DOĞRU İNANÇ.. 1

 

 

DOĞRU İNANÇ

 

“Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden ayrılmıştır. O halde, şeytani güçlere ve düzenlere (uymayı) reddedip Allah'a inancılar hiç bir zaman kopmayacak en sağlam mesnede tutunmuşlardır. Zira Allah, her şeyi işiten ve bi­lendir[1]

Kur’an, İslam'ı tarifeden son ilahi mesajdır. Bu mesajın özü tevhiddir. Tevhid, Allah tarafından peygamberler aracılığı ile her topluma önerilen doğru inançtır. Bu yüzden dinde hiçbir emir, tevhidsiz sabit olmaz. Yapılan işler, tevhidden sapıldığı an geçerliliğini yitirir. [2] Kur’an, dinin tevhidsiz olamayacağını be­lirtmek için onun ikamesini yüceltir ve bu eylemi en büyük ödülün nedeni sayar. [3] O, pratiği olmayan din anlayışını onayla­maz. Dini, bilgi, iman ve ahlak eksenli bir yaşayış biçimi olarak kabul eder. Güvenli ve huzurlu bir ortamın, tevhid liyakatine ve bilincine sahip olan müminlerin onurlu gayretleriyle sağlanabi­leceğini bildirir. [4]

İslam'ın özüyle ilgili olan tevhid, İslam coğrafyasında yaşa­yan insanların çokça duydukları ve kullandıkları temel kavram­lardan biridir. Ancak bu kavramın gerçek anlamı ve hayata iliş­kin yanı, pek çok insan tarafından yeterince kavranabilmiş de­ğildir.

Kuraıvın çağrı odağını oluşturan tevhid, Allah'ın varlığına ve birliğine, vahiyle bildirilen gerçeklerin bütününe inanmak demektir. [5] Allah'ı zatında, isim ve fiillerinde birlemek, O'na hiçbir yönden eş ve ortak tanımamak, İslam'ı Kur’an bağlamında kabul edip bunda sadakat göstermektir. Şu halde tevhid, inanç ve yaşayışta kabul edilmesi gereken ilk temel prensiptir.

Tevhidin zıddı, "Allah'a zatında, isim ve fiillerinde ortak tut­mak, Uluhiyetin özelliklerinden birini ya da bir kısmını O'ndan başkasına vermek" anlamına gelen "şirk'tir. [6] Şirk, Allah'a iman adı altında O'ndan başkasına veya şahsi arzulara tapınmaktır. Tevhidin zıddı olan şirk, kesin bir yasak [7] ve tevbesiz affı müm­kün olmayan büyük bir günahtır. [8]

Doğru inanç, "Kur’an ayetlerinin en büyüğü" unvanına haiz olan [9] ve Ayetü'l-Kürsi diye adlandırılan ilahi sözde [10] özgün bi­çimde hülasa edilir. Değinilen ayet, insanların benimsedikleri tevhide aykırı inançları düzeltecek bir içeriğe ve yüceliğe sahip olmasından dolayı bu unvanla anılmıştır. Kur’an, Uluhiyetin te­mel niteliklerini bildirirken, insan zihninde ve hayatında tevhid bilincini diri tutmayı amaç edinir. Bunun için doğru dini ve inancı, insan idrakinin kolayca anlayıp kavrayabileceği şekilde anlatır.

Tevhidin ilk şartı, Allah'tan başka ilah tanımamak, suretiyle inkâra ve şirke düşmemektir. [11] Doğru inanca, Kur’an bilgisiyle ulaşılır. İnsanın insanca ve Müslümanca yaşayabilmesi için, Kur’an mesajına doğrudan uyması gerekir. [12] Kur’an'ın hiçbir şeyi noksan bırakmayan [13] ve insan hayatına rehberlik eden prensiple­rine uymadıkça doğru inanmak ve doğru yaşamak mümkün de­ğildir.

Çeşitli nedenlerle İslam i kavramlarda meydana getirilen tah­rifat, pek çok insanın İslam'ı sadece lafız olarak kabul edip ma­na ve muhteva olarak reddetme sapkınlığına düşmesine neden olmuştur. Çünkü insanların çoğunda, tevhid kelimesinin lafzı malum olsa da mana ve maksadı meçhuldür. Oysa muvahhid mümin, tevhid kelimesini, lafız, mana ve maksadıyla tasdik ve ikrar ederek gereğini yerine getiren kişidir.

Kur’an'a aykırı düşen yaşam tarzı nedeniyle İslami değerler yitirildi. Bunların en acısı, Kur’an'ın neredeyse çok sayıda insan tarafından anlaşılamayan bir kitap haline gelmiş olmasıdır. Kur’an'dan uzaklaşanlar, hakkı bırakıp batıla inanacak kadar bü­yülendiler. Sonuçta, çağdaş putperestlik yeniden doğdu. Pek çok insan, bildiği basit şeylerin gururu ve benimsediği yanlış yorumların aldanışıyla kendini avutur hale geldi.

İslam'a ilişkin kültür ve birikimler, doğru bir anlayışla yeni­den yorumlanarak hayatımıza girmelidir. Müslümanların bugün en çok buna ihtiyacı vardır. Çünkü İslam, insanlardan isteyeni Allah'a götürecek güce sahip olan tek dindir. Bu dinin esasları, Kuraırdadır. Kur’an'ın, Peygamber(as)'e indiği andan ölümüne kadar geçen zaman içinde, İslam'ın nasıl anlaşıldığını ve uygu­landığını görebilmek için, vahyin indiği asra bakmalı, onu ken­dine özgü dünyasında anlayıp hayatımıza yeniden katmalıyız. Bu da tevhidin ikamesiyle gerçekleşir.

Zira tevhid, İslam'ı bütünüyle kabul edip ona sadakat gös­termeyi ifade eder. [14] Kur’an da, Allah'ın dinine uymayı, çözülüp dağılmamak için her zaman birlik ve beraberlik içinde olmayı emreder. [15] Kâmil manada bir sistem bütünlüğüne sahip olan İs­lam'ı [16] düzenleme getirdiği alanlardan uzaklaştırmanın, tevhid inancıyla bağdaşmayacağını belirtir. [17] Öyleyse tevhidin ikamesi için Kur’an mesajını, bütün içeriğiyle hayata geçirmek gerekir.

Kur’an'ın putperest fikir ve inançlar üzerindeki kesin zaferine rağmen, zamanla İslami hayatın bütünlüğü bozuldu ve İslam"ı din edinme özgürlüğü de büyük ölçüde yitirilmiş oldu. Bugün kitleler, batılı taklit ve ihya etmeyi din sanan bir aldanış içinde­dir. Halbuki böyle bir ortamda yanlış bir inancı veya davranışı düzeltmek mümkün olmaz. Aksine benimsenen yanlış fikir ve inançlar, geleceğin de yanlış kurulmasına sebep olur.

Bu yüzden Kur’an, şirkin maskesinin, tevhid ilkesinin insan­lığa bahşettiği aktif ve müspet tavırla düşeceğini vurgularken, statükoyu temsil eden Firavun, Azer ve Karun gibilerinin ko­numunu, yıkılması gereken bîr pulculuk olarak bildirir. Bunlara karşı çıkan peygamberlerin eylemlerini de tevhid inancının tabu tanımazlığının bir ikamesi olarak nitelendirir. [18]

İslam'ın insanlık için sunduğu üstün değerlerin hayata geç­mesi, onun insan hayatında hak etliği yeri almasına bağlıdır. Kur’an'a uymayan ve ilmi olma özelliği ise hiç bulunmayan bir­takım zoraki tanım ve dayatmaların, insanlığın hayrına sonuçlar doğurmayacağı artık iyice anlaşılmalıdır. [19]

 



[1] Bakara: 2/ 256.

[2] Bkz. Mâide: 5/5; En 'am: 6/ 88; A 'râf: 7147: Zümer: 39/65 vb

[3] Bkz. En'am: 6/82

[4] Bkz. Hac: 22/41

[5] Bkz. Bakara: 2136, 255, 285; Nisa: 4/136. 150, 151. 152; İhlâs: 112/1-4 vb.

[6] Bkz. M.İsmail İbrahim. Mu'cemu'lelfazi ve'I a'kimi'l Kur'aniyye, s.267

[7] Bzk. Kehf: 18/110:Nisa: 4/36 vb.

[8] Bkz Nisa: 4/48, 116, Lokman: 31/13

[9] Bkz. Sehârenfûri. Bezlü'l mechud, VII. 297-298

[10] Bkz. Bakara: 2/255

[11] Bkz Bakara: 2/256

[12] Bkz. Bakara: 2/285

[13] Bkz. En’am: 6/3

[14] Bkz. Nisa: 4/150-153; Bakara: 2/285

[15] Bkz. Âl-i İmrân: 3/103 

[16] Bkz Mâide: 5/3

[17] Bkz. Nisa: 4/60

[18] Bkz. A 'raf: 103/157. En'am: 6/74-90: Kasas: 28/76-83 vb.

[19] Fahrettin Yıldız, Kur’an Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak, İşaret Yayınları: 17-20.