Vesiletunnecat Homepage
Forum Home Forum Home > FIKIH > Büyük İslam İlmihali > Hac
  New Posts New Posts
  FAQ FAQ  Forum Search   Register Register  Login Login

24 Saat Kur`an-ı Kerim Dinleme


Bedel (Vekâlet) Yolu İle Hac

 Post Reply Post Reply
Author
Message
kral View Drop Down
Administrator
Administrator
Avatar

Joined: 08-03-2006
Status: Offline
Points: 1323
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Quote kral Quote  Post ReplyReply Direct Link To This Post Topic: Bedel (Vekâlet) Yolu İle Hac
    Posted: 06-02-2009 at 21:25
   Bedel (Vekâlet) Yolu İle Hac
    81- Hac için bir bedel tutmaya, "İhcac" denir. Böyle kendi yerine başkasını gönderen kimseye de, "Âmir"; "Menûb, Mahcücün anh" denir.
    Bir kimse, hac etmeğe gücü bulunsun veya bulunmasın, nafile olarak kendi yerine müslüman olan ve aklı yerinde bulunan birini naib tayin edebilir. Naib olan zat, o kimsenin tayin ettiği yerden gider ve onun adına niyet ederek hac yapar.
    82- Kendi adına nafile hac için bedel gönderen zat, bu haccın sevabını kazanır. Çünkü bu iş, Allah rızası için Hak yolunda mal harcamak demektir. Böyle bir harcama, bizzat olabileceği gibi, niyabet suretiyle de olabilir.
    83- Bir kimse, kendisine farz olan bir haccı, başkasına niyabet (vekâlet) vererek yaptırabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekir.
    1) Âmir (bedel gönderecek kimse) için hac farz olmuş bulunmalıdır. Farz olmadan niyabet yoluyla yapılan hac, bir nafile olur. Sonradan o bedel gönderene hac farz olunca tekrar hac edilmesi gerekir.
    2) Âmir (bedel gönderen) bizzat hac etmekten aciz olmalıdır ve bu acziyeti de, naib tayin ettiği andan itibaren ölümüne kadar devam etmelidir. Onun için bir aralık acziyeti kalkmış olsa, bizzat hac etmesi gerekir. Daha önce niyabet suretiyle yaptırmış olduğu hac nafile sayılır. Âmâ ve yatalak olma halleri bu hükmün dışında kalır. Niyabetle bunların yaptırmış olduğu hacdan sonra özürleri kalksa, haccın yeterli olmasını engellemez.
    İmam Ebû Yusuf'a göre, hangi acziyet olursa olsun, niyabeten yaptırılan hacdan sonra kalkarsa, haccın yeterli olmasına zarar vermez.
    3) Âmir, kendi adına hac etmesini naibe emretmelidir. Âmirin emri olmaksızın başkasının onu adına yapacağı hac yeterli olmaz.
    4) Âmir, âdet üzere yol masrafını vermelidir. Onun için naib kendi malı ile hac ederse, kendi adına hac etmiş olur. Fakat kendi malından harcadığı mal, nisbet olarak âmirinkinden çok az ise, bu niyabet caizdir.
    5) Âmir yapacağı niyabet için bir ücret şart koşmamalıdır. Bir ücret karşılığında hac eden kimse, kendi adına hac etmiş olur. Bu ücreti almaya hak kazanamaz. Çünkü hac, tam bir ibadet olduğundan ücret karşılığında yapılamaz.
    (Malikilere göre, hacda beden ibadeti mal ibadetinden daha üstün olduğu için, farz olan bir hacda bedel tutmak caiz değildir. Bunun için ücret vermek caiz değildir, hükümsüzdür. Fakat nafile hac için niyabet kerahetle caizdir.
Şafiî ve Hanbelîlere göre hac ibadeti, niyabet kabul eden ibadetlerdendir. Bunun için hac veya umre yapmaktan aciz olan kimsenin, başkasına bir ücret karşılığında veya nafakasını karşılamak suretiyle hac veya umre yaptırması sahihdir.)
    6) Âmirin verdiği mal, binitli olarak hacca elverişli olunca, naib binitli olarak hacca gitmelidir, isterse âmir piyade olarak gitmesine izin vermiş olsun. Aksi halde naib, harcayacağı malı âmirine borçlanıp âmirin binitli olarak hac ettirmesi gerekir. Fakat verilen mal binmeye elverişli değil ise, piyade olarak yapılan hac yeterli olur.
    7) Âmirin vasiyet etmiş olduğu mal yeterli ise, vatanından hac edilmesi gerekir. Değilse, yeterli olacağı bir yerden hac edilir.
    Bizzat veya niyabet üzere hac etmek için yola çıkan kimse, yolda vefat edip tarafından hac edilmesi vasiyet edilmiş bulunsa, İmam Azam'a göre vatanından (ikamet yerinden), iki imama göre de vefat ettiği yerden hac ettirilir.
    Yine, kendisi için beldesinden başka bir yerden hacca gidilmesini vasiyet eden kimsenin, vasiyetine göre hac ettirilir.
    Ölen bir kimse adına beldesinden hacca gidilmesi gerekirken, vasisi başka bir beldeden hac ettirecek olsa, bu hac vasinin adına olur. Ölü için ayrıca hac ettirmesi gerekir. Eğer o iki yer arasındaki uzaklık bir günde gecelemeden gidip gelinecek kadar ise, o zaman ölü adına hac sahih olur.
    8) Naib hac işlerine başlamadan önce veya ihrama giderken âmir adına hac etmeye niyet etmelidir. Dili ile de: "Lebbeykallahümme Lebbeyk an fülanın..." diye telbiyede bulunmalıdır. Yalnız kalbi ile niyet etmesi de yeterlidir.
    9) Naib, âmir adına bizzat hac etmelidir. Eğer bir engel sebebiyle başkasına para verip hac ettirirse, bu hac âmir adına sahih olmaz. Almış olduğu yol masrafını ödemesi gerekir. Fakat âmir, tayin etmiş olduğu naiba, "Başkasını gönder" veya "Dilediğini yap" diye izin vermiş olursa bu sahih olur. Çünkü bu durumda vekil hac için her yetkiye sahib bulunmuş olur.
    10) Naib, haccını bozmamış olmalıdır. Şöyle ki: Naib, Arafat'da vakfe yapmadan önce zevcesi ile cinsel ilişkide bulunsa, haccını bozmuş olur. Artık sonradan kaza edeceği hac, âmir adına olmamış olur. Bunun için almış olduğu masraf bedelini âmire ödemesi gerekir.
    Eğer naib, Arafat'da durduktan sonra cinsel ilişkide bulunsa, masrafı ödemesi gerekmez. Çünkü haccın asıl rüknü yerine getirilmiştir. Ancak ziyaret tavafını yapmadan geri dönerse, zevcesine karşı ihramlı olarak kalır ve kendi malı ile gidip ziyaret tavafını yapmadıkça ihramdan tamamen çıkmış olmaz.
    11) Naib, âmire aykırı bir davranışta bulunmamalıdır. Âmir, ifrad haccı emretmişken, naib, umre veya kıran haccı veya temettü haccı yapmış olsa, âmir adına hac etmiş olmaz. Bu durumda aldığı yol masrafını ödemesi gerekir.
    Fakat naib, âmirin emrini yerine getirmekle beraber, kendi parası ile kendisi için de ayrıca umre yapabilir. Aynı şekilde yalnız umre yapmaya memur olan kimse de, bunu yaptıktan sonra kendi parası ile kendi adına hac edebilir. Fakat önce kendisi için hac yapıp sonra amir adına umre yapması caiz değildir.
    12) Naib, yalnız âmir adına hac için ihrama girmelidir. Biri kendi adına, diğeri âmir adına olmak üzere iki ihrama niyet etse, âmir adına haccı caiz olmaz. Ancak kendi adına olan ihramı bırakıp da âmir adına ihrama devam ederse, bu âmir için sahih olur.
    13) Naib telbiyeyi yalnız âmir adına yapmalıdır. İki kişinin niyabetini kabul edip bunların adına telbiye ederse, hiç biri adına caiz olmaz. Almış olduğu masrafları öder. Fakat bunlardan yalnız birini tayin ederek ihramda bulunursa, onun için caiz olur, diğeri için olmaz. Bundan aldığı parayı ona öder. İki kişiden herhangi birini tayin etmeksizin ihrama girecek olsa, İmam Ebû Yusuf'a göre, yine niyabet sahih olmaz. Kendisi için nafile hac yapmış olur. İmam Azam'a göre, yapacağı haccı bunlardan birine ayırabilir.
    14) Naib haccı kaçırmamış olmalıdır. Onun için başkası adına hac yapacak olan bir bedel, kendi işleri ile uğraşır da belirtilen senede hac yapamazsa, almış olduğu parayı sahibine öder. Fakat hastalık gibi elinde olmayan bir sebeble hac edemezse, almış olduğu bedeli geri vermesi gerekmez, yeniden hac etmesi gerekir.
    15) Amirin tayin etmiş olduğu naib, âmir adına hac etmiş olmalıdır. Buna göre: "Benim adıma başkası değil, falan adam hac etsin," diyen bir âmirin emrine aykırı olarak o adam gerek hayatta iken, gerekse öldükten sonra başkasına hac ettirilecek olsa, bu hac âmir adına caiz olmaz.
    Fakat âmir, böyle "başkası değil, ancak falan kimse benim adıma hac etsin" şeklinde bir tahsis yapmayarak: "Adıma falan kimse hac etsin" dediği takdirde, o kimsenin ölümü halinde başkasına hac ettirilebilir.
    Aynı şekilde, hiç bir kimseyi göstermeksizin adına hac yaptırılmasını vasiyet eden bir kimse için, ölünce varisleri toplanarak diledikleri bir adamı "Naib" olarak hacca gönderebilirler.
    16) Âmir ile naib, müslüman, akla sahib ve hac işlerini anlayacak durumda olmalıdır. Onun için bir müslüman gayrimüslimi ve bir gayrimüslim de müslümanı bedel tayin edemeyeceği gibi, bir akıllı deliyi ve bir deli de akıllıyı bedel yapamaz.
    Haccın nasıl yapılacağını anlayıp ayırt edemeyecek olan bir çocuk da naib tayin edilemez.
    84- Bir kimse, anası ve babası adına, onların emirleri olmaksızın hac edebilir. Çünkü bu bir velayet ve niyabet değildir. Yapılan ibadetin sevabını onlara bağışlamak demektir.
<font color=RED>“Bilginin elde edilmesi... bizi iyiye ulaştıracaktır.”[/COLOR]

Back to Top
 Post Reply Post Reply

Forum Jump Forum Permissions View Drop Down



This page was generated in 0.109 seconds.