinden faydalanılacak harika bir piknik alanı olmakla beraber, gezilecek yerlerin başında olmayı hak kazanmıştır

 

Karpuzatan Mesire Alanı:

kapuz1

İlçemize yaklaşık 8 km uzaklıkta ve Nizip çayı kıyısında bulunan Karpuzatan mesire alanı; ailece piknik yapılacak mükemmel bir ortam olması yanısıra,son yapılan değişikliklerden sonra dahada güzelleşmiştir.

 

Baraj Gölü:

brj

Fırat nehri üzerinde kurulu Birecik barajı gölü, tarihi Zeugma kenti ile içiçe olması itibari ile daha da önem kazanmış olup,zengin su ürünleri ile balık avı meraklılarının vazgeçilmez mekanı olmuştur.

 

Hacı Mehmet Okan Parkı:

hacı11

İlçemizin tam merkezinde bulunan ve yaklaşık 8 dönüm civarında olan HACI MEHMET OKAN PARKI, yarım asırlık ağaçları ile,agaç görünümlü bankları ile, şehir merkezinde olmasına rağmen temiz havası ile ve en önemlisi son yapılan tadilat onarım çalışmaları ile ilçemizin adeta gözbebeği olmuştur.

 

Osmanlı Parkı:

osmn1

25 dönüm arazi üzerine kurulu,şehir merkezinde stadyum yanında ,cafe ve lokantası mevcut,aynı anda 500 çocuğun aynı anda oyun gurubunda oynayabildiği ,bölgede eşi olmayan ve ilçemizin gurur abidesi olarak kabul gören Osmanlı parkı,ilçemizin en güzel mekanlarından biri olmayı hak kazanmıştır

 

Av.Maruf Marufoğlu Parkı:

av11

Sebze hali meydanında olup, genelde yaşlılarımıza ve özellikle dağ ve dere köylerden gelen vatandaşlarımıza hitab eden, onları düşünerek yapılan tatlı bir dinlenme mekanı olmakla beraber, meydana güzellik katan bir park olmuştur.

 

 

NİZİP SABUNHANELER

Kesme taştan iki katlı inşa edilmiştir. Köşe başındadır. Üst örtüde, ahşap oturtma çatı üzeri saç kaplamalıdır. 

1

2

 

 

NİZİP SAĞLIK

 

Nizip Devlet Hastanesi  

 

http://www.kardelenyazilim.com/images/referanslar/Nizip.jpg

 

İletişim : ( 0342 ) 517 54 00

Adres : Fatih Sultan Mah. Hastane Cad.  Nizip / Gaziantep

 

Web sitesi:

www.Nizipdh.gov.tr

 

E-mail:

hcoskun@Nizipdh.gov.tr

 

Telefon: (342) 5175400- 1-2-3-4

Faks: 5180032

 

 

 

NİZİP TÜRBELERİ

 

1-Halid Bin Velid

http://www.nizip.com/gallery/files/1206-HPIM0410.jpg

 

Leylek camiisinin avlusunda bulunan türbe 639 yılında Halid bin Velid komutasundaki askerler leylek camiinde konaklar ve yanında Hasan Mader adlı bir sahabe bulunuyordu. Ve bu komutandı burada bulunan veya o zaman yapılan leylek camisine bu komutanı imam tayin etti.

Büyük İslâm kumandanlarından Hâlid bin Velîd radıyallahü anh, Irak’ta Bizans ordusunu yenince, Nizip’e gelip, Leylek Câmiinde misâfir kalmıştır. Çok sevdiği Hasan Mader’i (rahmetullahi aleyh) bu câmiye imâm tâyin etmişti. Bu zâtın türbesi câminin bahçesindedir. O zamâna âit câmi, zamanla yıkılınca, yeniden tâmir edildi.

 

http://www.Nizip.com/gallery/files/1206-HPIM0408.jpg

 

   

 

2 Uluyatır, Ehlibeytten Ali torunlarından Hacıdede oğlu Hacı Ömer Şah 'ın mezarı.

trb

 

 

3-Salkım Beldesinin 1km güneyinde. Ziyaret dağ mevkide bulunmaktadır. İmam Cafer Tayyar Türbesi.

trb1 

 

4-Fatma Türbesi

trbe

Salkım Beldesinin 1km güneyinde Ziyaret Dağı mevkiinde bulunmaktadır. Rivayete göre; Şıh Fatma, Şıh Cafer Tayyar’ın Hanımıdır.   

 

5-Karabab Türbesi

 

türbe2

Kocatepe beldesinde bulunmaktadır.

 

 

 

NİZİP SİT ALANLAR

 

Nizipdeki Taşınmaz Kültür Varlıkları ve Sit alanları Listesi

 

Gaziantep Nizip çevresindeki Taşınmaz kültür varlıkları sit alanlarının listesidir.

1.                 Höyük Düzbayır Köyünün 300 m. kuzeyinde Arkeolojik Sit Höyük

2.                 Nekropol Alanı (I. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı) Salkım Kasabası Arkeolojik Sit Nekropol 1+3

3.                 Kefre Höyüğü (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Suboyu Köyü Arkeolojik Sit Höyük 1

4.                 Belkıs Örenyeri Zeugma Antik Kenti (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Kavunlu Köyü sınırları içinde Arkeolojik Sit Antik Kent 1

5.                 Gavur Höyük (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Kocatepe Beldesi Arkeolojik Sit Höyük 1 ADANA_KBK

6.                 Şara Höyük Keleklioğlu Köyü Arkeolojik Sit Höyük

7.                 Yarımtepe Höyük Aşağı Bayındır Köyü Arkeolojik Sit Höyük

8.                 Kirkiz Höyük Kirkiz(Kumla) Köyü Arkeolojik Sit Höyük

9.                 Küçükçeşme Höyüğü Öncüler Köyü, Küçükçeşme Mezrası, Köyiçi Mezrası Arkeolojik Sit Höyük

10.             Kirkiz Höyüğü (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Kumla Köyü Arkeolojik Sit Höyük

11.             Gökçeli Höyüğü (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Gökçeli Köyü Arkeolojik Sit Höyük

12.             Kefre Höyük Kefre(Suboyu ) Köyü Arkeolojik Sit Höyük

13.             Bozalioğlu Höyük Bozalioğlu Köyü Arkeolojik Sit Höyük

14.             Ravanda Kalesi (I. ve II.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Belenözü Köyü Arkeolojik Sit Kale

15.             Sekili Höyük (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Sekili Kasabası sınırları içerisinde Arkeolojik Sit Höyük

16.             Turlu (Şehzade) Höyük (I.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Turlu Köyü Arkeolojik Sit Höyük

17.             Antik Taş Ocağı Gümüşgün Köyü, Kesme Mevkii Arkeolojik Arkeolojik Sit Taşocağı

18.             Samanlı Höyüğü (1. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı) Samanlı Köyü Arkeolojik Sit

19.             Günaltı Höyük (I.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Günaltı Köyü Arkeolojik Sit

20.             Muratlı Höyüğü Elifoğlu Köyü Arkeolojik Sit Höyük

21.             Yahyayüzü(Mizirin) Höyüğü (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Yağmuralan Köyü Arkeolojik Sit

22.             Mağaracık Höyük (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Mağaracık Mev. Arkeolojik Sit Höyük

23.             Camioku Höyüğü (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Yağmuralan Köyü Arkeolojik Sit Höyük

24.             Karkamış Örenyeri I.Derece Arkeolojik Sit Alanı Arkeolojik Sit Ören Yeri

25.             Horum Höyük ve Urima Antik Kenti (I.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Arkeolojik Sit Höyük

26.             Rumkale Düz Yerleşmesi ( I. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı) Kale Meydanı Köyü Arkeolojik Sit Yerleşim Alan

27.             Sekili Höyük (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Sekili Kasabası sınırları içerisinde Arkeolojik Sit Höyük

28.             Antik Kilise (I.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Salkım Kasabası, Doğaltepe Üzerinde Arkeolojik Sit Kilise

29.             Mezarlık Höyük Kale Meydanı Köyü Arkeolojik Sit Höyük

30.             Kuruca Höyüğü (1.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Kuruca Höyük Köyü Arkeolojik Sit Höyük

31.             Yarımtepe Höyük Aşağı Bayındır Köyü sınırları içinde Arkeolojik Sit Höyük

32.             Yukarıçardak Höyüğü Yukarıçardak Köyü Arkeolojik Sit Höyük

33.             1.Derece Arkeolojik Sit Alanı Birecik Baraj sahası bünyesinde Arkeolojik Sit Arkeolojik Sit

34.             Kuru Höyük Yeni Bozalioğlu Köyü Arkeolojik Sit Höyük

35.             Çirkişin Höyüğü (1.ve 2.Derece Arkeolojik Sit Alanı) Yolçatı Köyü Arkeolojik Sit Höyük 1+2

36.             Aşağı Bayındır Höyük Aşağı Bayındır Köyü Arkeolojik Sit Höyük

 

 

 

 

NİZİP ŞİVESİ

 

Nizip geleneklerine göre eşler birbirlerinin adını söylemezler. Eşinden söz eden kadın eşini "Bizim herif" erkekse "Bizim avrat" ya da "Uşaklarımın babası", "Uşaklarımın anası" biçiminde anar. Eşlerin birbirlerini çağırmaları gerektiği durumda da isim söylenmez. İsim yerine "Emmi kızı", "Emmi oğlu" ya da "Hacı kızı", "Hacı oğlu" gibi hitaplar kullanılır. Özellikle de kadınların eşlerine adıyla hitap etmesi çok ayıp karşılanır ve kınanırdı.

    "Bizim avrat" ya da "Bizim herif" gibi hitaplarda bir aşağılama anlamı kesinlikle olmayıp, tam tersine bir saygı vardır. Nasıl ki önemli statüleri olan kişilere ya da üst düzeyde devlet memurlarına saygı gereği adıyla hitap edilmiyorsa Nizip halkı aynı yaklaşımla eşine adıyla hitap etmezdi.

Şair bile "Yar ismini desem olmaz / Düşer dillere dillere" demiş...

Nizipli kadınlar eşlerinin ağabeylerine "ağa" derler. Amca ve dayı eşlerine "aba" ve "gelinbacı" büyük amcaoğullarına "emmi" büyük amca ve hala kızlarına "hala" diye hitap edilir.

Nizipli Fatma'ya, Fatoş; İbrahim'e İbiş ya da İbo demez.Fatma'ya Fato ya da Fattum; İbrahim'e İbraam; Hüseyin'e Hössün der de öteki adlar değiştirilmeden söyler.Nizip dilinde Ayşe, Aşe', pencere" tağa", büyük leğen "hamadan", tabak "sahen", cam kırığı "cıncık", kepçe "çömçe" şişe "kanne" merdiven "süllüm", çekmece "mahmil"dir.

Nizipliler kendisinden yaşça büyük olan bir kişiye hiçbir zaman yalnızca adıyla hitap etmez. "Hassan Emmi", "Fatma Bacı" adını bilmiyorsa yalnızca "Emmi", "Aba", "Yenge" diye hitap eder. "Bibi", "Eci" gibi hitaplar Niziplinin dilinde yoktur. Nizipliler konuşurken en çok "tama, yoorum, ağam, gardaş" sözcüklerini kullanır.

 

İşte size halk dilinden güzel bir örnek.

Hayce     : Kele anam hardan gelin bele

Emmun    : Heç acı bı soluk fattım gile gettim hasde bellemiye

Hayce     : Niye nolmuş arvada ,heyrola

Emmun    : Beee hele gette gör anam masımcezin börgü içine geçmiş.

Hayce     : Yılan sokasıca herifi etti onu ele ha.

Emmun    : Mamedi mi diysin?

Hayce     : Kele anam duymazmıdın bagırtıları ta sokakları innedirdi.

Emmun    : Aamaan! allah bes adama iman vere vicdan vere

Hayce     : Amin bacım amin

 

 

 

NİZİP TURİZM

İlçemiz Gaziantep il merkezine 45 km mesafede bulunmaktadır. 1517 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan ilçenin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar ilerlemektedir. Türkiye dünya arkeoloji tarihi açısından önem taşıyan ve kazı çalışmaları büyük bir heyacan ile izleyen Belkıs Zeugma antik kenti, Nizip'in 10 km kuzeyinde bulunmaktadır. Birecik Baraj Gölünün tatlı su balıkları ile mavi suları, antik kentin kıyılarını örtmektedir. Ayrıca merkezinde bulunan Bizans Dönemine ait Nizip Fevkani Kilisesi ziyaretçilerin ilgisini çekmiştir. Nizip çayı kıyısında bulunan Karpuzatan piknik alanı tabiatla buluşup, nefes almak isteyenler için ideal mekanlar sunulmaktadır.

 

Rumkale

http://www.belgeci.com/UserFiles/rumkale06022007005.JPG

 

Gaziantep merkezinin 62 km. kuzeydoğusunda, merzimen çayının Fırat Nehri'ne döküldüğü yerde dik kayalar üzerindedir. Rumkale'nin adı önceleri Hromgla iken bozularak Rum kale denilmiştir. Fırat ve Merzimen'in kıyılarından itibaren dimdik yükselen yamaçlarda, bir diş sur ve kompleks odalardan oluşan kapı girişi ile içeri girilmektedir. Ayaktaki mimari kalıntılar Geç Roma ve Ortaçağ karekteri taşımaktadır. Bunların en ilginci, geniş ve silindirik ve havalandırma kuyusu ile bu kuyunun kenarından helozonik bil yolla aşağı giden ve Firat seviyesinin altına kadar inen kuyudur. Hz. İsa'nın havarilerinden Yohannes'in burada bir süreac inzivaya çekilerek, Yohannes (yohenna) İncil'inin müsvettelerini kopya ve sakladığı yerdir

 

Daha sonra bulunan kopyaların Beyrut'a götürüldüğü söylenmektedir. 11. yüzyılda Urfa Haclı Kontluğu döneminde Hromgla'nın önemli bir merkez olduğu bilinmektir. Kale-kent, 12. yüzyıl sonlarında Memlukların eline geçmiş ve önceleri Kal-at ar Rum, daha sonra ise, kal- at El Müslimin adını almıştır. Mercidadık Savaşı'ndan sonra, Osmanlıların eline geçen Rumkale, Halep eyaletinin Birecik sancağına bağlı bir kaza haline getirilmeştir. Rumkale'de halen ortaçağ ve Türk-islam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de mescit bulunmaktadır. 18. Yüzyılda, Rumkale'yi ziyaret eden Richart Pococke, tepe üzerinde birkaç görkemli bina ile Gotit tarzda küçük ama çok güzel bir kilisenin olduğundan söz etmektedir Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat vadisinde çok sayıda kayadan oyulmuş mekanlar bulunmaktadır. Bunların birçoğunun araları geçitlerde birleştirilerek, özellikle Haçlı seferleri sırasında, Fırat boylarını koruma amacıyla, savunma mekânları haline getirilmiştir. Hıristiyanlarca aziz olarak olarak tanınan son patrik Aziz Nernes'in adına yapılmış bir kilise ve mezarına bulunmaktadır. Birecik Barajında su tutulma işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte Rumkale tamamıyla bir yarımada haline gelmiştir

 

Fevkani Kilisesi

http://www.guneydogumirasi.org/images/gaziantep/kendirliKlisesi/1.jpg

Bugün Fevkani mahallesinde bulunan 542. ada 3. parsel vakıflar Genel Müdürlüğü adına kültür varlığı diye tescil edilmiş olan 476 m. alana sahip binanın yapılış tarihi tam bilinmiyorsa da M.Ö. 350-450 yıllarında yapıldığı rivayet edilmektedir. Kilisenin 1800 yıllarda cami olduğu bilinmektedir. Şu anda kullanılmamaktadır.

 

Nizip Belkıs Höyükleri

http://www.nizip.com/gallery/files/415-hyk124_thumb.jpg

Nizip'in güneyindeki Nizip höyüğüyle Belkıs'taki höyükler genellikle ilk yerleşmelerdir. Belkıs höyüğünde güneye bakılınca Nizip'in hem bugünkü tepe mahallesi hem de Nizip höyüğü görülür. Böylece Taşbaş dahil tüm havali kontrol edebilir.Bu nedenle söz konusu tepelerin, ilk yerleşmeleri oluşturan insanlarca o havalideki olayları izleme, ateş yakarak haberleşme ve tehlike anında işaretleşme gibi özel amaçlarla korunup geliştirildiği bilinmektedir. Nizip'te halk arasınra yaygın bir efsane ye göre, Belkıs höyüğünün altında yatan enmiş her yüzyılda bir kalkar ve "Belkıs'ın çüt demiri altın oldu mu ?" diye bağırırmış. "Olmadı!" diye bir ses duyar bu kez "Olacak olacak" der yeniden kalktığı yere yatarmış.

 

Horum Höyük

http://4.bp.blogspot.com/__6mFbGJz32E/SA0EsTfPzoI/AAAAAAAABIo/R5sKQw1jPNI/s400/SANY0047.JPG

Niziplilerin çardak köyü olarak bildiği ve bugün Birecik Barajının suları altında kalan Höyüklerden biri olan Horum höyükle 1996 da başlayarak Gaziantep Müze müdürlüğü başkanlığı İstanbul, Fransız Anadolu araştırmaları enstitüsün de Cathrine Marro ve Aksel Tibet yönetiminde kurtarma kazıları sürdürüldü. Ne yazık kı Höyük de ve yakın çevresinde yapılan jeomorfolojik incelemeler Amik D-F evrelerine denk düşen bu yerleşmeye ait mimari kalıntıların büyük olasılıkla Fırat suları belirlemek sonraki kuşaklara bir takım mesajlar iletmek yada hazineleri saklamak amacıyla da kurulmuş höyükler vardır.

 

 

Nizip Türküleri

Nizipli yaşadığı hemen her olay üzerine türkü söylemeye meraklıdır. Bu türküler genelde uzun hava biçiminde olmakla birlikte kimi zaman da çok bilinen bir türküye benzetilerek söylenir. Nizipli türkü yakmak yerine türkü dizmek der.

Harçlıksız kalan bir delikanlının anasının keçisini nahır dönüşünde kasaba satması üzerine düzdüğü türkü şöyledir.

 

Bir keçi geliyor dört kıçı kara

Künyesi verildi karakollara

Anam duyar ise düşer yollara

Uy geçi geçi sakallı geçi

 

Dönemeçten çıktı nahırın ucu

Karşıdan göründü mahallenin piçi

Kasaba satıldı zavallı geçi

Uy geçi geçi boynuzlu geçi

 

Amcasının kızı Leyla'yı, kendisine verilmediği için 17 bıçak darbesiyle öldüren genç üzerine düzülen türkü ise şöyledir.

 

Leylam kalk gidelim yolumuz ırak

Yolumuza kurdular demirden tuzak

Başımıza geleni Leylam destana yazsak

Demedim mi sana Leylam sonu ayrılık

Gelin kızlar gelin Leyla yatıyor

Ah ile vah ile canın veriyor

 

Yoksul halka bedava dağıtılmak üzere gönderilen Sümerbank kumaşlarının ilgili memur tarafından el altından satıldığı söylentisinin yayılması üzerine ise şöyle bir türkü düzülmüş Nizip'te;

 

Çifte gözlük takarsın

Alttan alttan bakarsın

Gözün kör ola herif

Sümerbank'ı satarsın

 

Nizipli üzücü olayların hemen hepsi için bir türkü düzmüşse de bunlar zamanla unutulup gitmiştir. Özellikle Suriye sınırında kaçakçılık olayları nedeniyle jandarmalar tarafından vurulanlar için söylenen yanık türküleri anımsayan yok gibidir. Şimdilerde tümüyle unutulmuş olan Ezo Gelin türküsü de bunlardan biridir.

 

Bir ördek uçurdum Uruş Gölünden

Tilsevet Gölüne battı mı dersin

Bir haber alsam Zambır köyünden

Bir telini Şibip'e attımı dersin

 

Urgunda sacır var geçmez arayı

Avcılar kaçırdı bahtı karayı

Şaine küllüğü hem zugarayı

Bu üç köyü şavkı tuttu mu dersin

 

Kerpiçtendi şu Kozbaş'ın yapısı

Deve hüyükten geçer geçit kapısı

Sana kurban olsun Suriye'nin hepsi

Sahiplerin seni sattı mı dersin

Neneyle yazısı kara neneyle

Çık Suriye dağlarına doğru bize el eyle

Gelmez miydin bir saat yanımda kalmazmıydın

Ben gitmem benim yarim var diyemez miydin

Nen eyle yazısı karam neneyle

Çık Suriye dağlarına bize el eyle

 

1936'da meydana gelen ve tüm ülkeye yayılarak halk müziğinin en bilnen türkülerinden biri haline gelen Ezo Gelin türküsünün düzülmesine neden olan olayı ise Ezo Gelin'in kocası Şido Hanifi şöyle anlatır.

"Bizim Ezo ile evlenmemiz değişik usülü ile oldu. Ben kızkardeşimi Ezo'nun ağabeyine verdim, Ezo'yu aldım." Evliliğimiz sırasında bir gün Ezo'ya bir tokat attım. Ezo bana küsüp ağabeyinin evine gitti. Ben de gidip kızkardeşimi aldım. Altı ay tadar böyle yaşadık. Bu arada kimse bizi barıştırmak için bir çaba göstermedi. Sonunda Ezo'nun ağabeyi haber gönderdi; benim avradı getirsin Ezo'yu götürsün, diye. Ben de haberciye "Ezo kendi küstü, kendi gelsin, on güne kadar gelmezse Ezo benden boş olsun. Kendi de bacımı boşasın" dedim. Ama Ezo gelmedi. Sonra da duydum ki, Ezomu Suriye'nin bir köyüne gelin vermişler. İşte o zaman ağlayarak bu türküyü düzdüm.

 

Ezo Gelin benim olsan seni vermem feleğe

Güzel yosmam başın için salma beni dileğe

Anası huridir de kendi benzer meleğe

Nen eyle de ah Ezo Gelin nen eyle

Çık Suriye dağlarına bize el eyle

 

Ezo Gelin çık Suriye dağlarının başına

Güneş vursun kamerinin kaşına

Bizi kınayanın bu ayrılık gelsin başına

Nen eyle Ezo Gelin nen eyle

Çık Suriye dağlarının başına bize el eyle

 

Ne var ki, Kubbunlü aşık Abdil akkurt, Şido Hanefi'nin dostu olduğunu ve ondan türküyü dinlediğini, bu ikinci Ezo Gelin türküsünün başkaları tarafından düzüldüğünü söylemiştir. Ezo Gelin türküsü Malatyalı Fahri Kayahan'ın taş plağa kaydedilen yorumuyla, en güzel türkülerimizden biri olarak halk müziğimizdeki yerini aldı. Adına türkü düzülen Ezo Gelin'in mezarı Eylül 1999'da Suriye'den getirilerek Uruş köyüne nakledildi. 

 

 

 

NİZİP ULAŞIM

 

1-Demiryolu

Anadolu’da ilk kez demiryolu yapımının temelleri 19.Yüzyılın hemen başında başlar.Sanayi atılımını sistemli bir şekilde gerçekleştiren Almanya,petrol bölgesine ulaşmak için Osmanlı topraklarını kullanmak ister.Bu amaçla Osmanlı Sultanı II.Abdulhamid tarafından projesi geliştirilen Hicaz –Bağdat demiryolu yapım projesini destekleme kararı aldı.Bu demiryolu Halep üzerinden bu günkü Kilis iline bağlı Elbeyli ilçesi yakınındaki Çobanbey güzergahını takip eden Karkamış’a, oradanda bir köprüyle Fırat üzerinden geçilerek doğuya devam ettirilme şeklindeydi. Bu proje büyük titizlikle uygulamaya konuldu. Dönemin en uzun ve teknolojik olarak en mükemmel demiryolu köprüsü Karkamış’ta, Fırat üzerinde kuruldu.870 metre uzunluğundaki bu köprü yüzer metrelik 8 gözden oluşturuldu ve nehir geçişinde estetik bir yapıya dönüştürüldü.Köprünün Suriye tarafında 80 cm. genişliğinde bir de yayalar için geçiş yeri yapıldı.56 kilometresi Türkiye sınırlarında bulunan toplam 116 kilometre uzunluğundaki Karkamış-Çobanbey-Halep hattının sınırlarımız içinde kalan bölümünün diger illerimize geçişi sağlayan enteğrasyon demiryolu çalışmaları Cumhuriyet döneminde başlandı.

 

Adana-Gaziantep-Şanlıurafa-Mardin hattı için projeler üretildi.Bu projeler içinde bulunan 51 km uzunluğundaki Gaziantep-Nizip hattı 1951 yılında Dönemin meşhur Müteahitlerinden olan Nihad Samanlı’nın firması tarafından hayata geçirildi.Özellikle hafriyat ve yol çalışmalarında ağırlıklı olarak Nizipli işçiler ve Nizipli kamyon nakliyecileri kullanıldı.

 

nzp22

 

Nizip,1950 li yıllarada özellikle kamyon nakliyecileri açısından zengin bir şehirdir.Bu yüzden ,Demiryolu İnşaatını üstlenen yüklenici firma sahibi Nihad Samanlı,Nizip-Gaziantep hattının atölye şefliğine Kamyoncu kazancı Cemil’i atar.Kazancı Cemil hat boyunca çalışan dozer ve hafriyat kamyonlarının sevkiyatından sorumlu olmuştur.O dönemde demiryolu yapımında çalışan ağır iş makinalarını da Nizipli şoförler kullanmaktadır.Dozer Bilal,Dozer Hayri,Yağcı Nahsen, Bablı Çavuş ve oğlu Mındık bu ekipte çalışanlardan sadece bir kaçıdır.Leyland kamyonlarının meşhur olduğu bu dönemlerde Kamyoncu Bilal Özmen(Abeli Bilal) ve Gazozcu Celal(Çilkız) en meşhurlarıdır. Büyük bir özveri ile yürütülen demiryolu çalışması 1954 Yılında tamamlandı. O dönem Nizip Belediye Başkanı olan Kasım Böler, Demiryolunun açılışı için bir karşılama komite hazırlar. Bu karşılama komitesinde günümüzde Hilmi Şen, Berber Adil, Habeş Çavuş, Şilte Kamil (Belediye Zabıta Amiri) gibi kişiler vardır. Nizip tren istasyonu da o dönemin modern istasyonlarından birisi olarak tarihe geçer.

 

nzp33

 

Nizip-Karkamış hattı ise 10 yıl sonra yani 1964 yılında hizmete açılmıştır.Bu hat güzergahı olarak Nizip- Karkamış kısmı da hizmete açıldıktan sonra Mürşitpınar (Suruç) - Akçakale - Ceylanpınar ilçeleri ile Şanlıurfa, Nusaybin ilçesi ile Mardin'e kadar ulaşmıştır.Bu hat,Gaziantep üzerinden Batı yönüne doğru Nurdağı - İslahiye ilçelerine oradan Kahramanmaraş - Osmaniye - Adana komşu illeri ile İskenderun - Ceyhan ilçelerine kadar ulaşmaktadır.Nizip’in Devlet Demiryolu ağına bağlı bir şehir olması birçok açıdan büyük avantaj sayılmaktadır.Bu hat yurtiçi yanında yurtdışı bağlantılara da sahiptir. 1964 Yılında Gaziantep-Karkamış hattının işletmeye açılmasıyla Nizip Garı önemli bir yolcu durağı olmuştur. Irak ve Suriye ile bağlantısı olan Devlet demiryolunun Nizip’ten geçen kısmı önemli taşıma işlerinde de kullanılmaktadır. İlçemizin demiryolu ile bağlı olduğu merkezlerden bazılarının süre ve mesafe olarak uzaklıkları aşağıdaki gibidir.

 

Demiryolu Bağlantısı Olan Bazı Merkezler Gaziantep’le Arasındaki Mesafe

Şehir Km. Saat

Gaziantep 51 50 dk

Adana 293 4 saat 15 dk

Ankara 968 18 saat 5 dk

İstanbul 1401 27 saat 25 dk

Suriye - Halep 307 7 saat

Irak - Bağdat 1050 23 saat

Şanlıurfa 135 1 saat 45dk

 

Nizip’e Ulaşan TCDD Trenleri:TOROS EKSPRESİ

Haydarpaşa-İzmit(Kocaeli)-Enveriye(Eskişehir)-Kütahya-Afyon-Konya-Karaman-Osmaniye-Adana-Gaziantep-Nizip

www.tcdd.gov.tr

 

 

2-Havayolu

gaziantep-havaalani.jpg

 

Nizip Gaziantep Uluslararası havalimanına 45 km mesafede bulunmaktadır.1976 yılında hizmete giren Gaziantep Havaalanı 1993 yılında uluslararası yolcu ve yük taşımacılığına da açılmıştır.2005 yılında tamamlanan yeni terminal binası ve 2006 yılında tamamlanan yeni pisti ile 2 kalkış pisti ve 5 uçak kapasitesine sahiptir. Uçakların her inişlerinde 16 km uzaklığında olan Gaziantep şehir merkezine yolcu servisleri yapılmaktadır. Gaziantep şehir merkezinde Nizip ilçesine 5 dakikada bir yolcu taşıma minibüsleri çalışmaktadır. Gaziantep’ten Nizip’e doğrudan yolcu minibüsleri olduğu gibi Şanşlıurfa, Suruç ve Birecik şehir merkezlerine yolcu taşıyan minübüs/otobüsler de Nizip’ten geçmektedir. Nizip Gaziantep ilçeleri arasında karayolu ulaşımının en kolay olduğu ilçedir. Havayolu ile Gazinatep’e gelenler için Nizip’e ulaşım son derece kolaydır.

 

Gazinatep Havalimanının muhtelif noktalarından uzaklıkları ve varış süreleri aşağıdaki gibidir.

Mesafeler Km. Dakika* Şehir merkezine mesafesi 19 19

Nizip İlçesine mesafesi 45 50

Organize Sanayi Bölgesine olan mesafesi 40 40

Küçük Sanayi Sitesine olan mesafesi 20 20

Serbest Bölgeye olan mesafesi 45 45

 

THY haftada 18 kez İstanbul’a, 7 kez Ankara’ya ve 3 kez de Almanya’ya sefer yapmaktadır. Hacc mevsiminde Gaziantep-Cidde ve Gaziantep-Medine seferleri de doğrudan yapılmaktadır. Havalimanının Halep’e yakın olmasından dolayı Suriye vatandaşlarının da Gazinatep havalimanını tercih ettikleri görülmektedir.22 Şubat 2004 tarihinden itibaren ONUR AIR günde 2 kez İstanbul’a ve haftada 2 kez Almanya’ya sefer yapmaktadır. Pegasus ve Sun Expres özel havayolu şirketleri de günübirlik Gaziantep havalimanına uçuş düzenlemektedir.

 

Gaziantep Uluslar arası havalimanına uçuş düzenleyen firmaların irtibat adresleri:

 

1-THY

http://www.thy.com

 

2-Onur Havayolları

http://www.onurair.com.tr

 

3-Pegasus Havayolları

http://www.pegasusairlines.com/default.asp

 

4- Sun Expres Havayolları

http://www.sunexpress.com.tr

 

3-Karayolu:

http://www.ziraatcim.net/images/news/r_20070606160758_nizip_nufus.jpg

Nizip İlçesi 10 otobüs kapasiteli şehirlerarası otobüs terminaline sahiptir. Adana-Ankara-İstanbul-İzmir-Diyarbakır gibi büyükşehirlerimize hergün yolcu taşıma işlemleri yapılmaktadır. Şehirlerarası otobüs terminali haricinde E-90 Uluslar arası Gaziantep-Şanlıurfa karayolu üzerinde taşımacılık yapan Diyarbakır, Şanlıurfa, Siirt, Batman ve Mardin otobüsleri de Büyükşehirlerimizden Nizip’e gelmek isteyen kişileri yol üzerinde indirmektedirler. Gaziantep otobüs firmalarından Nizip’e doğrudan sefer düzenleyen Çayırağası ve Hidayet Turizm dışında Ben otobüs firması ve Seç otobüsleri de Nizip’e gelmek isteyen yolcularına Nizip’e aktarım yapmaktadırlar. Gaziantep şehirlerarası otobüs terminali dahilinde her 15 dakika da bir Nizip’e yolcu minübüsü seferleri yapılmaktadır.

 

Karayolu taşımacılığı yapan Otobüs firmalarının İrtibat Adresleri:

 

1- Ben Turizm TEL: 444 11 27

http://www.benturizm.com.tr

 

2- Çayırağası Turizm TEL: 444 00 27

http://www.cayiragasi.com.tr

 

3- Hidayet Turizm

http://www.hidayet.com.tr

 

4- Seç Turizm TEL: 444 44 27

http://www.sec.com.tr

 

Nizip’ten yurtiçi bazı şehir merkezlere mesafeler:

· Nizip-Ankara: 723 km

· Nizip-İstanbul: 1176 km

· Nizip-İzmir: 1152 km

· Nizip-Antalya: 814 km

· Nizip-Trabzon: 897 km

· Nizip-Adana: 260 km

· Nizip-Mersin: 355 km (Mersin limanı)

· Nizip-İskenderun: 187 km (İskenderun limanı)

· Nizip-Öncüpınar: 124 km (Suriye sınırı)

· Nizip-Habur: 566 km (Iraksınırı)

· Nizip-Sarp: 978 km (Gürcistan sınırı)

· Nizip-Karaköy: 856 km (İran sınırı)

Nizip-Gürbulak: 941 km (İran sınırı)

 

 

4-Denizyolu:

http://yenisafak.com.tr/resim/site/tekne4c476b124c32bf98by.jpg

Nizip İlçesi Mersin limanına 355 km, İskenderun Limanına 187 km uzaklıktadır. Bu şehirlere denizyolu ile gelenlerin Nizip’e ulaşmaları karayolu ile yapacakları seyahat ile mümkündür. Mersin ve İskenderun şehirlerinden hergün saat başı Gaziantep’e otobüs seferleri mevcuttur. Gaziantep otobüs teminali dahilinde bulunan ve her 15 dakikada bir sefer yapan Nizip minübüslerini kullanarak Nizip’e ulaşmaları Mümkündür.

 

 

 

 

Nizip Yöresel Yemekleri

Baharatları:

Kırmızı Biber

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2661.jpg

 

Dövme pul biber farkli katki maddesi olmadan sadece zeytin yağı ve biberden yapıldığı için seker hastalarına fayda sağlar.

Kırmızıbiberin kanser hücrelerinin artmasını engellediği belirlenmiştir.

Kırmızıbiber, damar sertliği, üre ve tansiyonu olan kişilerce de kullanılması önerilmektedir. Kırmızıbiber, iyi bir iştah açıcı olmakla beraber grip ve soğuk algınlığına da çok iyi gelmektedir

 

Acı Kırmızı Toz Biber:

http://www.misbaharat.com/images/kirmizi_aci_biber.gif

Acı ve tatlı taze biberlerin kurutulup, dövülmesinden elde edilmiştir.Sıcak yöre yemeklerinin çoğunda kullanılır.

 

 

Zerde Çal:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/3063.jpg

Zerdeçal (Curcuma longa), zencefilgiller (Zingiberaceae) familyasından sarı çiçekli, büyük yapraklı, çok yıllık otsu bir bitki cinsidir. Hint safranı olarak da bilinir. Anavatanı Güney Asya'dır. Diğer isimleri zerdeçöp , safran kökü, sarıboya, zerdeçav, hint safranıdır. Başta Pakistan, Hindistan, Çin ve Bangladeş olmak üzere Asya’nın tropik bölgelerde yetişir. Bitkinin toprak altındaki ana kökleri yumurta veya armut seklindedir. Yan kökleri ise parmak şeklindedir. Rizomların üst yüzü sarımsı, iç yüzü ise sarı renklidir. Acımsı bir tadı vardır. Piyasada parmak şeklinde (rizom) ve toz şeklinde bulunur. İçinde çok fazla madde bulundurur. Etken maddesi kurkumindir. 1 silme tatlı kaşığı zerdeçal (~3 gram), ortalama 30-90 mg kurkumin içerir. 200 mg/gün’lük dozlarda (yaklaşık 2-4 silme tatlı kaşığı toz) zerdeçalın antienflamatuvar, antikanserojen ve antiaterojenik olduğu gösterilmiştir. Şimdiye kadar bilinen bir yan etkisi yoktur. Kullanımı. Zerdeçal, ipek kumaşlar ve ince derilerin boyanmasında ve kına yakmada da renklendirici olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda eskiden turnusol kağıdı yerine zerdeçal kağıdı kullanılmaktaydı. Baharat olarak kullanılması için, zerdeçal bitkisinin temizlendikten sonra suda kaynatılıp kurutulmuş, koyu sarı renkli kök saplarının öğütülmesi gerekir. Elde edilen baharat safran yerine de kullanılır. Balık çorbası, pilav, söğüş ve çeşitli sebze yemeklerine çeşni olarak katılır. İspanyolların deniz ürünlerinden yapılan ünlü "paella" adlı yemeğinde ve Hintlilerin "köri" sosunda kullanılır.

 

 

Kekik:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2576.jpg

Diğer İsimleri : Anzer çayı, Adi kekik (Akdeniz kekiği), Beyaz kekik, Catır - Girit kekiği, Güveyotu, Thymus vulgaris, Thymus, Thym Botanik Bilgi : Ballıbabagiller familyasındandır.Güneşli yerleri seven, genellikle çorak topraklarda yetişen çok yıllık bir bitkidir. Boyları 15 - 40 cm arasındadır. Yaprakları karşılıklı, bir sonraki ile ters, oval, eliptik veya yumurta şeklinde, koyu yeşil renkli sapsız veya kısa saplıdır. Çiçekleri geriye doğru çan şeklinde, pembe, pembemsi kırmızı, eflatun veya pembemsi beyaz renktedir. Kökleri saçak şeklinde, gövdenin alt kısmı odunsu ve üst kısmı oldukça sık çatallıdır. Toplanması - Kurutulması : Kekik otu Haziran’dan Ekime kadar topraktan 4-5cm yukarıdan veya sürgünleri kesilerek güneşli havadar yerlerde kurutulur ve ısının 35C°’yi geçmemesine dikkat edilir.. Bilinen Bileşimi : Kekikte timol, karvakrol, simol, linalol ve borneol maddelerini içeren % 1 oranında uçucu yağ; acı esanslar, tanen, flavonit ve tripenoit bulunur. Kekik bitkisine hoş kokusunu veren, timol ve karvakrol adlı maddelerdir. Faydaları : İştahı açar, sindirimi kolaylaştırır. Sabah içilen çayı gün boyu zindelik verir. Gaz söktürücüdür, idrar söktürücüdür. Yatıştırıcıdır. Spazm çözücüdür. Solucan (kurt) düşürücü etkisi vardır. Terletici ve balgam söktürücüdür. Soğuk algınlığı, nezle, boğaz ağrıları ve kuru öksürüğün atlatılmasında yararlı olur. Bronşit, boğmaca ve astım tedavilerinde başarıyla kullanılır. Kullanım Şekli : Çay - Bitkiden 2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suya dökülür. 10 dakika süreyle demlendirilerek elde edilen çaydan, günde üç kez birer bardak içilir. Özellikle iltihaplı yaraların temizliğinde ve iyileştirilmesinde etkili olur. Akne tedavisinde de temizleyici ve iyileştirici etkileri görülür. Kekik suyu gargarası ağız ve boğaz antiseptiği olarak faydalıdır. Kullanım Şekli : 2-3 tatlı kaşığı bitki suda kaynatılarak elde edilen çay yaralara ve akneli yerlere dıştan uygulanır. Yorgunluk ve halsizliklerde banyosu faydalıdır. Zindelik hissi verir. Zatüre ve akciğer iltihaplanmalarında 15 dakikalık kekik banyosu çok iyi gelir. Kullanım Şekli : Banyo- 200 gr kekik 6 - 7 litre suda 12 saat bekletilip kaynama sıcaklığına kadar ısıtılıp süzülür ve banyo suyuna katılır. Banyodan sonra kurulanmadan bir havluya sarınıp kendinizi sıcak tutarak 1 saat dinlenilir.

 

 

Çörek Otu:

http://img2.blogcu.com/images/a/h/m/ahmetmaranki/corek_otu_ahmetmaranki_blogcu_com..jpg

Çörekotu bitkisi Anadolu kökenli (Nigella damascena) bir bitkidir, buradan Suriye, Mısır ve diğer Afrika ülkeleri ile Hindistan’a yayılmıştır. Çörekotu bir yıllık otsu bir bitkidir, tohumlarından çoğalır. Kumlu gevşek toprakları sever, çiçeklenme dönemine kadar su ister daha sonra sulanmaz. Tohumları haşhaş bitkisinde olduğu gibi kozalak (Kapsül) içerisinde olgunlaşır. Tohumları 2–3 mm boyunda 3 yüzeyli mat olmayan siyah renklidir. Çörekotu türleri Çörekotu düğünçiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasındandır, 20 den fazla türü vardır. Yaygın olarak bilinen üç türü: 1. Mısır çörekotu 2. Şam çörekotu 3. Kır çörekotu Mısır çörekotu 40–60 cm boyunda beyaz çiçeklidir. Tohumları parmaklar arasında ovalandığında muskat, biberiye ve anason karışımı benzeri koku verir. Anadolu kökenli olan Şam çörekotu 70–80 cm boyundadır, çiçekleri parlak mavi renklidir. Tohumlarının kokusu çilek ve ananası andırır. Kır çörekotu 15–20 cm boyundadır, çiçekleri kirli mavi yeşildir, yabani olarak kendiliğinden yetişir. Kır çörekotu zehirlidir, kullanılmamalıdır. Çörekotu ürünleri Çörekotunun; 1. Tohumu 2. Yağı 3. Esansı (Eterik yağı) Piyasada bulunmaktadır. Çörekotunun içindeki bütün etkili maddeleri ihtiva ettiği için tohumunu kullanmak esas olmalıdır.Fakat tohumun dışında çok kalın selüloz bir tabaka vardır.İnsan vücudunda selülozu parçalayacak enzim bulunmadığı için çörekotu yağı uygulanabilir. Çörekotu yağı piyasalarda küçük şişelerde satılmaktadır.Fakat bir çok firma bunu ilaç gibi gösterip farklı yağ karışımlarını satmaktadır.Bunun için tescilli ve genellikle ihracata çalışan firmaların ürünleri alınmalıdır. Çörekotu yağı alırken dış görünüşünden şu özelliklere dikkat edilmelidir. Çörekotu yağı koyu sarı renkli olmalı, içinde yabancı maddeler bulunmamalı, kolay akıcı olmalı, tadı hoş olmalıdır. İçinde yabancı madde bulunan ve pet ambalajlı olan çörekotu yağı kesinlikle alınmamalıdır. ancak haricen uygulanabilir. Çörekotu esansı çok pahalıdır ve hilesiz olanını bulmak çok zordur. Çörekotu esansı kullanmak gerektiğinde tohumu öğütülüp buhar banyosu(İnhalasyon) yolu ile solunarak alınır..

 

Kasap Köfte Harcı:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2573.jpg

Bu güzel yiyecekleri daha da tatlandırmak için, yapılması gereken basit kurallar vardır. İçerisine katılan, bayat ekmek içini ayrıca ıslatmaya gerek yoktur, soğanın suyu ekmeği yumuşatmaya yeterlidir, dolayısıyla rende soğanın suyu da atılmamış olur. Kullanılan kıyma, yarı yarıya koyun ve dana karışık olursa köfte daha lezzetli olur. Köfteye, yumurta ve karbonat koymak kabarık olmasını sağlar, ancak ikisini birden aynı anda kullanmak iyi sonuç vermez. Köfte harcına bir çorba kaşığı kadar süt katmak (500 gr. köfte için) yumuşak bir kıvam verir. Köfteye katılan maydanoz, kekik gibi malzemeler mümkün olduğu kadar küçük parçalı doğranmalıdır. Kızartılarak pişirilecekse, az yağlı ya da yağsız kıyma, kullanılmalıdır, eğer ızgara ya da kömür ateşinde pişirilecekse biraz yağlı kıyma kullanılmalıdır. Köfte harcı mutlaka çok yoğrulmalıdır, (en az 10 dakika), bu şekilde bütün malzemeler özleşmiş olur. Yoğrulan köfte harcı yarım saat kadar buzdolabında dinlendirilmelidir. Köfte harcı dinlendikten sonra biraz daha yoğrulur ondan sonra şekil verilir. Pişirme ısısının, köftelerin içine işlemesi için verilen şekiller yassı olmalıdır. Pişirme ısısı çok fazla olmamalıdır, hızlı ateşte pişen köfteler lezzetsiz ve iç kısımları çiğ olur. Sofralarda köfteye en iyi şekilde patates püresi ve makarna eşlik eder. İster ızgara, ister mangal. İster inegöl, ister Tekirdağ. İster ekmek arası, ister sebzeli. Kimyon, acı ve tatlı kırmızı biber, karabiber, dolma baharı, zerdeçal, kişniş ve soğan tozundan oluşan bu muhteşem karışımın kullanıldığı tüm köfteler sofra ve damaklarda eşi benzeri görülmemiş bir lezzet şöleni yaşatır. Sadece köfte mi? Köfte Baharatı'nı her türlü kıymalı yemekte, hatta kebaplarda ayakları adeta yerden kesen lezzetler için kullanabilirsiniz. Green Life Köfte Baharatı ile 7'den 70'e tüm köfte hayranları bayram edecek!

 

 

Toz Karabiber:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2829.jpg

1. insanların mazosist duygularının tatmincisi olmakla beraber iyi bir hapsurtucu madde.

2. Tane olarak veya öğütülmüş toz haliyle yemeklere konan baharat..

3. Baharatlar arasında bir secim yap deseler birinci seçerdim. ayranın üzerine de süper oluyor.

4. pilavın üstüne konası madde...

5. Eski zamanlarda para yerine kullanılırmış (kahve gibi)

6. Lezzet katan baharat ve çoğu baharat gibi afrodizyak, aşırı kullanımı ise zehirleyici madde...

 

Toz Limon Tuzu:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2932.jpg

 

 

Kristalize konsantre limon özütü. İnanılmaz ekşidir. şeker çeşitlerinin tümünü deneyip sıkıldıktan sonra yeni heyecanlar arayan bir grup manyak çocuğun sulugözün babası diyerek şeker niyetine yedikten sonra mide yanmasına ve ağızda yara çıkmasına sebep olan inanılmaz ekşi bir gıda ürünü. karbonatla birlikte kullanıldığında gazoz etkisi sağlayan madde…

 

Mangal Harcı:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2597.jpg

 

Bu güzel yiyecekleri daha da tatlandırmak için, yapılması gereken basit kurallar vardır. İçerisine katılan, bayat ekmek içini ayrıca ıslatmaya gerek yoktur, soğanın suyu ekmeği yumuşatmaya yeterlidir, dolayısıyla rende soğanın suyu da atılmamış olur. Kullanılan kıyma, yarı yarıya koyun ve dana karışık olursa köfte daha lezzetli olur. Köfteye, yumurta ve karbonat koymak kabarık olmasını sağlar, ancak ikisini birden aynı anda kullanmak iyi sonuç vermez. Köfte harcına bir çorba kaşığı kadar süt katmak (500 gr. köfte için) yumuşak bir kıvam verir. Köfteye katılan maydanoz, kekik gibi malzemeler mümkün olduğu kadar küçük parçalı doğranmalıdır. Kızartılarak pişirilecekse, az yağlı ya da yağsız kıyma, kullanılmalıdır, eğer ızgara ya da kömür ateşinde pişirilecekse biraz yağlı kıyma kullanılmalıdır. Köfte harcı mutlaka çok yoğrulmalıdır, (en az 10 dakika), bu şekilde bütün malzemeler özleşmiş olur. Yoğrulan köfte harcı yarım saat kadar buzdolabında dinlendirilmelidir. Köfte harcı dinlendikten sonra biraz daha yoğrulur ondan sonra şekil verilir. Pişirme ısısının, köftelerin içine işlemesi için verilen şekiller yassı olmalıdır. Pişirme ısısı çok fazla olmamalıdır, hızlı ateşte pişen köfteler lezzetsiz ve iç kısımları çiğ olur. Sofralarda köfteye en iyi şekilde patates püresi ve makarna eşlik eder. İster ızgara, ister mangal. İster inegöl, ister Tekirdağ. İster ekmek arası, ister sebzeli. Kimyon, acı ve tatlı kırmızı biber, karabiber, dolma baharı, zerdeçal, kişniş ve soğan tozundan oluşan bu muhteşem karışımın kullanıldığı tüm köfteler sofra ve damaklarda eşi benzeri görülmemiş bir lezzet şöleni yaşatır. Sadece köfte mi? Köfte Baharatı'nı her türlü kıymalı yemekte, hatta kebaplarda ayakları adeta yerden kesen lezzetler için kullanabilirsiniz. Green Life Köfte Baharatı ile 7'den 70'e tüm köfte hayranları bayram edecek!

 

Nane:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2607.jpg

Dünyada 25-30 kadar türü bulunan, sağlık açısından son derece faydalı, hoş kokulu bir bitkidir. Daha çok nemli yerleri sever. Nanenin Faydaları: İştah açar. Sinirleri yatıştırır ve vücuda rahatlık verir. Strese ve baş ağrısına iyi gelir. Spazm ve kalp çarpıntısı riskini azaltır. Ateşi düşürür. Sindirim sistemi ve mide için çok faydalıdır. Sindirimi kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Bağırsak kurtlarını düşürmeye yardımcı olur. Ülsere ve mide yanmasına iyi gelir. Kusmayı, mide bulantısını ve ağrısını önler. Grip, bronşit gibi soğuk algınlıklarında ve öksürükte faydalıdır. Diş ağrısını ve ağız kokusunu giderir. Anne sütünü arttırır. Sinirsel iktidarsızlığa iyi gelir. Nane Nasıl Kullanılır? Nane, salata ve yemeklere güzel kokusu ve farklı tadıyla ayrı bir lezzet katmak için kuru ya da taze olarak katılabilir. Ayrıca, nane çayı hazmı kolaylaştırmak için yemeklerden sonra içilebilir. Naneden elde edilen nane yağı da çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Yapraklarından hazırlanan nane çayı sakinlik verir. Soğuk algınlığı ve mide bulantısını giderir. Sindirimi kolaylaştırır ve bağırsaktaki gazları söker. Nane suyuna bir miktar sirke katılıp içilirse iç kanamaları durdurmaya yardımcı olur. Nanenin sakinleştirici etkisi nane yağı için de geçerlidir. Nane yağı ciltteki yanık lekelerini gidermekte ve soğuktan kaynaklanan şişlikleri indirmede etkilidir. Nane kaynatılıp buharı koklanırsa solunum yollarını açar ve soğuk algınlığına iyi gelir.

 

 

Tane Kişniş:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/15/2694.jpg

Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Akdeniz havzası olup günümüzde birçok yerde ve ülkemizde yabani bitki ya da kültür bitkisi olarak yetişmektedir. 60 cm'ye kadar boylanabilen biryıllık otsu bitkidir. Gövdesi yuvarlak kesitli, boylamasına oluklar halinde çizgili, soluk yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Bitkinin alt ve üst bölümündeki yaprakları farklı görünüşte olur. Alt yaprakları maydanoz bitkisininkilere benzer. Hafif tüylü, tuhaf ve pek de hoş olmayan koku taşırlar. Bitkinin üst kesimindeki yaprakları ip gibi ince ama düzgün kesimli ve gene hoş olmayan keskin ve tuhaf kokulu olurlar. Yaz başı ile ortası arasında gevşek şemsiyeler oluşturarak açan, beyaz ya da pembemsi açık mor renkli küçük çiçekleri olgunlaşınca, 2-7 mm. çapında yuvarlak, açık kahverengi tohum kılıfını taşıyan kokulu, kuru meyvelere dönüşür. Bol güneşli yerleri, bitek ve hafif topraklan seven kişniş bitkisi, tohumları sonbaharda ekilerek çoğaltılır. Ancak, çapraz döllenmeyle bitkinin yozlaşması meydana geleceğinden, rezeneden uzak yerlere ekilmesine dikkat edilmelidir. Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır. Kişniş tohumlan pastacılıkta, baharat olarak bazı çorba ile yemeklerin hazırlanmasında, içki endüstrisinde ve kişniş şekerinin yapımında kullanılır. Bazı yerlerde bitkinin körpe yaprakları salata ve güveçte pişen yemeklere katılır. Gövde ve kökü de sebze gibi pişirilip yenir. Tıbbi Etkileri ve Kullanımı Eski Mısır papirüsleri, Çince ve Sanskritçe metinlerde ve hatta İncil'de sağlığa yararlı etkilerinden övgüyle söz edilen kişnişin, tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir: • Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır; iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir. • Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. • Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bastırır. • Özellikle çocuklarda diyareyi kesici etkiler yapar. • Hafif yatıştırıcı etkisi vardır. Kişnişin bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz sonunda alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir süre itekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kağıdın üzerine sallanır ve dökülen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş tohumlarından 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı etkilerinden yararlanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda çiğnenebilir.

 

Kuru Yemişleri

Kırılmış İç Boz Antep Fıstığı:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/25/7180.jpg

KIRILMIŞ İÇ BOZ ANTEP FISTIĞI Antep Fıstığı, kandaki kolestrol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığı riskini azaltır. 100 gr. Antep fıstığında vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35’ ni karşılayabilmektedir

 

Kavrulmuş İç Badem:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/25/1803.jpg

 

Badem yararlı bir çerez. İnsanlar genellikle çerez olarak tükettikleri yiyeceklerin yararlarını pek bilmezler. Ama fındık,fıstık,badem gibi yiyecekler sağlık açısından çok yönlü yarar sağlar. Çoğunlukla Mart ve Nisan ayları arasında beyaz veya pembe renkli çiçekler açan, 5-12 m yüksekliğinde bir ağaçtır, badem ağacı. Birçok olmasına rağmen, özellikle,Tatlı badem acı badem tıbbi açıdan oldukça önelidir. Tohumun lezzeti birincisinde tatlı, ikincisinde ise acıdır. Yaprakları saplı, parlak, yeşil renkli, kenarları dişlidir. Çiçekleri yaprakların gelişmesinden önce açar ve kısa saplıdır. Çanak yaprakları yeşilimsi sari renkli üçgen seklinde, 5 birleşik parçalı, taç yaprakları beyaz veya pembe renkli 5 serbest parçalıdır. Meyveleri oval şekilli, yeşil tüylü genellikle bir, bazen iki tohumludur. Tatlı badem tohumlarında az miktarda protein, demir ve kalsiyumla birlikte yüksek oranda yağ bulunur. Acı badem ağız yoluyla alındığında göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici etkisi olmakla birlikte yüksek dozda alındığında zehirlenme etkisi yaratır. Türkiye'de kabukları soyulup taze olarak ya da kavrularak yenilmesinin yanı sıra, pasta, şekerleme ve tatlılarda yaygın olarak kullanılır. Türkiye'de içi bademli nikâh şekerleri yaptırmak ve şık ambalajlar içerisinde davetlilere dağıtmak da, özellikle büyük kentlerde yaygın bir gelenektir. * Sinirleri güçlendirir. * Göğüs hastalıklarını, * Beden ve zihin yorgunluğunu giderir. * Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur. * Böbrek, idrar yolları ve cinsel organlardaki iltihapları iyileştirir. * Badem yağı ise hazımsızlığa iyi gelir. * Yumuşatıcı, balgam söktürücü, sakinleştirici özellikleri olan badem de ev eczanemizin vazgeçilmezlerindendir * Burun Kuruluğunun Tedavisinde Badem Yağı Çocuklarınız veya siz bu rahatsızlıktan kurtulmak için günde iki /üç kere bir/iki damla badem yağını burunlarınıza damlatarak bu problemden kurtulabilirsiniz. * Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır. * Sık sık dudaklarının çatlamasından rahatsız olanlar da gün içinde bir iki damla badem yağı kullanmalıdırlar. * %5 su, %9 protein, %54 yağ, %20 karbonhidrat ve %3 oranında külden oluşur. Ayrıca Ca, P, Fe, Na, K, Mg elementleri ve Thiamin, Ribofdavin, Niosin ve A vitamini bulunur. * Kolestrolü düşürür. Kalp krizi riskini %50 azaltır * Her gün1 avuç badem, fındık yediğimizde kalp hastalığı riski azalmaktadır * Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır * Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir. . * Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir. Böbrek, mesane ve üreme yollarındaki iltihapları yok eder. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

 

 

Dilimlenmiş İç Kırmızı Antep Fıstığı:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/25/1715.jpg

Antep Fıstığı, kandaki kolestrol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığı riskini azaltır. 100 gr. Antep fıstığında vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35’ ni karşılayabilmektedir.

 

 

Turşu Çeşitleri

 

Karışık Turşu:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/23/3945.jpg

Türk mutfak kültürünün ayrılmaz bir parçası olan turşunun sağlık açısından da önemli bir işlevi olduğu tespit edildi. Suyunun iştah açıcı özelliğine sahip olduğu bilinen turşunun, kanserden gribe, ülsere kadar ona yakın hastalığa karşı koruyucu olduğu belirlendi. Uzmanlar turşunun bilinenin aksine midenin düşmanı değil, dostu olduğunu söylüyorlar. Sebze ve meyvelerden 100'ün üzerinde çeşidi yapılan turşunun tam bir doğal şifa kaynağı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar soğan, sarımsak, kozalak, armut, enginar, elma, yumurta, kiraz, vişne, ayva gibi hem ülkemizde üretilen hem de yurt dışında ithal edilen sebze ve meyvelerden imal edilen turşunun her çeşidinin sağlık açısından çok önemli işlevlere sahip olduğunun söylüyorlar. Uzmanlara göre lahana turşusu ülseri, kanseri, kalp ve sinir sistemi ile damar tıkanıklıklarını, mide ekşimesini önlediğini tespit etmişler. Acı Frenk biberi ise grip, nezle ve soğuk algınlığına iyi geliyor. Yeşil erikten yapılan turşu özellikle iştah açıcı özelliğe sahip. Sarımsak turşusu kanser hücrelerinin çoğalmasını, pancar turşusu ise kansızlığı önlüyor ve hazmı kolaylaştırıyor. İzmirli Dr. Özdemir Akay da kanserli hastaların turşu yiyerek iyileşebileceğini belirterek "Kanserin ilacı turşudur." demiştir. Herkesin her koşulda bu tedavi yöntemini uygulayabileceğini belirten Dr. Akay şöyle devam etmiştir."Bu tedavinin esası, asitli yiyecek ve içeceklerle vücut mekanizmasının enerji üretmesini sağlamaya dayanır. Turşu, limon, ayva, nar gibi ekşi yiyecekler, bu enerjinin oluşması için vücutta bir yakma işlemi meydana getirir. Mikroplar ve kanser hücreleri vücudun enerjisini artırmak için vardır. Bunun yerine asit ihtiva edilen yiyeceklerin sindirilmesiyle enerji ihtiyacı giderilir. Ancak bu tedavinin sürekli olması gerekmektedir. Turşu ve benzeri ekşi gıdaların yenmesiyle sadece kanser değil, türlü hastalıkları yenmek mümkündür" demiştir.

 

Lahana Turşusu (Beyaz Kırmızı)

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/23/4128.jpg

Lezzetli İlaç: Lahana ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor. BİA - Lahana dolması, lahana salatası, lahana turşusu, hatta lahana çorbası ve tabii ki, kışla yemeği kapuska. Lahanayla değişik yemek çeşitleri yapılıyor ama en yararlısı onu çiğ yemek. Hatta bazı hastalıklarda da suyunu içmek. Lahana bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içeriyor. Yani, lahanada, iştah, sindirim ve sinir sistemi için gerekli olan B vitamini, vücudun direncini arttıran C vitamini, büyüme ve üreme için gerekli olan E vitamini, hücrelerin, kasların ve dokuların gereksinimi olan potasyum bulunuyor. Lahana, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlıyor. Kandaki şeker miktarını düşürüyor. Sarılık ve safra kesesi hastalıklarına ve astıma karşı faydalı olduğu biliniyor. Ama onu son yıllarda popüler kılan kanserle ilişkisi. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor. Lahana ayrıca, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlıyor. Kandaki şeker miktarını düşürüyor. Tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için sinirliğiği gideriyor. Ama yine aynı nedenle guatr hastalarının kontrollü yemesi gerekiyor. Bir de çiğ yendiğinde bazı duyarlı midelerde şişkinliğe yol açabiliyor. Bu durumda içilecek bir bardak kimyon çayı rahatlatıyor. Lahana bileşiminde %92 su, mineraller, vitaminler, nişasta, biraz acı madde, hardal yağı glikozu ve organik asitler ve anti ulkus faktör olarak bilinen ve U vitamini olarak adlandırılan madde bulunuyor. Lahana özsuyu mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin tedavisinde çok etkili olduğu, bilimsel olarak kanıtlanmış. Lahana özsuyu, taze yaprakların mutfak robotundan geçirilmesiyle elde ediliyor. Hasta kişi, hafif diyet besini alıyor ve yemeklerden sonra olmak üzere, gün boyunca toplam 1 litre taze sıkılmış lahana özsuyu içiyor. Bu tedavi 4-5 hafta sürüyor. Ayrıca ince ve kalın bağırsak iltihapları da lahana özsuyu ile tedavi edilebilir. Bu tedaviyi gerçekleştiren faktör, U vitamini olarak da tanımlanan madde. Lahana başlıca etkin maddelerinden biri de laktik asit. Bağırsaklardaki yararlı bakterilere sağlıklı bir yaşam ortamı sağlanmasında bu maddenin çok önemli işlevleri var. Genelde, çiğ lahana salata biçiminde bolca yenmesi bu açıdan büyük yararlar sağlar. Bolca lahana salatası yenerek ve özsuyu içilerek, ergenlik sivilceleri, bronşiyal nezle, bağırsak tembelliği ve hatta romatizmal rahatsızlıklara karşı olumlu sonuçlar alınıyor. Lahana Salatası İçerdiği her şeyi tam olarak korduğu için, lahanayı pişirmeden yemekte sonsuz yarar var. İşte lezzetli bir salata tarifi: 1 adet küçük lahana, 1 kahve fincanı zeytinyağı, 3 çorba kaşığı limon suyu, 1 kahve kaşığı kırmızı biber, 2 kahve kaşığı soğan suyu, 2 kahve kaşığı tuz, 1 çorba kaşığı domates suyu. Lahanayı yaprak yaprak ayırarak iyice yıkayıp bir saat kadar soğuk suda bırakın. Kalın kısımları keserek çıkarın. Suyunu süzmesi için süzgeçe bırakın. Bir kapta zeytinyağ, limon suyu, domates suyu, tuz, kırmızı biber ve soğan suyunu çatalla vurarak iyice karıştırın. Lahanayı keserek salata kabına alın. Sosunu üstüne dökerek karıştırıp servis yapın Lahana Çorbası Lahana vitamin açısından zengin, kalori açısından fakir. 100 gram lahana da 20 kalori var. Bu nedenle de kilo vermek isteyenler, lahanadan yararlanabiliyor. Türkan Şoray'ın da diyet listesinde bulunan lahana çorbasının tarifi şöyle: 1 orta boy lahana yarısı veya 1 paket Brüksel lahanası, 1 büyük kereviz, 1/2 demet maydanoz, 3 taze soğan, 2 dolmalık biber ve 3 domatesi doğrayın. Kısık ateşte düdüklü tencereye koyup üzerini kapatacak kadar su ekleyin. Kaynamaya başlayınca 1 çay kaşığı köri, 1 çay kaşığı biber ve 1 çay kaşığı tuz ilave edin. Ve istediğiniz kadar için. Lahana Avrupa ülkelerinde de yaygın olarak yetiştirilir. Kış soğuklarına oldukça iyi dayanabilen bir bitkidir. Baş lahana, kantar lahana, Brüksel lahanası, kara lahana, kırmızı lahana gibi çeşitleri var. Beyaz lahana çok önemli iyileştirici özellikleri eski çağlarda da bilinirdi. Ama onun bu özellikleri ancak 1950 sonrasında yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı.

 

 

Nar Eşkisi Sosu:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/23/4140.jpg

• Salatalarda,mezelerde, kısır ve çiğ köftede, zeytinyağlı dolma ve sarmalarda, siyah ve yeşil zeytinlerde ve balıkta lezzet verir. • Kolesterol düşürücü etkisi vardır. • Kanı sulandırıp damarları açmada ve kalbi rahatlatmada etkilidir. • Zayıflamada, ishal kesmede faydalıdır. • Şeker hastalığında kullanılır.

 

Sumak Eşkisi:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/23/4214.bmp

Hazmı kolaylaştırır. İçinde bulunan tanen ile şeker hastalarındaki şekeri düşürür. İshali durdurur. Antiseptik yani mikrop öldürücü etkiye sahiptir. Damarları büzerek kanama durdurucu ve ateş düşürücü etkilere de sahiptir. Bu etkileri için 100 gr Bağdat Sumak, 1 lt kaynar suda 10 dakika demlenir, dahilen günde 3 bardak içilir veya gargara olarak kullanılır.

 

 

Fasulye Turşusu:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/23/3881.jpg

Faydası : Taze fasulye, bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar. Pankreas bezi'nin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur. Şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür. İdrar tutukluğunu giderir. Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer yetersizliğini tedavi eder. Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını giderir. Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar. Fasulye pişirilirken, pişirme suyunu en azından 2-3 kere değiştirmek gerekir

 

 

Erik Turşusu:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/23/3697.jpg

Eriğin Faydaları: Erik vücuda güç ve enerji verir. Beden ve zihin yorgunluğunu giderir. Sinirleri sakinleştirir. Kansızlığa iyi gelir. Erik sindirim sistemine de faydalıdır. İştah açıcıdır. Hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür ve kabızlığı giderir. Vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atmaya yardımcı olarak böbrekleri dinlendirir. Romatizmaya iyi gelir. Östrojen seviyesini dengelediği için özellikle Menopoz dönemindeki kadınlar için faydalıdır.

 

Sarımsak Turşusu:

http://i1002.hizliresim.com/2010/2/23/4200.jpg

Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.), 25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır. Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır. Etken Maddesi Sarımsağın etken maddesi Allin’dir alin alındıktan sonra enzimatik olaylarla Alicin olarak vücutta değiştirilir. Bu maddenin insan vücudunda oksitleyici etkisi vardır. Bitkisel Tedavide kullanım alanları. Sarımsak gerçekten saymakla bitmeyecek ve tamamı da bilinemeyecek kadar yararı olan bir bitkidir. Özellikle; Kurt veya solucan düşürücü olarak, Haricen yara iyi edici olarak, Mantar hastalıklarını engelleyici ve tedavi edici olarak, Saçkıran hastalığını tedavi edici olarak, Tansiyon düşürücü olarak, Antiseptik olarak, Kolesterol düşürücü olarak, Safra salgılarını artırıcı olarak, Kurşun ve yılan zehirlenmelerinde etken olarak, Sakinleştirici olarak, şifalı bitkiler Kullanılan sarımsak dan birden farklı yöntemle etken madde alınır. Sarımsak dan etken madde elde edilmesi 1- Üsare(Tentür) Yöntemi: Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur. 2- Emdirme Yöntemi: Bu yöntemde bütün halindeki sarımsaklar ortadan iki ye kesilerek bir ekmek kabuğu gibi emici bir besine sürülür ve içindeki etken maddenin bi emici besin tarafından alınması sağlanır. 3- Sarımsak ruhu Yöntemi: İncecik kıyılan sarımsaklar bir havana alınır ve üzerine bir miktar tuz eklenerek iyice dövülür. Daha sonra biraz dinlendirildikten sonra üzerine duruma göre bir miktar su eklenir. Tekrardan dinlendirilen karışım iyice karıştırılır ve süzülür. Sıvı kısım haricen(dış deriye sürülerek) veya Dahilen (ağızdan alınarak) kullanılabilir. 4- Lapa Yöntemi: Bu yöntemde İnce ince kıyılan sarımsaklar havana alınır ve güzelce dövülerek lapa haline getirilir. Daha sonra bu lapanın üzerine tuz veya alkol bazı durumlarda ise(Ayak Mantarı Enfeksiyonlarında) ikisi de birlikte katılarak karışım dinlendirilir www.sagliksifa.com Sarımsağın Tedavilerde Uygulanması: Kurt ve solucan Düşürücü: Kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Yara İyileştirici: Lapa yöntemiyle hazırlanan sarımsak yaranın üzerine sürülür bir miktar beklendikten sonra temizlenerek tahriş edici etkilerinden kurtulunur. Saç Kıran Hastalığı: Üsaresi yapılan sarımsak hazır olarak bekletilir. Saç kıranın olduğu yerler bir kibrit çöpü veya buna benzer bir şeyle iz yapmayacak şekilde hafifçe kazınarak tahriş edilir. Hemen ardından sarımsak tentürü bu bölgeye sürülür bir miktar bekledikten sönra bölge yıkanarak temizlenir.(beklemek: Yaklaşık 30-60 dk) !!!!Önemli!!!!: Bazı durumlarda saç dökülmesine de iyi geldiği bildirilmiştir. Kullanan ve gerçekten fayda sağladığını bildiren hastalar mevcuttur. Saç dökülmesinde sarımsak ruhu Yönteminin kullanılması daha iyi olacaktır. Ayak Mantarı Hastalığı: Bu hastalığın iyileştirilmesi ilgili linkte detaylı olarak anlatılmıştır. Bilgi almak için Lütfen Tıklayınız. Tansiyon düşürücü olarak: 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır. !!!!Dikkat!!!! Yan Etkileri: Sarımsağın özellikle çiğ olarak fazlaca tüketilmemesine dikkat edilmelidir. Bu şekildeki aşırı tüketim midede tahriş edici etkiye sebep olmaktadır. Özellikle tansiyon problemi olanlarda daha dikkatli olunmalıdır. Çünkü çiğ sarımsak tansiyon üzerinde düşürücü etkiye sahiptir. Bazı durumlar da çiğ sarımsak bir tür anemiye(kansızlık) neden olmaktadır. Eğer kendinizi diğer günlerden daha yorgun, halsiz ve ağırlaşmış hissediyorsanız. Gözlerinizde kararmalar veya pul pul olmalar yaşıyorsanız. Hafif baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü mevcutsa sarımsaktan şüphelenebilirsiniz.

 

Nizip Yemekleri

Nizip Mutfağımızdan Bazı Yemek Tarifi:

 

Nohut Dürümü

http://i4.ytimg.com/vi/VCF3qjs2Vg8/1.jpg

Türk mutfağına çok sayıda yemek kazandıran Gaziantep-Şanlıurfa bölgesinde genelde yöre halkının bildiği nohut dürümü diğer şehirlerimizde de kendini göstermeye başladı. Özellikle büyük şehirlerde fanatik yiyicileri olan nohut dürümü için özel ustalar aranmaktadır. Kebap ve lahmacunuyla nam kazanan Gazainatep-Şanlıurfa bölgesinde nohut dürümünün en yaygın olduğu  kent Nizip ilçesidir. şehir dışından gelenlerin önce hayretle karşıladığı, daha sonra vazgeçemediği nohut dürümünün kentte başlangıcı:

1940’’li yıllara dayanıyor. Günlük ortalama 100 kilogram nohut ve 100 kilogram ekmek tüketen Nizip şehrinin en kysa zamanda bu patenti alması gerekir. Nohut dürümü ucuz olması sebebi ile dar gelirlilerinin çok tükettiği yiyecekler arasında yer aliyor. Ancak nohut sadece dar gelirlilerin degil ayni zamanda zenginlerin de vazgeçilmez yemekleri arasında yer aliyor. Nohut dürümünün ilk olarak pisirip halka tanitan Gaziantep nohut dürümü ustası Adil Adiloğlunun oldugu söylenmektedir. Bu kişi Zengin ağa isimli bir Gaziantep yöre ağasının nohuta olan düşkünlüğü nedeni ile 35 çesit nohut yemeği arasında sıcak tırnaklı pidenin içine kemik suyunda kaynatılmış nohutun maydanos ve sogan yesilligi ile beraber dürüm halinde yemesini sevmesi üzerine sürekli bu yemeği yapmış ve daha sonra bir el arabasi ile sokakaralarinda bu isin satsini yapmaya başlamıştır. Kisa zaman da bir çok dürümcü çikmis ve Gaziantepyöresine gelen diger sehirlerde de bu güzel yemek iyice tutulmaya başlanmıştı. Zamanla nohutu daha lezzetli hale getirmek için çesitli metodlar denenmis ve günümüzde birçok nohut dürümü versiyonu ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda Gaziantep’’te baslayan Nohut dürümü çikisi büyüksehirlerimize kadar siçramis ve büyük bir potansiyel olusturmaya başlamıştır. Hatta nohutun yabancı dil versiyonları bile türetilmis ve büyük ilgi çekmiştir (yalnızca başı)

 

 

Lahmacun:

 

http://www.turksofrasi.com/galeri/Sarimsakli-Lahmacun.jpg

Malzemeler:

Yarım kilo zırhla çekilmiş, orta yağlı et (kıyma)

Yarım kilo domates

Yarım kilo taze sarımsak

2 demet maydanoz, 1 kaşık biber salçası, tuz, karabiber.

Hazırlanışı:

Lahmacun yaparken kullanılan orta yağlı koyun eti özel zırhla küçük parçalara ayrılır. Domates, yeşil biber, maydanoz, sarımsak, temizlenerek ete ilave edilir. Zırhla kıyma işlemine devam edilir içine karabiber tuz salça eklenerek iyice kıyılır. Hazırlanan iç lahmacun fırınlarına gönderilerek pişirilir

 

Şiveydiz:

http://www.gaziantep.net/mutfak/resimler/siveydiz.jpg

Malzemeler:

Yarım kilo kuşbaşı et, bir su bardağı nohut, bir kilo yeşil soğan, 1,5 kilo yeşil sarımsak, 2 su bardağı süzme yoğurt, bir yumurta, Yarım çay kaşığı zahvur, Tuz, isteğe bağlı toz biber

Hazırlanışı:

Kuşbaşı etler, geceden ıslatılan nohut, tuz, bir buçuk litre su eklenerek düdüklü tencerede 45 dakika pişirilir. Soğan ve sarımsaklar temizlenir, yıkanır, beyaz kısmı, 1, 1 buçuk cm eninde doğranır. Doğranan soğan ve sarımsak, pişen et ve nohudun içine karıştırılır pişirilir. Yoğurt bir tencereye alınır, bir yumurta ile ateşte çırpılarak ısıtılır. Yoğurt yemeğe karıştırılır. Yağ tavada ısıtılır, yemeğin üzerine dökülür. Zahvurda yemeğe eklenip karıştırılır.

 

Borani

 

 

 

Malzemeler:

1 kilo pancar,Yarım kilo parça et, 250 gram siyah kıyma, 1 su bardağı nohut, 1 su bardağı ince bulgur (simit), 1 yemek kaşığı domates salçası, 1 kase süzülmüş yoğurt, 5-6 diş sarımsak

1 kaşık yağ (margarin veya sıvı yağ), 1 çay bardağı sıvı yağ

 

Hazırlanışı:

Etler kuşbaşı doğranır, önceden ıslatılmış nohutla yeteri kadar su tuz ilave ederek pişirilir. Pancarlar yıkanıp ince ince doğranır, pancar 1 kaşık yağda biraz soldurulur. Salçası tuzu ilave edilir. İnce bulgura, et (siyah kıyma) iyice yoğrulur, küçük parçalar alınarak yuvarlanır. (nohut büyüklüğünde). Pişen et ve nohudun içine pancarlar ilave edilip pişirilir Ateşten alınınca kızartılan köfteler içine karıştırılır. Tabaklara alınır. Üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür.

 

Mumar:

Tam boyutlu görseli göster

Malzemeler:

İki tane koyun mumarı

2 bardak bulgur, 2 baş soğan, 1 baş sarımsak

Yarım kilo kuyruklu kıyma, 1 kaşık domates salçası, 1 kaşık biber salçası, Tuz, karabiber ve kimyon.

Hazırlanışı:

Mumarların içi boşaltılıp çevrilir. İyice yıkanır, yıkarken limon tuzu kullanılır. Kokusu ve pisliği kayboluncaya kadar yıkanmalıdır. Mumarlar süzülür. Bulgur, geniş bir kap içine alınır. İçine doğranmış soğan sarımsak, salça, tuz, karabiber, kimyon karıştırılıp, yoğrulur. İç hazırlanır. Tersine çevrilmiş, mumarların ucunu oyacak geçirilir. Hazırlarken iç, oyacak yardımı ile doldurulur. Mumarlar doldurulurken, arada hafif boşluklar bırakılır. Doldurulan mumarlar tencereye dizilir, zemine su eklenir, pişirilir. pişince tavaya alınıp hafifçe kızartılır, servis yapılır.

 

Zingil

Tam boyutlu görseli göster

Malzemeler:

2 kilo (deste) pestil (Nizipte bastık denir)

Yarım su bardağı un

1 yumurta

1 bardak sıvı yağı

1 buçuk bardak su

Hazırlanışı:

Pestiller, (bastık) dikdörtgen veya kare şeklinde kesilir çukur bir kaba, 1 buçuk bardak su dökülür, içine un ve yumurta kırılır, çırpılarak bulamaç haline getirilir. (Bulamaç katı kıvamda olmalıdır.) Pestiller. bulamaca bastırılıp, kızgın yağda kızartılır

 

Yuvarlama:

http://img2.blogcu.com/images/t/u/l/tulin25/100120093311.jpg

Malzemeler:

2 su bardağı pirinç, 1 su bardağı nohut, iki adet yumurta, 250 gram siyah kıyma,Tuz,

Yarım kilo kuşbaşı et, Bir çay kaşığı nane, Yarım çay kaşığı, karabiber, kimyon, kırmızı biber, 1 baş kuru soğan, Yarım paket veya yarım çay bardağı yağ, 2 bardak, Süzülmüş yoğurt

Hazırlanışı:

Pirinçler ayıklanır, yıkanır, biraz yumuşadıktan sonra havanda veya mikserde iyice ezilir. Pirincin içine, siyah kıyma, 1 yumurta, tuz karabiber, kimyon kırmızı toz biber, karıştırılıp iyice yoğrulur. Yoğrulan pirinçten nohuttan küçük parçalar alınarak yuvarlanır. Kuşbaşı etler, geceden ısıtılan nohut, ince doğranmış bir baş soğan düdüklü tencereye alınıp içine 1 buçuk litre su dökülür, tuzu katılarak 45 dakika pişirilir. Köfteler pişmiş et ve nohutla karıştırılıp pişirilir. Çukur bir kapta yoğurt iyice çırpılır, içine 1 yumurta kırılır. Et suyundan az miktar karıştırılarak ateşte ılık bir duruma getirilir. Yoğurt yemeğin içine karıştırılır. Yağ tavada ısıtılır nane dökülür, ısıtılan yağ yemeğin üzerine dökülür, servis yapılır.

 

 

Ekşili Köfte:

http://www.yemektarifci.com/yemek_resim/81cf07cba3f8efb3e051.jpg

Malzemeler:

2 su bardağı ince bulgur (simit), 1 bardak su,3 kaşık un, 1 yumurta, 250 gram siyah kıyma, Yarım kilo kuşbaşı et, 1 su bardağı nohut (önceden ıslatılacak),Yarım çay bardağı yağ, 2 baş soğan, 2 limonun suyu, 1 çay kaşığı, karabiber, nane kimyon, kırmızıbiber, tuz, 2 kaşık domates salçası

Hazırlanışı:

Kuşbaşı etler, nohutlar, bir baş kıyılmış soğan 2 litre su ile düdüklü tencereye alınır, salça, tuz eklenip 45 dakika pişirilir. Bulgur geniş bir tepsiye alınır, üzerine sıcak su dökülüp yumuşatılır. Siyah kıyma, ince kıyılmış soğan bir kaşık salça, un karabiber, kırmızı biber, kimyon ve 1 yumurta kırılıp şekil alacak duruma gelene kadar yoğrulur. Köfteden, nohut büyüklüğünde parçalar alınarak yuvarlanır. Yuvarlanan köfteler pişen et ve nohuda karıştırılıp pişirilir. Pişince içine 2 limon suyu sıkılır. Yağ tavada ısıtılıp nane dökülür, pişen yemeğe karıştırılır.

 

Maş Çorbası

http://www.malatya.gov.tr/yemek/corba/mas.JPG

Malzemeler:

1 çay bardağı dövme

3 çay bardağı maş

2 baş soğan

2 kurutulmuş yada taze biber

Yarım çay bardağı yağ

Hazırlanışı:

Dövme birgün önceden ıslatılır. Suyu süzülen dövme ile maş bir tencerede pişirilir.Maş pişerken kabuğu ayrılarak suyun üzerine çıkar, kabuklar kevgirle alınır.1 baş soğanla iki bibier irice doğranıp çorbaya katılır.Pişince ateşten alınır.

İnce doğranmış soğan yağda kavrulur, pembeleşince çorbaya dökülüp servis yapılır.

 

 

Patlıcan Kebabı:

http://img.blogcu.com/uploads/sepetsepet_patlican_kebabi.jpg

Malzemeler:

1 Kilo hafif yağlı kıyma, 1 buçuk kilo patlıcan, Yarım kilo domates, yarım kilodan az yeşil biber, İsteğe bağlı tuz, isteğe bağlı karabiber.

Hazırlanışı:

Kıymanın içine tuz ve karabiber ilave edilip yoğrulur. Patlıcanlar 5 cm. eninde halkalar şeklinde kesilir. Tepsiye bir patlıcan, bir kıymadan hazırlanan köfte dizilir. Tepsinin ortasına domatesler dörde bölünerek dizilir, üzerine biberler ikiye bölünüp dizilir. (Biberler kebap pişmeye yakın dizilir.

 

 

Nizip Tatlıları

 

Baklava:

http://img2.blogcu.com/images/m/i/s/misscritic/baklava.jpg

M a l z e m e l e r

1 kg. sert buğday unu,

10 gr. tuz,

50 gr. nişasta,

1 kg. sade yağ,

500 gr. Antep fıstığı içi,

500 gr. süt,

50 gr. irmik,

750 gr. şeker,

350 gr. su.

 

Hazırlanışı:

Un tezgah üzerine daire şeklinde dökülerek ortası boş bırakılır. Üç yumurta, 10 gr. tuz ile çırpılarak az miktarda su ilave edilir ve unla birlikte yoğurulur. Yoğurma sırasında hamurun üzerine hafif su serpilerek, kulak memesi yumuşaklığında kıvama gelinceye kadar yoğurulur. Hamur fitil şeklinde uzatılarak iki parmak eninde kesilir (her biri yaklaşık 75-100 gr. arası olacak), el ile yassılaştırılır. Tekrar hafif nişasta serpilir üst üste konulur (6 adet veya 12 adete kadar çıkabilir) ve açılır. Bu hamurlar oklavayla kenarından ortasına doğru elle inceltilir. Hamurun yarı çapı 25-30 cm. olunca, elle nişasta seprilerek, hamur üst üste getirilir. Baştaki işlem 3 defa tekrarlanır. Hamur eni 60 cm boyu 120-140 cm kadar açılır. Açılan hamur baklava yapılacak tepsinin büyüklüğünde kesilir. Bunlar küçük oklavaya sarılır. İçinden en ince ve en pürüzsüz olanı yüzlük ve yüzlük altı olarak seçilir. Baklava yapılacak tepsiye ince bir kat yağ sürülür. Tepsi büyüklüğünde kesilen yufkadan oklavayla iki kat serilir. Bu işlem 12 veya 14 kat yufka serilene kadar devam eder. Daha önceden hazırlanmış krema halindeki kaymak tepsisinin ortasına dökülüp bıçak yardımı ile her tarafına yayılır (her tarafın eşit olması çok önemlidir). Üzerine çekilmiş fıstık serpilir ve üstü açılan yufka ile döşenir. Üstüne yüzlük diye ayrılan hamurdan 10-12 kat serilir. Aralarına yağ atılır. Kenarları düzeltilir. Keskin dilim bıçağı ile mekik, muska ve parmak kare şeklinde kesilir, eritilmiş sıcak yağ üzerine gezdirilir ve fırına verilir. Fırın 230-260 derece sıcaklıktadır. Fırında tepsiler devamlı yer değiştirerek çevrilir. Baklava 4-5 dakika sonra hazır olur. Hazır olduktan sonra dilim halinde kesilen yerlerin bıçakla arası açılır. Ateş üzerinde 2-3 dakika tutulur ve şeker verme işlemine başlanır. 1 kg. şeker 350 gr. su ile iyice kaynatılıp kıvam yapılır, kepçeyle üzerine sıcak olarak yavaşça yedirilir. Oynatılmayarak soğuyuncaya kadar bekletilir ve servise hazır duruma gelir. kadar yoğurulur. Hamur fitil şeklinde uzatılarak iki parmak eninde kesilir (her biri yaklaşık 75-100 gr. arası olacak), el ile yassılaştırılır. Tekrar hafif nişasta serpilir üst üste konulur (6 adet veya 12 adete kadar çıkabilir) ve açılır. Bu hamurlar oklavayla kenarından ortasına doğru elle inceltilir. Hamurun yarı çapı 25-30 cm. olunca, elle nişasta seprilerek, hamur üst üste getirilir. Baştaki işlem 3 defa tekrarlanır. Hamur eni 60 cm boyu 120-140 cm kadar açılır. Açılan hamur baklava yapılacak tepsinin büyüklüğünde kesilir. Bunlar küçük oklavaya sarılır. İçinden en ince ve en pürüzsüz olanı yüzlük ve yüzlük altı olarak seçilir.

Baklava yapılacak tepsiye ince bir kat yağ sürülür. Tepsi büyüklüğünde kesilen yufkadan oklavayla iki kat serilir. Bu işlem 12 veya 14 kat yufka serilene kadar devam eder. Daha önceden hazırlanmış krema halindeki kaymak tepsisinin ortasına dökülüp bıçak yardımı ile her tarafına yayılır (her tarafın eşit olması çok önemlidir). Üzerine çekilmiş fıstık serpilir ve üstü açılan yufka ile döşenir. Üstüne yüzlük diye ayrılan hamurdan 10-12 kat serilir. Aralarına yağ atılır. Kenarları düzeltilir. Keskin dilim bıçağı ile mekik, muska ve parmak kare şeklinde kesilir, eritilmiş sıcak yağ üzerine gezdirilir ve fırına verilir. Fırın 230-260 derece sıcaklıktadır. Fırında tepsiler devamlı yer değiştirerek çevrilir. Baklava 4-5 dakika sonra hazır olur. Hazır olduktan sonra dilim halinde kesilen yerlerin bıçakla arası açılır. Ateş üzerinde 2-3 dakika tutulur ve şeker verme işlemine başlanır. 1 kg. şeker 350 gr. su ile iyice kaynatılıp kıvam yapılır, kepçeyle üzerine sıcak olarak yavaşça yedirilir. Oynatılmayarak soğuyuncaya kadar bekletilir ve servise hazır duruma gelir.

 

Şöbiyet:

http://www.istanbulclub.net/sakizagacipastanesi.com/tatlilar/sobiyet-tatlisi.jpg

M a l z e m e l e r

1 kg. sert buğday unu,

3 yumurta,

10 gr. tuz,

50 gr. nişasta,

kg. sade yağ,

500 gr. Antep fıstığı içi,

500 gr. süt,

50 gr. irmik,

750 gr. şeker,

350 gr. su.

Hazırlanışı:

Hamurun yapımı ve yufkaların açımı baklava tarifindeki gibidir. Yufkalar arasına yağ sürerek 10 kat üst üste konur ve 7x7 cm. olacak şekilde kare kare kesilir. Kesilen her bir parçaya kaymaktan iki kesme şeker büyüklüğünde konularak üzerine fıstık serpilir ve iki ucu birbirini karşılayacak şekilde kapatılıp tepsiye dizilir. Ayrı bir kapta 350 gr. su şekerle karıştırılır, ocakta 105 dereceye varıncaya kadar kaynatılır. Baklava 30 dakika piştikten sonra üzerine kıvam verilir.

 

Dolama:

http://www.ozdemirogullari.com.tr/resim/dolama.JPG

M a l z e m e l e r

1 kg. un,

10 gr. tuz,

1,250 kg. iç fıstık,

500 gr. toz şeker,

700 gr. sade yağ,

100 gr. nişasta,

3 çay bardağı su.

Not: Malzemeler1 tepsi / 3 kg içindir.

Hazırlanışı:

Tepsiye boşaltılan un, kale gibi yapılır ve ortası açılır. 3 yumurtaya, suyun içinde eritilmiş 10 gr. tuz katılır ve 1 çay bardağı su ile yoğurulur. Yoğurma esnasında yeteri kadar su serpilerek, hamur kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğurmaya devam edilir. Yoğrulmuş hamur kol kalınlığında 70’er gr’lık parçalar halinde kesilir. Bu hamurlar yan çevrilerek üzerine nişasta serpilir ve avuç içiyle bastırılarak yoğrulur. Bu şekilde sıkıştırılmış hamurlar merdaneyle tabak şeklinde açılarak altına ve üstüne nişasta serpilir. Sonra parçalardan 10 tanesi üst üste konur ve 10 katlı bu hamur grubu baklava oklavasıyla tepsi büyüklüğünde açılır. Bunların arasına nişasta atılır ve her 70 gr.’lık hamur rulo şeklinde üst üste sarılır ve kumaş topu haline gelin bu grup elle ovalanır. Yufkalar aralarına nişasta konularak üst üste sağılır. Bu işlem üç kez yapıldıktan sonra tezgaha yatırılır. (Her 70 gr. hamur 200 cm. boyunda 120 cm. eninde olacak şekilde yapılması gerekir)

100%" Tezgaha yatırılan kat kat yufkalar 20x30 cm ebadında olacak şekilde kesilir. Her iki kat kesilmiş yufka arasına yeteri kadar çekilmiş iç fıstık serpilir. Bu parçalar oklavalara sarılır ve oklavadan çıkarılır. Altı sade yağla (tereyağı) yağlanmış tepsiye kenardan başlayarak dizilir. Üzerine her tarafına yayılacak şekilde 600 gr. civarında eritilmiş ılık sade yağ, gezdirilir ve tepsi düşük ısılı fırına sürülür. Tepsi devamlı çevrilerek 20-25 dakika kadar pişirilir. Fırından çıkartılan dolama üzerine, sıcak kıvamdan 4 çorba kepçesi gezdirilerek dökülür ve düz bir zeminde 30 dakika soğumaya bırakılır, sonra servise sunulur

Şerbetinin (Kıvamının) Hazırlanışı:

500 gr. toz şekere 2.5 bardak su ilave edilir. Bu karışım 103 dereceısıya varıncaya kadar kaynatılır. (Kıvamın iki parmak arasına alındığında sünmemesi gerekir)

 

 

Burma Kadayıf:

http://img.blogcu.com/uploads/ertugrulmavioglu_kadayif_burma.jpg

M a l z e m e l e r

1 kg. çiğ burma kadayıf,

1 kg. toz şeker,

500 gr. Antep fıstığı içi,

600 gr. sade yağ.

Malzemeler 1 tepsi / 3 kg içindir.

Hazırlanışı:

Çiğ burma kadayıf uzun bir tezgahın üzerine serilir. Kenarları düzeltilerek içerisine fıstık içi konulur ve bir taraftan sarılmaya başlanır. İnce uzun şekildeki kadayıf, yağlanmış tepsiye ortasından başlanılarak dizilir. Daha sonra kadayıfın üzerine sade yağ eritilip dökülür. Dizme işlemi bitince tepsi düşük ateşli fırında 20 dakika (kadayıf kızarıncaya kadar) pişirilir. Pişirilen kadayıfın yağı süzülür ve bir başka tepsiye ters çevrilerek konulur. Süzülen yağ tekrar kadayıfın üzerine dökülerek 10 dakika (kadayıf kızarıncaya kadar) pişirilir ve kalan yağ yeniden süzülür. Sıcak halde şerbeti üzerine dökülür. Kadayıf 5 dakika kadar kısık ateşte şerbet ile beraber pişirildikten sonra servise sunulur.

Şerbetin Hazırlanması:

1 kg. şekere yarım litre su katılır ve karıştırılarak yüksek ateşte kaynatılır. Karışım kaynayınca şerbet hazır hale gelir.

 

 

Fıstıklı Kadayıf

http://www.gokceoglubaklava.com/images/kadayif.jpg

M a l z e m e l e r

1 kg. çiğ tel kadayıf,

200 gr. Antep fıstığı içi,

250 gr. sade yağ,

1.5 kg. şeker,

750 gr. su.

Not: Malzemeler 1 tepsi / 3 kg içindir.

Hazırlanışı:

Kadayıflar tel tel kırılarak. Kadayıfların yarısı 150 gr. yağla yağlanmış tepsinin içerisine basılır, arasına fıstık serpiştirilir, kalan kadayıflar tepsiye konur. Kadayıfların üzeri aynı büyüklükte bir tepsi ile bastırılarak sıkıştırılır. Kadayıf fırında kısık ateşte üstü kızarana kadar pişirilir. Üstü pişen kadayıf başka bir tepsi yardımıyla çevrilir, tepsinin kenarlarına 50 gr. yağ damlatılır ve tekrar fırına sürülür. Kadayıfın her iki tarafı da piştikten sonra sıcak olarak şerbeti verilir ve servise sunulur.

Şerbetin Hazırlanması:

1.5 kg. şeker, 750 gr. su ile kaynayıncaya kadar ocakta tutulur. Kaynara çıktıktan sonra 5 dakika daha pişirilir ve şerbet hazırlanmış olur.

 

Katmer:

http://fatihkatmer.com/resim/gorsel/Katmer1.JPG

M a l z e m e l e r

Hamur için:

150 gr. un,

1 çay bardağı su,

1 çay bardağı tuz,

 

İçi için:

2 yemek kaşığı şeker,

2 yemek kaşığı çekilmiş Antep fıstığı,

100 gr. süt kaymağı.

Not: Malzemeler 1 kişiliktir.

Hazırlanışı:

Hamur malzemeler birbirine karıştırıldıktan sonra yoğurulur. Kulak memesi yumuşaklığına gelince avuç içiyle yumak haline getirilir. Biraz ayçiçek yağıyla yağlanır ve bir saat dinlendirilir, hamur böylece hazır duruma getirilmiştir. Hamuru açmak için, yumak el ile ezilir daha sonra merdane ile büyütülür. Elle havada çevirilerek açılır; kağıt inceliğine gelince elle düzeltilir ve muska gibi katlanıp dört köşe haline getirilir. Açılan hamurun ortasına iç malzemesi konularak, tekrar dört köşesinden içe doğru katlanır, tavaya yerleştirilerek fırına sürülür. 10-15 dakika fırında kızarıncaya kadar pişirilir. Katmer servise hazırdır.

 

Şam Tatlısı

http://img2.blogcu.com/images/h/a/r/harikamutfak/blog2.jpg

M a l z e m e l e r

1/2 bardak un,

1/2 bardak irmik,

1/2 bardak şeker,

1/2 bardak sıvı yağ,

1/2 bardak yoğurt,

3 adet yumurta,

1 adet vanilya ve kabartama tozu,

2 su bardağı şeker (şurubu için),

2 su bardağı su,

Yarım limon suyu.

Hazırlanışı:

Bir çukur kap içinde malzemelerin hepsi konur ve iyice karıştırılır. Bu karışım yağlanmış tepsiye boşaltılarak önceden iyice ısınmış fırında kızarıncaya kadar pişirilir. Üzerine önceden hazırlanmış kıvamı (şurubu) soğuk olarak dökülür ve hindistan ceviziyle süslenerek servise sunulur. (Kıvamı için iki bardak şeker, limon suyu kıvam haline gelinceye kadar kaynatılır

 

 

Nişe Helvası

http://www.egaziantep.com/v2/uploads/gaziantep/nise.jpg

M a l z e m e l e r

2 su bardağı buğday nişastası,

1 su bardağı şeker,

1.5 su bardağı su,

1 su bardağı tereyağı,

Çekilmiş ceviz (fıstık veya fındık da olabilir).

Not: (Pekmezle yapılmak istenirse, yukarıda belirtilen ölçeğin yarısı kadar su yeterlidir).

Hazırlanışı:

Ocağın üzerinde, orta ateşte nişasta, şeker ve su karıştıra karıştıra, katı hale gelinceye kadar bir miktar pişirilir. Sonra 1 su bardağı tereyağının yarısı bu karışıma ilave edilir. Helva yağı ilave edildikten sonra bir süre daha ocağın üzerinde karıştırılmaya devam edilir. Kısık ateşte helvanın ağzı yarım kapatılır. Helva top top olmuşsa, kıvama gelmiş demektir. Pişen nişe helvasına kalan yarım bardak tereyağ ilave edilir. Helva ne kadar küçük toplar haline gelirse, o kadar güzel olur. Servis tabağına alındıktan sonra, güzel bir görüntü sağlanacak şekilde üzerine çekilmiş ceviz serpilir ve servise sunulur.

 

Aşure

http://farm1.static.flickr.com/147/381856613_f6141a3479.jpg

M a l z e m e l e r

1 su bardağı dövme,

2 su bardağı aşurelik buğday,

1 su bardağı kuru bakla,

3 su bardağı kuru fasulye,

4 su bardağı pekmez,

1 su bardağı nohut,

4 çorba kaşığı kuş üzümü,

2 kahve fincanı kuru üzüm,

3 kahve fincanı badem,

3 kahve fincanı ceviz,

4 adet kuru incir,

3 su bardağı toz şeker,

3 çay kaşığı tarçın,

1 su bardağı loğlaz,

1 su bardağı gül suyu,

1.5 bardak su, *

Çekilmiş Antep fıstığı, susam.

Hazırlanışı:

Akşamdan ıslatılan nohut, fasulye ve loğlaz, dövme, bakla, aşurelik buğday pişirilerek bir tencereye boşaltılır. Badem, üzüm, kuş üzümü, kuru incir, toz şeker, tarçın, gül suyu ve pekmez ilave edilip tüm malzemeler kıvama gelinceye kadar pişirilmeye devam edilir. Pişirilen aşure kaselere boşaltılıp üzerine iri çekilmiş ceviz, fıstık ve susam konularak sıcak ve ya soğuk olarak servise sunulur.

 

Sütlaç

http://photos13.flickr.com/19840294_9dfee974b8.jpg

M a l z e m e l e r

1 kg. süt,

kahve fincanı pirinç,

1 su bardağı su,

1 su bardağı şeker,

İsteğe göre tarçın.

Hazırlanışı:

Pirinçler ayıklanıp yıkanır. 1 kilo süte 1 bardak su ile şeker katılır. Pirinçler yumuşayıp süt koyulaşıncaya kadar pişirilir (yaklaşık 1 saat). Hazırlanan sütlaç, küçük kaselere konulur, üzerleri tarçınla süslenir ve soğuması için bir tezgaha dizilir. Sütlaç soğuk soğuk servise sunulur.

 

 

Antep Fıstığı Tatlısı

http://img.blogcu.com/uploads/neyd27_aile_006.jpg

M a l z e m e l e r

8 kahve fincanı ince çekilmiş koyu yeşil antep fıstığı,

2 kahve fincanı toz şeker,

1 kahve fincanı tereyağı veya margarin (eritilmiş),

2 kahve fincanı un,

7 yumurta,

1 tutam tuz,

3 bardak toz şeker,

Şurubu için:

2,5 bardak su,

3 yemek kaşığı limon suyu,

Üzerine serpmek için:

100 gr. irice kıyılmış antep fıstığı.

Hazırlanışı:

Önce yumurtaların sarıları ile akları ayrılır. Sarıları 2 kahve fincanı toz şekerle, şeker eriyip yoğurt kıvamına gelinceye kadar çırpılır. Yumurta akları da bir tutam tuzla çırpılarak kar yapılır. (Kaseyi ters çevirdiğimiz zaman dökülmüyorsa olmuş demektir). Çekilmiş antep fıstığı ile un karıştırılarak çırpılmış yumurta sarıları katılır. Sonra kar köpüğü azar azar yedirilerek karıştırılır. Eritilmiş 1 kahve fincanı tereyağı da katılıp iyice karıştırılır. İçi yağlanmış 25 cm. çapında küçük bir tepsi ya da cam kaba boşaltılır. Orta ısıdaki fırında 20-25 dakika pişirilir. Tatlı pişince, baklava dilimi gibi kesilerek şurubu dökülür. Servis tabağına alınarak arzuya göre süslenir.

Süslemek İçin:

Krem şanti, rulo kaymak, kiraz şekerlemesi, portakal kabuğu reçeli gibi malzemeler kullanılabilir.

NOT: Şurup soğuk, tatlı sıcak olmalıdır.

 

 

Peynirli İrmik Helvası

http://img2.blogcu.com/images/d/a/d/dadindanyinmez/irmik_1237834907.jpg

M a l z e m e l e r

1 kg şeker,

500 gr Antep peyniri

250 gr sade yağ,

Tarçın (1 yemek kaşığı)

Yeteri kadar su.

Hazırlanışı:

Sade yağ eritilir. Üzerine irmik dökülerek, irmik tane tane oluncaya kadar yaklaşık 15 dakika kavrulur. İrmiğin pembeleşmemesi sadece sararması gerekir. Başka bir kapta şeker eriyinceye kadar suda kaynatılır ve irmiğin üzerine boşaltılır. Kaynamaya başlayınca demlenmeye bırakılır. Suyunu iyice çektikten sonra ocak kapatılır ve üzerine dilimlenmiş peynir konulur. Servis tabağına alındıktan sonra önce kabuğu soyulmuş fıstık daha sonra tarçın serpilerek servis yapılır.

 

 

Şeker Pare

http://www.onlinebilgiler.com/wp-content/uploads/2006/06/sekerpare.jpg

Malzemeler

Hamuru için;

1 paket margarin

2 yumurta (bir tanesinin sarısı üzeri için ayrılacak)

½ su bardağı irmik

½ su bardağı şeker

1’er paket kabartma tozu ve vanilya

Aldığı kadar un

Şan fıstığı

Şerbeti için;

5 su bardağı şeker

5 su bardağı su

½ limon suyu

Yapılışı

Margarin, irmik, şeker ve yumurta yoğrulur. Sonra un, kabartma tozu ve vanilya da ilave edilerek yumuşak bir hamur elde edilir. Oval şekiller verilen hamurların üzerlerine çatalın tersiyle hafifçe bastırılır. Üzerine yumurta sarısı sürülerek pişirilir. Fırından çıkan tatlıya, soğuk şerbet dökülür ve şan fıstığıyla süslenir.

 

 

 

NİZİP ZEYTİN

 

http://www.cinarlimakina.com/gs%2021in/images/zeytin_agaci2.jpg

İlçemiz ekonomisi tarım ve tarıma dayalı sanayi üzerine kurulu olmasının yanında insanların müteşebbis ruha sahip olmasıyla çeşitli sektörlerde de kendini göstermektedir.

 

Bu Sektörlerin başında gelen Zeytin ve Zeytinyağı;  İlçemiz ekonomisi için önemli bir yere sahiptir. Zeytinin işlenmesi sonucu elde edilen zeytinyağının geçmişi de İlçemizde çok eski yıllara dayanmaktadır.

 

Ülke genelindeki ilçelerde yaklaşık 400 bin ailenin zeytin yetiştiriciliği ile uğraştığını, geçimini bu şekilde sağladığını belirterek, "Nizip ilçesi bu dalda 4. sırada yer alıyor. Son zamanlarda artan zeytin fidanı dikimi, dikkatli zeytin toplama teknikleri ve doğru ilaçlama yöntemleri sayesinde Nizip'te zeytin üretiminde gözle görülür bir artış oldu. Entegrasyonlar devamlı yenileniyor.

 

Evde Zeytin Tatlandirma

Bu yöntem yüzyıllardan beri ülkemizde uygulanmaktadır. Salamuranın önceden hazırlanıp zeytinler üzerine su verilmesi şeklinde uygulanmakta, böylece hem kaliteli sofralık zeytin elde olunmakta, hemde üretim süresi kısalmaktadır.

Bu yöntemde zeytinler beton, polietilen, polyester ve fiberglas tanklarda salamuraya konulabilir. Fakat, salamura tankları hangi tür maddeden yapılmış olursa olsun, yükseklikleri 2 m civarında olmalı, içerisine konulacak zeytin yüksekliği 1,80 metreyi geçmemelidir.

Zeytinler üzerine 10 bome (%10 luk salamura) olarak hazırlanan tuzlu su verilir ve zeytinler salamuraya bırakılır.

Salamura, zeytin danelerini tamamen örtmelidir. Üst kapak ile sıvı yüzeyi arasında hava boşluğu kalmamalıdır.

Zeytinler salamuraya konulduktan sonra salamuradan daneye tuz geçişi başlar ve bome 5-6 ya kadar düşer. Bome areometresi ile sık sık salamuranın tuzu kontrol edilerek düşen tuz ilave edilmeli, salamuranın tuz derecesi 10 bomede tutulmalıdır.

Salamuraya konan zeytinlerde 2-3 gün sonra fermantasyon başlar. Fermantasyonun sağlıklı yürüyebilmesi için salamuraya % 1-2 oranında önceki yıldan kalma iyi bir salamura veya bir miktar ekşi yoğurt katılabilir.

Fermantasyonda zeytin danesinde bulunan şekerler laktik asit bakterileri tarafından laktik asite dönüştürülür. Oluşan laktik asit zeytinleri bozulmadan muhafaza eder. İyi bir muhafaza için salamurada % 0,9 oranında laktik asit bulunmalıdır.

 

- Havaların ısındığı aylarda zeytinlerin bozulmaması için tuz derecesi 12-13 e yükseltilebilir.

- Fermantasyon sırasında salamuranın üst yüzeyinde oluşan maya ve küflerin temizliği, salamuranın sirkülasyonu (devridaimi), tuz, asitlik kontrolleri yapılmalıdır.

 

paperEn uygun fermantasyon sıcaklığı 20°C civarı, bir başka deyişle oda sıcaklığıdır.

Bu nedenle mümkünse ilk 2-3 hafta salamura sıcaklığının bu seviyede olmasına çalışılmalıdır.

Ülkemizde zeytinlerin salamuraya konma zamanı kış aylarına rastladığından fermantasyon düşük sıcaklık nedeniyle yavaş sürer ve ancak yaz aylarında tamamlanır. Böylece bu yöntemle hazırlanan zeytinler 6-9 ayda yeme olgunluğuna gelir.

 

II - Tuz-katlama yöntemi:

Zeytinler fermantasyon tanklarına bir kat tuz bir kat zeytin olacak şekilde katlanarak yerleştirilir.

Tuz zeytin ağırlığının % 10’u olarak hesaplanır. Daha sonra zeytinlerin üzerine fermantasyon tankının kapakları yerleştirilir. Bu kapak üzerine zeytin ağırlığının %10-15’i oranında ağırlık konur.

Zeytinler kuru tuz içerisinde ve baskı altında 1 hafta fermantasyon tankı içerisinde tutulur.

Fermantasyon tankı altında biriken tuzlu su atılabilir veya üzerine içilebilir nitelikte su ilave edilerek devir ettirilir. Zeytin salamura içerisinde fermantasyona bırakılır.

Eğer fermantasyon tankı altında biriken su atılacak olur ise hazırlanan 13-15 bomelik yeni tuzlu su ile zeytinler fermantasyona tabi tutulur.

Bu metotta salamuranın tuz oranı 13-18 bome gibi yüksek oluşu, ağır baskı altında zeytinlerin tutulması zeytinlerin yanaklı ve kırışık yapı kazanmasına neden olur.

Zeytinlerin yeme olgunluğuna erişmesi çeşide ve olgunluğa bağlı olmakla birlikte 6-12 ay arasında değişir.

 

III - Sele Zeytini:

Bu yöntemde zeytin daneleri ağaçta iyice kararıp olgunlaştıktan sonra hasat edilir.

Sağlam zeytinler temizlenir, yıkanır ve sele, sepet veya tahta sandıklar içerisine 100 kg zeytine 15 kg iri tuzlardan olmak üzere bir kat tuz, bir kat zeytin istiflenir. Kabın ağzı uygun bir bezle kapatılır.

Kaplar birkaç günde bir, ters-yüz, sağ-sol yapılarak tanelerin tuzla iyice temas etmesi sağlanır. Taneler tuzun etkisiyle suyunu salar. Bu şekilde 3-4 hafta da zeytinlerin acılığı giderek yenilecek duruma gelir.

 

IV - Hava verilerek siyah zeytin yapımı:

Salamuraya hava vermek suretiyle ortamdaki oksijen miktarı artırılmakta ve havalı ortamda gelişen mikroorganizmaların meydana getirdiği asitlik ile zeytindeki acılık maddesi kaybolur. Bu sayede zeytinler 3-4 ay gibi kısa zamanda tatlanmış olur.

Bu metod ile tatlandırılan zeytinlerin rengi siyah ve dokusu daha sert olmaktadır.

 

V - Çabuk yöntem (Konfi tipi) zeytin yapımı:

Bu yöntemde zeytinler acılıklarını gidermek için birer tonluk tanklara konulur. üzerine %1,5-2 oranında hazırlanan sudkostik çözeltisi verilir. Kostik zeytin etinin 3/4 üne işlediğinde zeytinin istenmeyen acılığı kaybolur ve sudkostik çözeltisi boşaltılır. Kaba su doldurulur, yıkama işlemi 4 kez tekrarlanır ve zeytinler havalandırılırlar.

Bu esnada zeytinlerin rengi siyahlaşır. Bu işlemden sonra ferroglikonat veya ferrolaktak ile zeytinler muameleye bırakılarak kazanılan siyah rengin sabitleşmesi sağlanır.

Zeytinler 1,5 ay kadar 10-12 bomeli tuzlu su içerisinde muhafaza edilerek fermantasyona tabi tutulur.

Bu tip hazırlanan zeytinler düşük tuz ile hazırlanan ambalaj salamurası içerisinde veya pastörize yada sterilizasyon işleminden geçirilir.

Isıl işlemden geçirme imkanı yoksa PH'sı 4,2-4,5 olan ve koruyucu maddeler ilave edilerek hazırlanmış 10 bomelik ambalaj salamuranın içerisinde piyasaya arz edilir.

 

VI - Teneke Zeytini:

Bu yöntemde kap olarak 20 kg'lık laklı tenekeler kullanılır. Olgunlaşmasını tamamlamış 10 kg zeytin 1 kg orta irilikte tuz ile birlikte tuzun daneler arasında dağılmasını sağlayarak tenekelere doldurulduktan sonra üzerine 1 kg zeytinyağı eklenir ve tenekenin kapağı lehimlenerek kapatılır. Tenekeler serin bir yere konularak 2-3 günde bir alt üst edilir. Zeytinlerin acılığı tuzun oluşturduğu osmoz ve kapalı kapta ki fermantasyonla kısa sürede kaybolur.

 

VII - Kalamata Zeytin:

Bu yöntemde zeytinlerin acılığını kısa sürede gidermek için daneler su dolu tanklara veya %2-3 tuz içeren salamuraya konulur. Su veya salamura zeytinlerin acılığı gidene kadar her gün veya gün aşırı değiştirilir. Acılık su değiştirmenin sıklığına göre 1-4 haftada kaybolur. Acılığı giderilen zeytinler 1-2 gün sirke içerisinde bırakılır veya sirke kaybını önlemek için %8-10'luk salamura ile birlikte sirke ilave edilerek gerekli ekşilik ve tat verilir.

Genellikle laklı teneke kutularla, %8'lik salamura içerisinde piyasaya verilen kalamata zeytine, dilimlenmiş limon, zeytinyağı ve defne yaprağı da ilave edilir..Kalamata zeytinin bir diğer hazırlama yönteminde danelere çizme işlemi de uygulanır.

 

VIII - Çizme Zeytin:

Eti sert olan zeytin çeşitleri kullanılır. Zeytin daneleri uzunluğu boyunca üç yerinden ve et kısmının yarısına kadar ince ağızlı bir bıçakla çizilir. çizme işlemi makinalarla da yapılabilir. Çizilen zeytinler su dolu kaplara doldurulur ve su hergün veya gün aşırı değiştirilir. Bu işlem acılık kaybolana kadar (15-30 gün) sürer. Acılığı giderilen zeytinler %8- 10'luk salamuraya konularak 8-10 gün bırakılır. Bu süre sonunda zeytinler %5-8'lik salamura, %1 sitrik asit, bir miktar zeytinyağı, limon dilimleri, sarmısak ve hardal gibi aromatize edici maddelerle birlikte tenekelere ambalajlanır. Kaplar salamura ile tamamen doldurulur ve kapatılır. Zeytinler ambalaj kaplarında 8-10 gün bekletildikten sonra pazarlanır.

 

5. Seçme, sınıflama, paketleme: Yeme olgunluğuna gelen zeytinler seçme ve sınıflama işlemine tabi tutulur. Bu esnada rengi siyahlaşmamış zeytinler varsa hava ile temasa gelerek oksidasyonla siyahlaşır.

Ülkemizde sofralık siyah zeytinler tahta sandık, polietilen torba veya laklı teneke kutularda ambalajlanarak piyasaya verilmektedir.

Ambalajlanan zeytinlerin satış ve tüketim aşamalarında bozulmamaları için polietilen ve diğer plastik ambalajlar azot veya karbondioksit gazı altında kapatılmalı, teneke kutular 75-95°C de pastörize edilmelidir.

 

 

NİZİP ZEUGMA

 

zeugma.mozak.1

Zeugma antik kenti: Gaziantep’e bağlı Nizip İlçesine 10 km. uzaklıktadır. Antik kentin şehir merkezine uzaklığı ise; 50 km. dir. Zeugma bölgesini gezmek isteyen ziyaretçilerin; Gaziantep’de konaklamaları gerekmektedir. Zaten; Zeugma tek başına bir anlam ifade etmez, Gaziantep’te bulunan Müzenin, Zeugma bölümünü mutlaka görmeniz, gezmeniz şart.

Gaziantep ve Nizip’e  Ulaşım:

Gaziantep, karayolu bağlantısı ile, Osmaniye üzerinden Adana’ya ve Mersin’e; Birecik köprüsü üzerinden Şanlıurfa’ya, Narlı üzerinden Kahramanmaraş’a, Fevzipaşa üzerinden Antakya’ya, Kilis üzerinden Halep’e, Kilis’den bir yolla, Hassa üzerinden yine Antakya ve Besni üzerinden Adıyaman’a bağlanmaktadır.

Uluslar arası Gaziantep hava alanından ise, günlük olarak tarifeli uçak seferleri yapılmaktadır.

Konaklama imkanları açısından; herhangi bir sorun yaşanmamaktadır.

zeugma.şehir yerleşimi.1

Belkıs/Zeugma:

Nizip İlçesinin 10 km. doğusunda, Fırat nehri kenarında. Zamanında; büyük bir medeniyetin yaşadığı topraklar var. Antik şehir; nehir kıyısındaki yamaçta, Akropol’den, Fırat nehrine doğru inen yamaçlarda yer alıyor.

Evet, tarih sahnesinde ilk kuruluşu; MÖ.1’nci yüzyılda: bölgede egemen olan “Komagene krallığı” zamanında olmuş. Şehir; Komagene krallığının dört büyük şehrinden birisi. Hatırlayanlarınız olabilir, Komagene krallığının dini merkezi: Nemrut.

Daha sonraki süreç hakkında, herhangi bir bilgi yok.

Ta ki, bölgeyi tümüyle ele geçiren ve daha sonra genç yaşında ölen Büyük İskender’in; ele geçirilen bölgeleri kendi aralarında paylaşan ardıllarından; General Selevkos Nikator; dönemine kadar. Daha sonra: Suriye kralı da olan Nikator; burada; MÖ.300 yılında, kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek; Selevkos Euphrates (Fırat’ın Silifkesi) adında bir kent kurar. Evet; Antik kent; yaklaşık: 20 bin dönümlük bir arazi büyüklüğüne kadar gelişir. Zamanla; askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölgede bulunması nedeniyle, büyük önem taşır. Helenistik özelliklerin egemen olduğu bu dönemde; şehirde, önemli imar faaliyetleri yapılır.

Selevkos kenti: MÖ.64 yılında, Roma imparatorluğunun topraklarına katılır. İsmi ise; geçit ve köprü anlamına gelen “Zeugma” olarak değiştirilir. Bu dönemde: kent, daha da muhteşem bir şekilde büyük ve gelişir. Çünkü: Antakya’dan Çin’e uzanan “İpek Yolu” buradan geçmektedir ve bu nedenle, kentin ticari potansiyeli oldukça artar.

Ayrıca: Roma tarafından; burada, Anadolu’lu; yaklaşık 5000 askerlerden oluşan “4’ncü Skitia Lejyonu” adı verilen askeri birlik konuşlandırılır. Bu lejyon: Roma imparatorluğunun en önemli dört kentinden birinde konuşlandırılmış olması ve Fırat kıyılarını koruma görevini üstlenmesi nedeniyle önem taşır. Bu birlik, daha sonraları, daha bir Romalı karakter kazanarak “Dördüncü Lejyon” adı ile görev yapar ve kentte; heykeltıraşların eserlerinde, asker akımının ağırlık kazanmasına neden olur. Bu durum nekropol olanında: steller, kaya kabartmaları, heykeller ve sunaklar gibi, değişik formlarda görülmektedir.

Zaten: Zeugma’yı, Anadolu’daki birçok antik kent içinde ön plana çıkaran; burada gelişen heykeltıraşlık ekoludür. Zeugma’da ele geçirilen: heykeller, kabartmalar ve mezar stellerinde kendini gösteren bu ekolün pek çok örneğini, günümüzde Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli müzelerinde görmek mümkün.

Evet; Roma döneminde; kentin nüfusu, kısa zamanda 80 bini aşar ve dönemin önemli kentlerinden biri haline gelir. Şehir, kendi sikkesini bastırmış, Roma kentlerinden biridir. Sikkeler üzerinde: bir tarafına “Tnyke Tapınağı”,diğer tarafına da güçlülüğü simgeleyen “Roma kartalı” motifi bulunur.

zeugma.1 

Evet, kent; Fırat’ın geçilebilir en sığ yerinde kuruludur. Ancak yinede, MS.2’nci yüzyılda; Fırat üzerine; ağaç kütüklerden yapılmış sallar üzerinde, bir köprü yapılır. Bu köprü ile; karşı kıyıdaki Apameia şehri ile irtibat sağlanır. Sınır ticareti büyük ölçüde gelişir. Zeugma; bu ticarette; bir gümrük rolü oynar. Günümüzde: İskele üstü olarak adlandırılan tepede yapılan kazılar sonucunda; bir arşiv odası bulunmuş ve burada, “Bulla” adı verilen 100.000 adet mühür baskısı ele geçirilmiştir. (Bugün, bunlar Gaziantep Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.)

Dünyanın en büyük mühür baskısı koleksiyonu hakkında, biraz bilgi vermek istiyorum.

 mühür baskıları.1

Zeugma Mühür Baskıları (Bullalar):

Zeugma mühür baskıları: Geç Helenistik ve Erken Roma İmparatorluk dönemi mühürcülük sanatının (Gliptik) en büyük koleksiyonudur. Dönemin: siyasi, ekonomik, kültürel, etnografya, fauna ve florası hakkında bilgiler vermektedir.

Belkıs köylülerinin: Zeugma İskele üstü mevkiinde, yağan yağmurdan sonra kırmızı taşlar (mühür baskısı-bulla) bulduklarını söylemeleri üzerine: burada yapılan yüzey araştırmasında, birkaç adet mühür baskısı bulunmuş. Daha sonra: baraj gölünün suları altında kalacak olması nedeniyle, burada; kurtarma kazısı başlatılmış. Bu çalışmalar sonucu: arşiv odasının doğu bitişiğindeki odada bulunanlarla birlikte: toplam 100.000 mühür baskısı bulunmuş. Bu sayı: bugüne kadar ele geçmiş olan en büyük rakam. Yani: Gaziantep Müzesinde, dünyanın en büyük mühür baskısı koleksiyonunu görebileceksiniz. Mühür baskılarını: toprak içinde görmek ve bulmak çok zor olduğundan: çalışma alanının toprağı, kalın ve ince gözenekli eleklerden geçirilir. Duvar üst seviyesinden, tabana kadar olan 3.60 metre derinliğindeki oda içinde, kül ve toprağa karışmış olan moloz taşlar ve kireç harçlı sıva parçaları arasından ayıklanır.

Mühür baskıları; diğer antik kentlerde; tapınaklarda, agoralarda, özel evlerde, evlerin kilerlerinde ve lahit içinde bulunmuştur. Ancak, Zeugma’da: arşiv odasının doğusunda ve kuzeydoğusunda; taş döşeli yola açılan dükkanlar bulunmuştur. Bunun sonucunda: mühür baskılarının; agora içindeki arşiv odasında korunduğu saptanır. Yani: agoradaki dükkanlar; günlük olarak mühürleniyormuş. Çoğu zaman ise, parmak iziyle mühürleniyorlarmış.

 

Mühür Baskılarının İşlevi:

Antik dönemde; mühür baskıları: papirüs, tahta tablet ve balmumu tablet, para torbası, paket gibi posta gönderilerini, yiyecek-içecek kaplarını, ahşap kutuları, değerli malların bulunduğu odaların kapılarını, gümrük mallarını, veraset ve feragat belgelerini mühürlemede kullanılırmış. Böylece: belgenin güvenliği sağlanırmış. Ayrıca: belgeler ve objelerin birbirine karışması önlenirmiş.

Helenistik ve Roma dönemlerinde: krallık ve imparatorluk posta servisleri tarafından; posta belgelerini mühürlemek için: kil çamuru, mum ve az sayıda kurşun mühür kullanılmış. Kil çamuru ile mühürlenin belgelerde; mühür baskısını açmadan, o belgeyi sahibinden bir başkasının okuyabilmesi mümkün değilmiş. Oysa; mum mühürleri açmak ve aynı mühürü tekrar yapmak mümkündü. Örneğin: sahte peygamber Alexander ve yardımcısı: sıcak bir iğne ile “Oracle Mektupları” ndaki mum mühürü gevşetip, mektupları açıp okurlar. Sonra da, istedikleri gibi yeni bir mektup yazarlar. Değiştirdikleri mektuplara, söktükleri mum mühürü tekrar takıp mühürlerler ve sanki hiç açılmamış gibi görünen bu mektupları, sahiplerine teslim ederler.

Postaya verilen papirüs belgelerinde ise; papirüs lifleri önce kil çamura yatırılarak belge tomarına bağlanıyordu. Kil onun üstüne bastırılarak mühürleniyor ve daha sonra lif belge tomarına sarılıyordu. Mühür baskıları, dökümanlara bağlanmalarının yanında, gönderildiği belge içinde de tarif ediliyordu. Mektup sahibi; bazen mühürlediği mektuba veya birlikte gönderdiği eşyasındaki belgeye kaydını yapardı. Bu şekilde; çalınma veya soygun şikayetlerinde, onun yüzük mühürü geçerli sayılırdı.

 

Mühür Baskıları Nasıl Yapılıyordu:

Üzerinde: isim veya işaret olan mühür ve yüzük taşlarının, kil çamuruna bastırılması neticesinde, üzerindeki betimlerin kil çamuruna çıkması sonucu, mühür baskıları oluşuyordu. Mühürlenin kil çamuruna: mühür veya yüzük taşı üzerindeki resimler çıkmaktaydı. Zeugma mühür baskılarında: tanrılar, tanrıçalar, krallar, karışık yaratıklardan oluşan mitolojik figürler, mitolojik hayvanlar, ikili-üçlü ve beşli masklar, Roma imparatorları ve imparatoriçeleri, düşünürler, özel şahıs büstleri, yazıtlar, bitkisel ve çeşitli semboller ve hayvanlar betimlenmiş.

Kil hamurları: kahverengi, siyah, kırmızı, gri ve mavimsi renktedir. Formları: üçgen, düz ve yemeni biçiminde olup, dairevi, düz ve oval damgalıdır. Mühür baskılarının hepsi fırınlanmıştır. Çünkü: posta gönderileri okunduktan sonra, yakılıp-yok edilmiş. Mühür ise; alındı ve açıldığının kanıtı olarak; arşive kaldırılmış. Önemli mekanların kapılarının ve sandık, küp, torba gibi kıymetli eşyaların mühür baskıları da: pişirildikten sonra, resmi arşiv odasına konuluyormuş.

 

Zeugma’da Mühür Baskılarının Önemi:

Zeugma’da bulunan 100.000 civarındaki mühür baskısı: kentin ticaret ve haberleşmedik yoğunluğunu ortaya çıkarıyor. Bunun sebebi: Antakya’dan Çin’e uzanan, İpek Yolunun, Zeugma’dan geçmesi ve mevcut gümrük ile kent ticaretinin oldukça gelişmiş olmasıdır. Burada ele geçen mühür baskılarının çoğunun üzerinde: tanrı ve tanrıça resimleri vardır. Bunlar: Tykhe, Fortuna ve tüccarların-yolcuların-habercilerin tanrısı Hermes’dir. Tykhe Tapınağı: Zeugma şehir sikkelerinin arka yüzünde resmedilmiş olup; heybetiyle, onlarca kilometre uzaktan görünmekte ve kervanlarıyla gelip-geçen tüccar ve yolculara güven vermektedir. Ayrıca: 5000 askeri barındıran, IV. Lejyon kampının burada konuşlanmış olması, bu güveni daha da arttırmıştır. Sonuçta: şehir ekonomik olarak güçlenmiş ve posta iletimi çoğalmıştır. Ayrıca: burada bulunan mühür baskıları arasında; “Augustus” resimli olanların sayısının, onbinin üzerinde olması; resmi dökümanların daha çok askeri amaçlı olduğunu göstermektedir.

zeugma.2 

 

Zeugma: doğunun batıya açılan gümrük kapısıydı. Doğudan gelen yolcu, kanatlarını açmış bir kartal gibi duran akropol tepesinin heybetinden titreyerek, Fırat nehri üstündeki köprüden, ağır adımlarla ve ürkek gözlerle, mühür baskılı gümrük balyalarını izleyerek, günümüzde Kelekağzı ve İskeleüstü mevkileri olarak bilinen yerde, Zeugma’ya yani batıya ayak basardı.

 zeugma.antik şehir.1

Şehrin Yerleşim Planı:

Fırat kıyısından başlayarak, batıya doğru, 300 metre yükselen engebeli yamaçlar: akropol eteklerine kadar, şehrin yerleşim yeridir. Bu yamaçların: güney ve batı kesimi: nekropol, doğu ve kuzeydoğu tarafları: mahalleler, kuzey kesimi ise: kentin yönetimi ve toplumsal bölümleri ile lejyon bölgesi idi. Zeugma kentinin: ileri gelenleri, zenginleri ve yüksek rütbeli subayları gibi elit tabakanın oturduğu anlaşılan villalar bölgesi: tamamen Fırat nehri manzarasına hakim ve güney rüzgarlarına açıktır. Akropol’ün üzerinde ise: kentin adına bastırılan Zeugma sikkelerinde bolca rastlanan “Tykhe Tapınağı” bulunmaktaydı.

Bu dönemdeki Zeugma: komşusu sayılan Antakya ve Mısır’daki İskenderiye’den küçük, Atina ile aynı büyüklüktedir. Pompei’den ise, birkaç kat daha büyüktü.

 

Yıkılışı Ve Takip Eden Tarihi Süreç :

MS.256 yılında: Sasani kralı Sapur; Zeugma’yı ele geçirir ve kenti yakıp-yıkar. Bu tarihten sonra: Zeugma kenti, bir daha kendini toparlayamaz ve Roma dönemindeki ihtişamına ulaşamaz.

Zeugma: MS.4’ncü yüzyılda: Geç Roma, MS.5 ve 6’ncı yüzyıllarda ise Erken Bizans hakimiyetine girer. MS.7’nci yüzyılda: Arap akınları sonucu, kent terk edilir. Daha sonraları: MS.10 ve 12’nci yüzyıllar arasında, bölgede, küçük bir Abbasi yerleşimi kurulur. MS.17’nci yüzyılda ise, Belkıs köyü kurulur.

 zeugma.buluntular.1

Günümüz:

Şimdiki haliyle şehir: yaklaşık 4-5 metre toprak altındadır ve bütün alan fıstık ağaçlarıyla kaplı. Toprak üzerinde ise; yalnızca birkaç yapı izi ve birkaç mimari parça görebilirsiniz.

Resmi arkeolojik kazılar: 1992 yılında başlar. İlk kazılarda: bir Roma villası ortaya çıkarılmış. Daha sonraları: iki villanın teras mozaikleri çıkarılır ve Gaziantep Müzesine taşınır. Kelekağzı bölgesinin doğusundaki tepede: ulaşılan ilk Roma villasının taban mozaiklerinin, kaçakçılar tarafından çalındığı anlaşılmıştır. Bu mozaikler: günümüzde, ABD Huston kenti müzesinde bulunmaktadır. Mozaik resminde: ölümsüz iki aşık olan: Metiox ve Partenope görülmektedir. Ancak: halen villanın tabanında, yalnızca bazı harfler kalmıştır.

Evet: Zeugma’nın asıl önemi; kazılarda, yalnızca küçük bir bölümü ortaya çıkarılabilen, Roma villaları ve bu villaların tabanlarını süsleyen mozaiklerdir. Benzerleri; Türkiye içinde yalnızca Efes antik kentinde görülen bu yamaç villaları; arkeolojik açıdan büyük önem taşır. Yalnızca; A bölgesi kazılarında, gün ışığına çıkarılan mozaiklerin alanı: 1000 m.kareyi buluyor. Zeugma, tam anlamıyla bir mozaik kentidir. Kent o kadar büyük bir gelişme göstermiş ki; lejyondan emekli olan subaylar bile kente yerleşmişler. Güvenli ve zengin bir kent olan Zeugma’ya, dönemin en iyi sanatçıları akın etmeye başlamış. Böylelikle: sanatçılar, kentte, günümüzde olaylar yaratan mozaikler, freskler ve heykeller bırakmışlar.

1992 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan: MS.2’nci yüzyıla tarihlenen Roma villasında: Atriumlu plana sahip olan evin, baş odası ve önündeki galeride; sanat değeri çok yüksek mozaikler bulunmuştur. 7.5 x 3.75 metre boyutunda olan mozaik döşemede: üzüm ve şarap tanrısı Dionysos ve karısı Ariadne’nin düğün merasimi tasvir edilmiştir. Fırat taşlarıyla işlenmiş olan mozaiklerde: tonlarıyla birlikte 13 renk kullanılmıştır. Bu sanat değeri çok yüksek olan mozaikler, yerinde korunarak sergilenmek üzere, gerekli önlemler alınarak, ziyarete açılmıştır.

Ancak; 1998 yılı Haziran ayı içinde: bu sanat şahaseri mozaiklerin büyük bir bölümü, bazı şahıslar tarafından, yerlerinden sökülerek çalınır. Dionysos’un düğün merasiminin işlendiği, bu eşsiz mozaiğin çalınmasından sonra, kalan diğer parçalar, korunması için yerlerinden sökülerek, Gaziantep Müze Müdürlüğüne taşınmıştır.

Evet, takip eden tarihi süreçte kazılara devam edilir. Bu kazılarda: çok kaliteli bronz eşyalar ve heykelcikler (bronzdan kanatlı ayaklar), sikkeler, heykeller, mezar stelleri ve kabartmalar bulunur. Bu eserler: günümüzde, Gaziantep Müzesindeki Zeugma Salonunda sergilenmektedir.

Ayrıca: Dianyzs ve Done evlerinin üzerine çatı kaplama çalışmaları sürdürülüyor. Bu ev kalıntılarının üzeri; çatı ile kaplanınca, kalıntıların korunması sağlanacak. Burada; bir açık hava müzesi oluşturulmaya çalışılıyor.

 

Baraj İnşaatının Başlaması:

Evet; bölgede GAP kapsamında; Birecik Barajının yapımı sürdürülmekte ve baraj yapımı bitince su tutma işlemi başlayacaktır. Su tutma işleminde ise; Zeugma’nın bulunduğu bu bölgenin bir kısmı; baraj göletinin suları altında kalacaktır. Tabii elbette, bilenler hatırlayacaklardır, Mısır’daki Assuan Barajı ve barajın gölet alanında sular altında kalacağı için bulunduğu yerden taşınarak, başka bir yerde yeniden aynısı kurulan: Ebu Simbel Tapınağı.

 zeugma.kazılar.1

Kültür Bakanlığı, 1995 yılında, Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında; Nautes Üniversitesinden bir Fransız Arkeoloji ekibinin katılımıyla, yoğun kurtarma kazısı başlatır.

Kelekağzı bölümünde: yerleşim katları ve kanalizosyon bulunur. Daha önceki yıllarda, buradaki anıtsal bir yapının; 20×15 metre ebadındaki resimli taban mozaiğinin; kaçakçılar tarafından, parça parça sökülerek çalındığı tesbit edilmiştir. Burada yapılan bir diğer kazıda: odalardan birinde Dionisos, diğerinde ise Nehirlerin baş tanrısı Okeanos ve Tethis mozaiği gün ışığına çıkarılmıştır.

İskele üstü mevkiinde: Roma arşivi bulunur. Bu arşiv odasında, toplam 65 bin mühür baskısı ele geçer. Bu sayı: diğer antik kentlerin tamamında bulunan ve yayınlanan mühür baskılarından daha çoktur.

Hamle deresi: Bizans ve Roma evleri ve blok kesme taşlarla örülmüş kanalizasyon bulunur.

Bahçedere bölgesi: zeytinyağı atölyesi bulundu.

Nekropol; Belkıs kentini; güneydoğu, göneybatı ve kuzey doğu yönünde; yarım ay şeklinde sarar.

Mezar üstü bölgesinde: bir Roma villasının yemek odasının zemininde; Minos boğası konusu resmedilmiş olan bir mozaik bulundu. Bu mozaikte: kanat yapıp uçan insanlar olarak bilinen: Daidalos ve oğlu Evkaros resmedilmiş.

1999 yılı sonbaharında; mezar üstü mevkiinde, ilk buluntuların ortaya çıkarıldığı alan ile, Zeugma uluslar arası bir üne kavuşur. Bundan sonra ise; kurtarma çalışmalarına hız verilir. Bu kazılarda: iki Roma villası tamamen ortaya çıkarılır. MS. 256 yılında; Sasani saldırısıyla yakılıp-yıkılan ve yangın katının altında kalan bu villalar; birinci katın eriyen kerpiç duvarları, daha sonra da yukarı teraslardan akıp gelen 3 metre kalınlığında erezyon toprağı ile örtülerek; günümüze kadar korunabilmiştir.

Bu yüzden: oda içlerinde çok sayıda: sikke, bronz şamdan, pişmiş topraktan kandil ve çömlekler, mozaikler ve freskler bulunur. Ayrıca: sırt üstü yatar şekilde duran bir “Mars” heykeli de bulunur. Evet; bu Mars heykeli de çok önemli bir buluntu. Şöyleki, bu konuda da biraz bilgi vermek istiyorum.

 mars heykeli.1

Ares (Mars) Heykeli:

Zeugmanın en önemli buluntusu: Roma dönemine ait, 1.50 metre boyunda, bronz Mars heykelidir. Eski Yunan’da: savaş tanrısı olan “Ares”in; Romalı karşılığı “Mars”dır. Evet: Mars; Roma’da çok önemli bir tanrı. Bereketi ve gücü simgeliyor. Savaşçı bir tanrı ve bu karekteriyle, kente çok uyuyor. Şehir, Fırat kıyısında, bereketli topraklar üzerinde kurulmuş bir kent. Bu nedenle: Mars, Zeugma için önemli. Yaklaşık:1800 yıl, toprağın altında kalan bronz heykelin üzerini, sert bir kalker tabakası kaplamış. Bunun temizlenmesi oldukça güç. Çünkü: eserin özgün bronz yapısını bozmadan ve oksitlenmeyi harekete geçirmeden, bu temizlemeyi yapmak uzmanlık işi. Titiz bir çalışma gerekmiş. Mark heykelinin üzerinde, bir de yanık izi varmış. Arkeologlar: bunun MS.252 yılında, Pathlar’ın, Zeugma’yı ele geçirerek, yakıp yıkmasından kalan izler olduğunu düşünüyorlar.

Birecik Baraj Gölünde, su tutulma işleminin tamamlanmasıyla birlikte; Zeugma’nın yaklaşık 1/5 lik bölümü, sular altında kalacak. Ancak; bu tamamlanana kadar, burada çok uluslu bir ekip tarafından; kazı, belgeleme ve kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir.

 zeugma.mozaik.1

Mozaikler:

Bir mozaik panoda: çok değişik renklerin kullanılması gerekir. Ancak: gelişim süreci içinde, mozaik sanatında da, süsleme malzemesinin çok değiştiğini söylemek mümkün. İlkin; süsleme malzemesi olarak: siyah-beyaz çakıl taşı kullanılır. Ancak ,zaman içinde, çakıl taşları farklı renklere boyanarak kullanılır. Daha sonra taşlar traşlanmasına yönelik “Tesserae” tekniği kullanılmaya başlanır. Bu teknikte, taşlar önceden: kübik, dikdörtgen ve üçgen prizmalar biçiminde, önceden kesilip hazırlanır. Ardından, mozaik panosuna işlenir. Bu tekniğin keşfi: mozaiğim, resimsel tarzda yapılmasını sağlar. Antik çağın en önemli mozaikleri: çakıl ve camdan yapılmış, Tesserae’lerden üretilmiştir.

Taş ve cam dışında: mermer, kiremit parçaları, seramik ve nihayet altın ile gümüş parçaları da kullanılmıştır.

Roma mozaikleri, yapılış olarak ikiye ayrılıyordu. Birincisi: küçük küplerin yan yana konulmasından oluşan “Opustesselatum” denilen tarz. Dörtgen ve prizmatik küplerden yapılmış olan desen çalışması bittiğinde: değişik renklere boyanırdı. İkinci teknik: “Opusvermicilatum” ya da “minyatür” mozaik. Bu teknikte: taşların doğal renkleri korunuyor ve küçük mozaik parçaları, resmin gidişine göre diziliyordu. Ancak, bu dizilme nedeni ile taşlar: adeta bir solucan gibi uzayıp gidiyordu. Opusvermicilatum’da, zaten bu anlama gelmektedir.

 

Mozaiklerin Öyküleri:

Gaziantep Müzesi, Zeugma Salonunda bir çok mozaik eser bulunmaktadır. Gitmeden önce, bu eserlerin bir kısmı hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum. Diğerleri; gördüğünüzde, zaten hemen yanlarında bilgileri var.

 mozaiklerin öyküsü.triton.1

TRITON: Kaçakçılar tarafından bulunarak, Amerika’ya kaçırılan bu mozaikte; Amphytrite Posseidon’dan olan çocuğu Triton’un üzerinde resmedilmiş. Amphitrite; dünyayı çepeçevre saran deniz’in kraliçesidir. Nereidler adı verilen; Nereus ve Doris kızları gurubuna girer. Kızkardeşlerinin korosunu o yönetiyordu.

 mozaiklerin öyküsü.dionisos ve nike.1

Dıonysos Ve Nıke:

Anadolu kökenli şarap ve doğa tanrısı Dionysos ve zafer tanrıçası Nike; bu mozaikte birlikte görülüyor. Dionysos; Nike tarafından idare edilen ve iki panter tarafından çekilen bir arabanın içinde. Panterlerin önünde ise, dans ederek ilerleyen bir bakkha görülüyor. Dionysos; aynı zamanda, kendi adında bir dinin de tanrısı. Bu dine mensup olanlar, şarap içerek gizemli bir yolculuğu çıkıyorlar.

 mozaiklerin öyküsü.poseidon,oceanos ve tethys.1

Poseıdon, Oceanos Ve Tethys Mozaiği:

Havuz zemini veya yemek odası tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte; denizlerin en önemli tanrıları tasvir edilmiş. En üstte: Hippocam adı verilen ve ön tarafı at, arkası balık olan yaratığın üzerinde Posseidon görülmektedir. Posseidon’un elinde: üç dişli dirgen bulunuyor. Mozaiğin alt kısmında ise, yine bir deniz tanrısı Oceanos ve denizlerde dişiliği sembolize eden Tethys resmedilmiş.

 mozaiklerin öyküsü.çingene.1

Çingene Mozaiği (GAİA);

Zeugma kızlarının kamuoyunun henüz gündemine girmediği, 1992 yılında çıkarılan bu mozaikte: kadın figürü, gizemli bakışları ile Zeugma’nın simgesi haline gelmiş. İlk çıktığı yıllarda; kimliği konusunda kesin bir tanımlama yapılamayan bu mozaiğe, figüründeki kadın resminin çingene kızlarını andırması nedeniyle “çingene” adı verilmiş.

Bazı kaynaklarda ise, bunun yer tanrısı Gaia olduğu iddia edilmektedir.

 zeugma.mozaik.3

Sonuç:

Evet; Zeugma işte bu. Şehir; ilk kazı çalışmaları yapıldığında: A, B ve C olmak üzere üç bölüme ayrılmış. A ve B bölümleri; Birecik Barajının göl suları altında kalacak olması nedeniyle, acil olarak kazılmış. C bölümü henüz tam olarak kazılmamış. Bu bölüm de kazıldığında, bölgenin bir açık hava müzesi olarak değerlendirilmesi düşünülüyor. Ayrıca: Zeugma Mozaiklerinin bulunduğu, Gaziantep Müzesinin de, genişletme çalışmaları sürdürülüyor. Çünkü: Mozaiklerin sergilenebileceği uygun alan bulmak mümkün değil. Dünyanın en büyük mozaik koleksiyonu, günümüzde Tunus’da bulunmakta. Daha sonra ise; ülkemizde. Ülkemizdeki: gerek Zeugma ve gerekse Hatay Müzesindeki mozaikler; gerçekten çok etkileyici ve muhteşem. Bunların üzerine, mozaik olduğunu (Tunus hariç) sanmıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA:

 

Atlan, S. Atlan, Roma Cumhuriyet Tarihi, İ.Ü. İstanbul 1970., O. A. Taşyürek, Eskiçağda Kommagene, İ.Ü. Doktora Tezi, İstanbul 1973.

 

Baflgelen, N., (1981) “Nizip’ten Birecik’e”, Anadolu Notları, İstanbul.

 

Baflgelen, N., (1999) Dünya Kültür Mirasında Gaziantep, İstanbul.

 

Baflgelen, N.,(2000) “Birecik Baraj Havzasının Kültürel ve Doğal Miras Açısından Değerlendirilmesi” Zeugma Yalnız Değil! s. 134-137 İstanbul.

 

Baflgelen, N.,(2000) “Belkıs/Zeugma ve Birecik Baraj›, Geçmişimizin Geleceğini Sorguluyor”, Gösteri,. S. 220, s. 64-71.

 

Baflgelen, N., Ergeç, R., (2000) Belkıs-Zeugma, Halfeti,  Rumkale. Tarihe Son Bakış, İstanbul.

 

Baflgelen, N.,(2000) “Sulara Gömülen Tarih” Art-Decor . 118-123.

 

Envanteri 2007 Gaziantep İl Özel İdaresi Kültür Hizmeti

 

Ergeç, R., (1996) “1993-1994 Belkıs/Zeugma Kurtarma Kazılar›, VI. Müze Kurtarma Kazılar› Semineri, s. 357-369, Ankara.

 

Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı - Birinci Dönem Zeugma Kazıları Başkanı.

 

Nizip Ticaret Borsası, Antik Kentin Renkleri, 2010

 

Nizip Ticaret Borsası, Antik Kentin Renkleri Bir Başka Açıdan Nizip 2009

 

Nizip’teki Mimari Eserler; Hazırlayan Halil Eker, Danışman Doç. Dr. Abdülhamit TÜFEKÇİOĞLU

 

Nizip.com

 

Önal, M., (2000) “Sular Yükselirken”, Arkeoloji ve Sanat Dergisi,, S. 98 (Belkıs/Zeugma Özel Sayısı), İstanbul.

 

J. Wagner, Seleukeia am Euphrat/Zeugma Wiesbaden 1976., O. Akşit, Roma İmparatorluk Tarihi, İ.Ü. İstanbul 1985.

 

R. Ergeç, “Belkıs/Zeugma 1992-1999/2000; Çalışmalar, Kazı ve Araştırmalar”, Arkeoloji ve Sanat Dergisi

 

Nizip Kaymakamlığı

 

Nizip Belediyesi

 

 

 



[1] Cem KAYAR