Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

ENGELLİLERE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARIMIZ (05.05.2006)

Nereden Yazdırıldığı: Vesîletü'n-Necât
Kategori: GENEL FORUM
Forum Adı: Hutbe
Forum Tanımlaması: Hutbeler
URL: http://www.vesiletunnecat.com/vesiletun/forum//forum_posts.asp?TID=973
Tarih: 19-09-2020 Saat 23:33


Konu: ENGELLİLERE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARIMIZ (05.05.2006)
Mesajı Yazan: kral
Konu: ENGELLİLERE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARIMIZ (05.05.2006)
Mesaj Tarihi: 27-02-2009 Saat 14:04

bis-mil-la-hir-rah-ma-nir-ra-him

Hucurat,13

 

ENGELLİLERE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARIMIZ

Aziz Mü'minler!

Dünyanın her yerinde olduğu gibi, ülkemizde de, zihnî, rûhî ve bedenî yönden engelli ve özürlü insanlar bulunmaktadır. Bu kardeşlerimize karşı duyarlı olmak, gereken ilgi ve desteği göstermek insanî ve islâmî görevimizdir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), "Bakıma muhtaç kimselerin sorumluluğu bize aittir" [1] buyurarak ihtiyaç sahibi ve engelli kimselere toplum olarak sahip çıkılmasını istemiştir. Diğer bir hadislerinde ise, "Kim mü'min kardeşinin bir ihtiyacını karşılarsa Allah da onun bir ihtiyacını karşılar. Kim müslümanın bir sıkıntısını giderirse Allah da kıyamet gününde onun bir sıkıntısını giderir" [2] buyurmuşlardır. Ayrıca kendileri de bizzat, hasta, engelli, özürlü ve muhtaç kimselere sahip çıkmış, onlara şefkat ve merhamet göstermiştir. Engelli kimselere yol göstermenin, görme engellilere rehberlik etmenin, işitme ve konuşma engellilerle anlayacakları şekilde iletişim kurmanın, ihtiyacı olanların ihtiyaçlarını karşılamanın Allah katında sadaka olduğunu bildirmiş, engelli ve özürlüleri toplumun doğal birer üyesi olarak kabul etmiştir [3]

Muhterem Kardeşlerim!

Nice insan, doğuştan yahut sonradan elîm bir kaza veya hastalık sonucu felçli, ortopedik engelli, işitme ya da görme özürlü olabilmektedir. Kimbilir belki de hiç beklenmedik bir anda bizler de engelli ya da özürlü olabiliriz; -Allah korusun- gören gözümüz görmez, işiten kulağımız işitmez, tutan elimiz tutmaz, yürüyen ayağımız yürüyemez olabilir. Bu nedenle, bir yandan sağlığımızı korumak için gerekli tedbirleri alırken; diğer yandan da fert, aile, sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşları olarak engelli ve özürlü kardeşlerimize karşı maddî ve manevî sorumluluklarımızın olduğunu unutmamalıyız

Özürlü ve engelli kimselere değer vermeli, söz ve davranışlarımızla onların gönüllerini almalı, huzur ve mutluluklarına vesile olmalıyız. Hayatlarını kolaylaştırıcı mahiyette her türlü maddî ve manevî tedbiri almalı, gerekli altyapı hizmetlerini sunmalıyız. Engelli ve özürlü çocukları olan ailelere yardım yapmalı, eğitim ve öğretim desteğinde bulunmalıyız. İmkânlarımızı zorlayarak, özürlü ve engelli kardeşlerimize iş imkânı sağlamalı; böylece onlara, çalışıp üretmenin ve helâlinden kazanmanın mutluluğunu tattırmalıyız.

Diğer yandan, hiçbir engelli ve özürlü kimseyi, "kör, sağır, dilsiz ve topal " gibi sıfatlarla nitelememeli, her türlü aşağılayıcı söz, fiil ve davranışlardan sakınmalı, şakayla da olsa onlarla alay etmemeliyiz. Sevgili Peygamberimiz bu konuda şu uyarıyı yapmaktadır: "Kardeşinin derdine sevinip gülme, sonra Allah ona merhamet eder de, seni onun sahip olduğu dertle müptela kılar" .[4]

Saygıdeğer Müminler!

Engelli ve özürlü kardeşlerimiz de bilmelidirler ki, misafirhane olan bu dünya, imtihan yeridir. İnsanlar, imtihan dünyasında iyi-kötü, acı-tatlı olaylarla karşılaşabilirler; sevindikleri anlar olduğu gibi üzüldükleri anlar da olur; bazen nimetlerle bazen de çeşitli sıkıntılarla denenirler. Bu sıkıntılar, kimi zaman insanların kendi ihmal veya kusurlarından, kimi zaman da hiçbir kusur ve ihmalleri olmadığı halde, sorumsuz ve kural tanımaz insanlardan kaynaklanabilir. Bu bakımdan,-hangi sebeple olursa olsun- engelli ve özürlü durumda olan kardeşlerimiz, maruz kaldıkları hastalık ve kayıplara sabretmeli; hiçbir zaman engelliliğin, kendileri için bir noksanlık veya kusur olduğu psikolojisine kapılmamalıdırlar. Çünkü Allah katında hiçbir insanın diğerinden iman, salih amel ve takva dışında bir üstünlüğü yoktur. Yüce Allah insanları dış görünüşlerine, mal, mülk, makam ve servetlerine göre değil; kalplerine, gönüllerine ve amellerine göre değerlendirir.[5]

Hutbemi bu hususu en güzel şekilde ifade eden Hucûrât, Sûresinin13. âyetinin meâliyle bitiriyorum: " Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilen ve onlardan hakkıyla haberdâr olandır."

[1] Buhârî, Ferâiz, 25

[2] Buhârî, Mezalim, 3

[3] Bk, Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 350; V, 154, 168-169

[4] Tirmizî, Kıyame, 54, IV/6620

[5] Müslim, Birr, 32



-------------
“Bilginin elde edilmesi... bizi iyiye ulaştıracaktır.”



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat